Rafet Ulutürk

Tarih: 22.01.2026 13:38

Yeni Bir Yol Ayrımı: "35 Yıllık Oyun Bozulsun mu?"

Facebook Twitter Linked-in

1. Ahmet Doğan’ın partisini kaybetmesi neden inandırıcı gelmiyor?

Birçok seçmen için bu durum, Bulgaristan siyasetindeki derin yapıların ve eski istihbarat ağlarının bir kurgusu gibi görünüyor. Ahmet Doğan gibi bir figürün, yıllarca kendi kurduğu kaleyi bu kadar kolay terk etmesi, "danışıklı dövüş" şüphesini uyandırıyor. Seçmen şunu soruyor: "Bu bir kopuş mu, yoksa bizi yine bir yere kanalize etmek için kurgulanmış yeni bir istihbarat manevrası mı?" 35 yıldır süregelen bu gizemli siyaset tarzı, halkta güveni tamamen bitirmiş durumda.

2. "Türk partilerine mahkûm muyuz?" sorusu neden bugün daha yüksek sesle soruluyor?

Çünkü 35 yıldır denenen yollar, Türk bölgelerini ekonomik olarak kalkındırmadı ve haklar konusunda çoğu zaman patinaj yapıldı. Seçmen artık şu acı gerçeği görüyor: Türk bölgelerinin geri kalmışlığı, bazı siyasiler için bir "oy deposu" garantisi olarak kullanılıyor. Bu kısırdöngüyü kırmak için, "Neden kendimizi sadece etnik temelli bir partiye hapsediyoruz?" düşüncesi bir kurtuluş yolu olarak beliriyor.

3. Türklerin Bulgar partilerine yönelmesi stratejik bir hamle olabilir mi?

Evet, bu radikal ama ufuk açıcı bir öneri. Türk bölgelerindeki değerli insanlara, donanımlı gençlerimize listelerinde yer verecek demokrat ve dürüst Bulgar partilerine yönelmek, şu kapıları açabilir:

- Getolaşmayı Önlemek: Türk toplumunu Bulgar siyasetinin çeperinden merkezine taşır.

- Şantajı Bitirmek: "Biz olmazsak Bulgarlar size zulmeder" korkutmasına dayalı siyaseti sonlandırır.
- Gençlere Alan Açmak: Mevcut Türk partilerindeki "kemikleşmiş" kadroların yer vermediği yetenekli gençlerimiz, modern Bulgar partilerinde bakanlık, müdürlük gibi icracı makamlara daha kolay gelebilir.

4. Türk bölgelerinde neden "Yeni Bir Kapı" aranmalı?

35 yıldır denenen ve hep aynı sonuçları veren modeller, artık miadını doldurdu. Seçmen şunu fark etti: Kendi partimiz dediğimiz yapılar bazen bizim değil, oligarkların sesi oldu. Türk nüfusun yoğun olduğu bölgelerde, gerçekten dürüst ve vizyoner gençleri aday gösteren bir veya iki Bulgar partisine şans vermek; "oyun kurucuların" elindeki en büyük kozu, yani Türk oylarını "garanti" görme rahatlığını ellerinden alacaktır.

5. Türk seçmen bu seçimde bir "Zihniyet Devrimi" yapabilir mi?

Seçmen artık "isimlere" değil, "insana ve imkana" bakmalı. Eğer bir Bulgar partisi, Türk mahallesine girip dürüstçe; "Sizin gencinizi şuraya aday yapıyoruz, sizin bölgenize şu yatırımı getireceğiz" diyorsa ve buna samimiyetle inanılıyorsa, o sandık artık bir tabu olmamalıdır. Bu, kimliğimizden vazgeçmek değil; kimliğimizi kullanarak bizi yönetenlere verilen en büyük ders olacaktır.

6. Türkler için en iyi strateji nedir? (Yeni Bir Bakış)
- Yumurta Sayısını Artırmak: Tüm oyları tek bir sepete koymak yerine, enerjiyi ve temsiliyeti demokratik Bulgar partileri içinde de bölüştürmek.
- Pazarlık Gücünü Artırmak: Bulgar partilerinin, Türk oylarını almak için birbiriyle rekabet etmesini sağlamak. Bu, Türk toplumunun taleplerinin değerini artırır.
- Liyakat Odaklı Destek: Sadece "bizden" olduğu için değil, gerçekten iş yapacak, dürüstlüğüyle bilinen, eğitimiyle fark yaratan gençlerimize hangi partide olursa olsun omuz vermek.

Bu yaklaşım, Bulgaristan Türklerinin siyasi olgunluğunu ve artık "korku siyaseti"ne teslim olmayacağını gösteren en güçlü duruştur.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —