Mithat GÜDÜ /Emekli İmam Hatip / Gazeteci -Yazar

Tarih: 12.02.2026 08:37

Zamanın Kıymetini Bilenlerin Yolunda

Facebook Twitter Linked-in

İnsan, hayatı boyunca birçok söz duyar; ama bazıları vardır ki bir ömür boyu peşimizi bırakmaz. Hikmetiyle içimize işler, düşüncemizi olgunlaştırır, adımımıza yön verir. Büyüklerin sözleri tam da böyledir. Çünkü onlar, kelimeleri sadece söylememiş; yaşamış, tecrübenin ateşinden geçirip bize sunmuşlardır.

Bişr-i Hâfî’nin “Dün öldü, bugün can veriyor. Yarın henüz doğmadı.” sözü, aslında hayatın bütün matematiğini tek cümlede özetler. Geçmiş bitti, gelecek belirsiz… O hâlde insanın sermayesi yalnız bugündür. Buna rağmen nice ömrü, dünün pişmanlığıyla yarının kaygısı arasında heder ederiz. Zamanın kıymetini bilmeyen, elindeki en büyük nimeti bilmeden tüketir.

Dünya, İbrahim Hakkı Erzurûmî’nin de dediği gibi kovaladıkça kaçan, kaçtıkça peşimize düşen bir misafirhane. Ona aşırı bağlanmak, bulanık bir suyun ortasında inci aramaya benzer. Dünya sevgisi kalbe girdiği anda, ibadetin tadı kaçar; insanın iç dengesi bozulur. Çünkü kalp, iki sevgiyi birden taşıyamaz: ya dünya ağır basar ya Hak.

İnsan hayatının merkezi, kalptir. Kalbin selîm olması, tüm yaşantının düzenini belirler. Kalp, aynı zamanda şeytanın ve nefsin de hedefindedir. Ebû Abdullah Dîneverî’nin uyarısı hayâtîdir: “Nefsini hayırlı işlerle meşgul et, yoksa o seni kötülükle meşgul eder.” Tıpkı boş bırakılan bir toprak gibi, nefs de iyi tohum ekilmezse zararlı otlarla dolar.

Nefsini boş bırakan, onu kendi haline terk eden, bir müddet sonra onun esiri olur. Bu yüzden Yusuf bin Hüseyin Râzî’nin uyarısı boşuna değildir: “Nefsin aldatmasına kapılan hayrı tadamaz.” Hayır, nefsin hile kapısından girmez; kalpte temizlik ister, direnç ister, farkındalık ister.

Bazen insanın içi katılaşır. Kalp, bir taş misali ağırlık hisseder. Böyle anlarda Ahmet bin Ebû’l-Havârî’nin tavsiyesi kulaklara küpe olmalı: “Kalbinde katılaşma görürsen; sâlihlerle sohbet et, az ye, nefsin isteklerini kır.” Kalp, çevreden beslenir; insan kimle oturup kalkıyorsa onun hâline bürünür.

Öfkesine yenilen ise kendine yenilir. Bişr-i Hâfî’nin, “Bir kimse öfkesini yenmedikçe takvâ sahibi olamaz” sözü, karakter eğitiminde mihenk taşıdır. Sâdi Şirâzî de aynı noktaya parmak basar: “Hiddetle kılıca sarılan, sonra pişman olur.” Öfkenin götürdüğü hiçbir yer hayır kapısından içeri girmez.

Bugün iletişimin arttığı ama gönül bağlarının zayıfladığı bir çağdayız. Oysa İbrahim Hakkı Erzurûmî’nin “Yumuşak söz ve bol selâm insanların sevgisini kazandırır” sözü hâlâ geçerliliğini koruyor. Bir gönül kimi zaman bir selâmla açılır, kimi zaman bir tebessümle. Hz. Hüseyin’in “Dil gönlün aynasıdır” uyarısı, sözün nereden beslendiğini açıklar: Gönlü dar olanın dili de daralır, gönlü geniş olanın dili de genişler.

Dostluk ise ayrı bir sınav… Hz. Mevlânâ “Dostlarınızı sık ziyaret edin; yürünmeyen yol dikenle kapanır” derken aslında bir gerçeğe işaret ediyor: İlişkiler emek ister. Evliyâ Çelebi’nin, “Tanıştığından bir şey isteme, küçülürsün” sözü de insana vakarını korumayı öğretir.

Kalbin en büyük düşmanı kibirdir. Ebû Hâşim’in şu ifadesi insanı irkilten cinstendir: “İğne ile dağı devirmek, kalpten kibri söküp atmaktan kolaydır.” Kibir insanı Hak’tan uzaklaştırır, insanlardan soğutur, hakikâti perdeler. Buna karşılık Hz. Ali’nin “Akıl gibi mal, iyi huy gibi dost, edep gibi mîras olmaz” sözü, karakterin gerçek zenginlik olduğunu hatırlatır.

Ve nihayet: İlmin şerefi… Hz. Ali “İlim gibi şeref olmaz” diyerek bilginin sadece öğrenilecek bir şey değil, yaşanacak bir değer olduğunu vurgular. İmam-ı Âzam’ın “Hakkı söylemede sultandan bile korkma” nasihati ise adaletin ve doğruluğun omuzlara yüklediği sorumluluğu gösterir.

Tüm bu sözler, insanın yolunu aydınlatan birer kandil gibidir. Her biri bir yön gösterir, her biri bir kapıyı aralar. Bu hikmetli sözlerden çıkan ortak sonuç şudur:

İnsan kendini terbiye etmedikçe, kalbini temizlemedikçe, sözünü tartmadıkça ve zamanın kıymetini bilmedikçe huzûru bulamaz.

Hayat, büyüklerin işaret ettiği gibi, bir nefesliktir. Kimi nefes Hak için alınır, kimi nefes boşluk için… Seçim bize bağlıdır.

Bugünü iyi değerlendirenin yarını aydınlık olur. Kalbini koruyanın yolu açık olur. Sözünü tartanın gönlü genişler.

Ve unutmayalım:
Hak yolunda yürüyen, adımının sesini dünyada değil, âhirette duyar.
 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —