Burhan Uçaner

Tarih: 13.12.2025 19:35

Yeşil’in Gölgesinde: Derin Devletin Eski Hesapları, Yeni Tezgâhlar ve Güç Dengelerinin İnşası

Facebook Twitter Linked-in

Yeşil’in Gölgesinde: Derin Devletin Eski Hesapları, Yeni Tezgâhlar ve Güç Dengelerinin İnşası

Bildiklerimiz, Gördüklerimiz, Öngörülerimiz…

Türkiye’nin karanlık dehlizlerinde dolaşan isimler nadiren sahneye döner; döndüklerinde ise sadece toz dumanı artırmakla kalmaz, güç dengelerini sarsar. 9 Aralık 2025’te, Sözcü gazetesi yazarı Saygı Öztürk’ün telefonuna gelen o beklenmedik arama, tam da böyle bir depremdi – hem de bir yıl önceki benzer olayın neredeyse tıpkısı. Karşıdaki ses, yine “Ben Yeşil’im” dedi. Mahmut Yıldırım –ya da kod adıyla Yeşil– Güneydoğu’daki faili meçhullerin, JİTEM’in kirli operasyonlarının ve derin devletin en tartışmalı figürlerinden biri olarak yıllardır “ölü” addedilen bir hayalet. Aramayı yapan, 1953 doğumlu olduğunu, karaciğer nakli geçirdiğini ve şu an Suriye sınırına yakın bir köyde “güvendiği bir ülkücü dostunun evinde” saklandığını anlattı. İnanan var mı? En çarpıcısı ise: 1993’te öldürülen JİTEM Binbaşısı Cem Ersever’in cinayetinde parmağı olmadığını, o olayın “içeriden bir tezgâh” olduğunu iddia etmesiydi. Üstelik bu sefer, PKK elebaşı Abdullah Öcalan’a yönelik başarısızlıkla sonuçlanan suikast planına Bursa Cezaevi’nden bir ismin –muhtemelen Sabri Ok– katıldığını öne sürdü. Öztürk, sesi tam olarak tanıyamadığını söylese de, sorulan detaylara verilen cevaplar –eski haberlerden sızan sırlar– yeterince inandırıcıydı. Peki, neden tam da şimdi, yine? Ve Ersever cinayeti, bu “geri dönüşlerin” anahtarı mı? Yoksa bu, Suriye’de yeni güç dengeleri kurmak için atılan bir adım mı?

Bu makale, Yeşil’in son çıkışlarını bir PR numarası ya da nostaljik bir fısıltı olarak görmüyor. Aksine, gerçeklere yaslanarak –Hanefi Avcı’nın itiraflarından, Soner Yalçın’ın belgelerine, MİT raporlarından Susurluk skandalına, en taze Meclis önergelerine– bir komplo zincirini örüyor. Barış süreci gibi hassas bir konuya bulaşmadan, zira o süreç zaten jeopolitik bir taviz olarak –ABD’nin Suriye’deki vekil güçlerini (SDG/Rojava) koruma hamlesi olarak– tarihe kazınmış bir sayfa. Bizim derdimiz, o sürecin gölgesinde kalan eski hesaplar: Derin devletin, kendi pisliğini temizlemek için kullandığı figürler ve tezgâhlar. Ersever’in ölümü, bu zincirin en zayıf halkası –ve belki de en çarpıcı kanıtı. Ama asıl mesele, bu hayaletin neden hortlatıldığı: Suriye’de Türkiye-Rusya-ABD üçgeninde güç dengelerini yeniden şekillendirmek için mi?

Yeşil: Devletin Koruyucu Meleği mi, Yoksa Keçisi mi?

Mahmut Yıldırım’ın hikayesi, 1980’lerin MİT’ine uzanır. Bingöl doğumlu, Solhan nüfusuna kayıtlı bir adam; resmiyette “Mahmut Atmaca” kod adıyla istihbaratçı. 1990’lara gelindiğinde JİTEM’in (Jandarma İstihbarat ve Terörle Mücadele) gölge adamı: Faili meçhuller, Hizbullah bağlantıları, uyuşturucu rotaları… Susurluk kazasıyla (3 Kasım 1996) patlak veren skandalda adı en üste yazıldı. Abdullah Çatlı’yla el ele, Veli Küçük’le omuz omuza; devletin “kontrgerilla” kolunun tetikçisi olarak anıldı. Ama 1996’da “kayboldu”. Hatta cenazesi bile düzenlendi –tabii ki boş bir tabutla.

Yıllar içinde iddialar çoğaldı: Azerbaycan’da saklanıyor, MİT’e çalışıyor, hatta öldü. Eski MİT’çi Mehmet Eymür, 2024’te “Bir dönem bana bağlıydı” diye röportaj verdi. Hanefi Avcı ise daha net: “Yeşil MİT’e girdi, bir daha çıkmadı. Öldürüldü.” Avcı, Yeşil’in JİTEM içindeki rolünü de açtı: Nusaybin’den Tunceli’ye, “Yeşil” adıyla bilinen bu adam, PKK itirafçılarını toplayıp infaz timleri kuruyordu. Ama asıl soru: Neden dokunulmaz? Cevap, derin devletin labirentinde gizli: Yeşil, sadece tetikçi değil; devletin kirli çamaşırlarını bilen bir “güvenlik vanası”. Onu ortadan kaldırmak, tüm sistemi ifşa etmek demek.

X’te son bir yılda Yeşil etrafında dönen tartışmalar da bunu doğruluyor. Milliyetçi hesaplar “Derin devlet aklı hâlâ ayakta” diye övünürken, Kürt aktivistler “Kürt katili geri mi döndü?” diye isyan ediyor. Sakaryaspor taraftarlarının Amedspor maçında Yeşil maskeleriyle gözaltına alınması bile, figürün hâlâ canlı bir sembol olduğunu gösteriyor. Peki, Ersever nerede devreye giriyor? Ve bu, Suriye’de güç dengelerini nasıl etkiliyor?

Cem Ersever: JİTEM’in Karadeliği ve Susturulmuş İtiraflar

Ahmet Cem Ersever, 1950 doğumlu emekli binbaşı; babası subay, kendisi Güneydoğu istihbaratının efendisi. 1987’de JİTEM’i kuran isimlerden: Arif Doğan’la birlikte, İstanbul-Ankara-Diyarbakır hattında örgütlendi. Kadrolar: Muvazzaf askerler ve PKK’dan dönen itirafçılar. Ersever’in ekibi, Vedat Aydın’dan Musa Anter’e uzanan cinayetlerde parmak izi bıraktı. Ama 1993 Mart’ında her şey değişti: Ordudan istifa etti, Aydınlık dergisine konuştu. “Güneydoğu’daki olayların gerçekleri gizleniyor” dedi. Yeşil’i, Alaattin Kanat’ı, İbrahim Babat’ı tek tek ifşa etti: “Bunlar devletin adamı, ama kanunsuz.”

Soner Yalçın’a “Binbaşı Ersever’in İtirafları”nda anlattıkları, bugün bile ürpertiyor: Muş’ta 1992’de beş kişiyi (Saim Çelik, Veysi Çağlayan ve diğerleri) jandarmadan alıp infaz eden timin, Yeşil’in adamları olduğunu iddia etti. Savcı Nail Yalçın soruşturma başlattı, ama Adalet Bakanlığı “MİT mensubu, izin yok” diye kapattı. Ersever, “Üçgendeki Tezgâh” kitabını yazmaya başladı: PKK-mücadele ihanetleri, derin devlet çeteleri… Ama 4 Kasım 1993’te, Ankara-Elmadağ yolunda cesedi bulundu. Eller önden bağlı, kafasında iki kurşun. Yanında sevgilisi Neval Boz (asıl adı Eşref Hatunoğlu, PKK itirafçısı) ve şoförü Kemal Uzuner de öldürülmüş halde –üç ayrı yerde, “domuz bağı”yla.

Kim yaptı? Resmi tez yok, ama ipuçları bol. Ersever’in mobil telefonu, ölümünden hemen sonra Yeşil’e geçti –Ahmet Demir adına kayıtlı. Kemal Uzuner’in evinden çıkan uzaktan kumandalı patlayıcılar? Yeşil tarafından MİT’e teslim edildi. Hanefi Avcı, Susurluk Komisyonu’nda anlattı: “Ersever, HADEP açlık grevine bomba koyacaktı. Ama onu izleyenler vardı –Yeşil ve ekibi.” Avcı’ya göre, Ersever’i Yeşil öldürdü; ama asıl emir, JİTEM içindeki “hain avcıları’ndan geldi.

Çetin Ağaşe’nin “Cem Ersever ve JİTEM Gerçeği” kitabı, tezgâhı daha da açıyor: Ersever, Yeşil’i “sevgili” diye sunduğu kadın ajanı üzerinden tuzağa düşürdü. Yeşil, haraçlardan pay veriyordu; ama Ersever ifşa edince, hesaplar tersine döndü. Ergenekon bağlantısı? Ersever’in Yalçın’a konuştuğu Aydınlık, Doğu Perinçek’in gazetesi –PKK’yla fotoğrafları çıkan bir adamın. Ersever, “PKK’yla işbirliği yapan yetkilileri açıklayacağım” diyordu; ama susturuldu. Neden? Çünkü o, derin devletin “üçgenini” –jandarma-MİT-çeteler– ifşa edecekti.

Komplo Teorisi: MİT’in Ersever Tezgâhı, Yeşil’in “Ölümsüzlüğü” ve Suriye’de Güç Dengelerinin Yeniden İnşası

Şimdi, çarpıcı gerçekleri zincirleyelim –ve komployu genişletelim: Ersever cinayeti, Yeşil’e yüklenerek MİT’in koruma kalkanı oldu. Neden? Ersever, JİTEM’in kurucusu olarak her şeyi biliyordu –ama istifa edince “düşman” ilan edildi. MİT, onu Yeşil’e attı: Telefonlar, patlayıcılar, infaz timi… Hepsi Yeşil’in üstüne. Ama Yeşil? Korundu. 1996 kayboluşu bile sahte –cenaze, dikkat dağıtmak içindi. Avcı’nın dediği gibi: “Yeşil MİT’e girdi, çıkmadı.” Ersever’in şoförü Kemal Uzuner, “Cem’in evinde kalıyordu” diye ifade verdi; ama o da öldü. Tezgâhın amacı? Derin devleti temizlemek: Ersever gibi “gevşekleri sustur, suçları “bağımsız çetelere” yükle.

Güncele bağlayalım –ve komployu katmerleyelim: Öztürk’ü arayan Yeşil, tam da Ersever’i reddederek başlıyor. Neden? Suriye gerilimi artarken –SDG’nin ABD desteğiyle güçlendiği, Türkiye’nin operasyon hayallerinin tökezlediği bir dönemde– bu “ses”, eski travmaları canlandırıyor. X’te “SDG’ye sabotaj mesajı” diye yorumlar yağıyor. Komplo şöyle: MİT (ya da kalıntıları), Yeşil’i “hayalet” olarak kullanıyor. Ersever tezgâhı gibi, bugünkü “görünüş” de bir test: Tepkileri ölç, Kürt tarafını paniklet, milliyetçi cepheyi konsolide et. Gözaltına alınmaması? Emir yukarıdan –Meclis önergeleri (DEM Parti’li Sırrı Sakık ve CHP’li Sezgin Tanrıkulu’ndan) cevapsız kalacak, konu unutulacak. Ama bu sefer, Sabri Ok vurgusuyla, Bursa Cezaevi’nden “içeriden ihanet” detayı ekleniyor –sanki yeni bir suikast dalgası için zemin hazırlanıyor.

Daha derin: Ersever’in “içeriden ihanet” itirafı, Öcalan suikastıyla örtüşüyor. Yeşil, aramada “1999 Şam suikastinde ihanet yedik” diyor. Bu, MİT’in Suriye hattını koruma hamlesi: Rojava’daki “hainleri” temizleme sinyali. Derin devlet kalıntıları –eski JİTEM ağları, HÜDA-PAR bağlantıları– hâlâ aktif. Yeşil’in “ülkücü dostu”? Belki bir Hizbullahfigürü, sınır köyünde bekleyen bir vekil

Komployu arttıralım: Bu, sadece bireysel bir geri dönüş değil; Suriye’de güç dengelerini yeniden kurmak için tasarlanmış bir operasyon. Türkiye, Rusya’yla Esad rejimini sıkıştırırken, ABD SDG’yi kalkan yapıyor. Yeşil’in hortlatılması, “kontrgerilla”yı devreye sokmak için: Rojava’da kaos yarat, SDG’yi içten çökert, milliyetçi unsurları (ülkücüler, Hizbullah artıkları) mobilize et. Sabri Ok gibi isimler üzerinden “ihanet” vurgusu? SDG içindeki olası muhalifleri tetiklemek –Mazlum Kobani gibi liderlere suikast için zemin. Derin devlet, MİT’in resmi kanallarını bypass ederek, “bağımsız” figürlerle güç dengesini lehine çeviriyor: Rusya’ya göz kırp, ABD’yi kızdır, Türkiye’nin sınır ötesi hakimiyetini pekiştir.

Çarpıcı gerçek? Ersever’in telefonu hâlâ izlenebiliyor –Yeşil’in Jandarma’yla görüşmeleri, 1993 kayıtlarında. Bugün, Suriye’de yeni bir “üçgen” kurulurken –Türkiye-Rusya-ABD arasında– bu hayalet, güç dengelerini sarsmak için sahneye konuyor. Yeşil’in “devlet biliyor” demesi? Koruma zırhı –ve aynı zamanda tehdit: “Biz hâlâ buradayız, dengeleri bozarız.”

Sonuç: Hayaletler Dönüyor, Dengeler Değişiyor – Ama Neden?

Yeşil’in sesi, sadece bir telefon değil; bir uyarı –ve bir güç gösterisi. Ersever cinayeti gibi, bu da tezgâh kokuyor: MİT, suçları Yeşil’e yükleyerek kendini aklıyor, figürü ise “ölümsüz” kılarak kullanıyor. Suriye’de, Rojava’nın istikrarı ABD’ye yaslanırken, bu hayalet eski travmaları canlandırıp yeni dengeler kuruyor: Kontrgerilla taktikleriyle SDG’yi zayıflat, milliyetçi cepheyi birleştir, Rusya’yla pazarlık masasını güçlendir. Barış süreci? O zaten bir tavizdi; şimdi sıra, o tavizin faturasını eski hesaplarla ödemekte –ve güç dengelerini yeniden yazmakta.

 Gerçek mi? Belki yarısı. Ama zincir kopmaz: Derin devlet, hayaletlerini yaşatır, dengeleri bozar. Ve biz, toz bulutunda gerçekleri aramaya devam ederiz.

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —