Rafet Ulutürk

Tarih: 22.02.2026 09:23

Yüreğin Sınavı

Facebook Twitter Linked-in

Bazen bir haber başlığına takılır gözümüz. Bir çocuğun yıkıntılar arasındaki bakışı, bir annenin sessiz çığlığı, bir babanın çaresizce göğe kaldırdığı elleri… Görürüz. İçimiz burkulur. Sonra hayat devam eder. Çayımız soğur, telefonumuz çalar, işler yetişir. Ama bir yerlerde bir hayat hâlâ yanmaktadır.

İşte insan olmak, o yangını kalbinde hissedebilmektir.

Bu yukarıdaki söz, sadece bir temenni değil; bir vicdan çağrısıdır. Çünkü insan olmak biyolojik bir gerçeklikten ibaret değildir. İnsan olmak, başkasının acısına kayıtsız kalamamaktır. Bir yabancının gözyaşında kendi evladını, bir başka coğrafyanın çığlığında kendi sokağını duyabilmektir.

Acıya ortak olmak zordur. Çünkü konforumuzu bozar. Sessizliğimizi sarsar. Bizi taraf olmaya zorlar. Oysa çoğu zaman güçlü olmak, duygusuz kalabilmek sanılır. “Etkilenmemek” bir meziyet gibi sunulur. Ama gerçek güç, başkasının acısına bakabilme cesaretidir. Kaçmadan, gözlerini kaçırmadan, yüreğini kapatmadan…

Bir toplumun asıl gücü gökdelenlerinde değil, vicdanında saklıdır. Eğer bir şehirde insanlar birbirinin yükünü omuzlamıyorsa, o şehir ne kadar gelişmiş olursa olsun eksiktir. Çünkü dayanışma olmadan insanlık eksik kalır. Bir insanın acısını hafifletmek, belki dünyayı değiştirmez; ama o insanın dünyasını değiştirir. Ve bazen bütün insanlık, tek bir yürekte başlar.

Acıya ortak olmak yalnızca üzülmek değildir. Haksızlığa karşı ses olmaktır. Mazlumun yanında durmaktır. Dinlemektir. Gerçekten dinlemek… Çünkü çoğu insan çözümden önce anlaşılmak ister. Bir omuz, bir söz, bir içten bakış bazen en büyük ilaçtır.

Kayıtsızlık ise insanı yavaş yavaş tüketir. Başkasının acısına alışan bir yürek, zamanla kendi acısına da yabancılaşır. Vicdan sustukça, insanlığımızdan bir parça eksilir. Oysa paylaşılan acı hafifler; paylaşılan merhamet çoğalır.
Bugün dünyanın neresinde olursa olsun bir çocuk ağlıyorsa, o ses aslında hepimize aittir. Sınırlar, pasaportlar, kimlikler o gözyaşını ayırmaz. Acı evrenseldir. Ve insanlık, ancak o evrensel acıya yüreğini açabildiği ölçüde gerçektir.

Belki dünyayı tek başımıza kurtaramayız. Ama bir kalbe dokunabiliriz. Bir el tutabiliriz. Bir yaraya merhem olabiliriz. İnsanlık büyük sözlerle değil, küçük ama samimi adımlarla ayakta kalır.

Unutmayalım: İnsan olmak bir ayrıcalık değil, bir sorumluluktur. Başkasının acısına sırt çevirdiğimiz an, insanlığımızdan uzaklaşırız. Ama o acıya yüreğimizi açtığımızda, yalnızca bir başkasını değil, kendimizi de iyileştiririz.
Çünkü insan olabilmek, en çok da yüreğin sınavıdır. Ve o sınavı vicdanıyla geçenler, dünyayı sessizce güzelleştirir.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —