Bir milletin kaderi, koyduğu teşhise bağlıdır.
Teşhis yanlışsa, tedavi ihanetle sonuçlanır.
Yıllardır önümüze aynı cümleyi koyuyorlar:
“Kürt Sorunu…”
Soruyorum:
Gerçekten mesele bu mu?
Bu topraklarda Türk ile Kürt yüzyıllardır omuz omuza savaşmadı mı?
Malazgirt’te yan yana değil miydik?
Çanakkale’de aynı siperde kanımız birbirine karışmadı mı?
15 Temmuz’da aynı bayrağın altında göğsümüzü tanklara siper etmedik mi?
Mesele etnik kimlik değil.
Mesele, kimlikler üzerinden yürütülen küresel operasyonlardır.
Bugün adına “Kürt Sorunu” dedikleri şey; aslında uluslararası terörün, emperyal aklın ve böl-parçala-yönet stratejisinin Türkiye ayağıdır.
Demokrasi ve insan hakları götürüyoruz diyerek
Irak’ı kan gölüne çevirenler,
Suriye’yi parçalayarak haritayı cetvelle bölenler,
Libya’yı kabile savaşına sürükleyenler…
Şimdi bize insan hakları dersi mi veriyor?
Teröre “özgürlük mücadelesi” diyenlerin literatürünü neden kullanıyoruz?
Silahlı yapıları “siyasi aktör” gibi gösteren dili niçin benimsiyoruz?
Bir şeyi adıyla çağırmazsanız, onunla mücadele edemezsiniz.
PKK bir terör örgütüdür.
Bu mesele bir etnik hak arayışı değil, silahlı bölücülük meselesidir.
Bu mesele bir kimlik meselesi değil, devletin bekası meselesidir.
Türk ile Kürt arasında sorun yoktur.
Sorun, araya sokulan silahtır.
Sorun, dışarıdan pompalanan ideolojidir.
Sorun, sınırlarımızın hemen ötesinde kurdurulmak istenen terör koridorudur.
Türk ellerini birbirinden koparanlar,
Türkistan coğrafyasını ayrıştıranlar,
İslam dünyasını mezhep fay hatlarıyla bölenler…
Aynı akıl bugün Anadolu’da kardeşliği dinamitlemek istiyor.
Biz ne yapıyoruz?
Onların kavramlarını kullanıyoruz.
Onların tarifleriyle tartışıyoruz.
Onların yazdığı senaryoda figüranlık yapıyoruz.
Yanlış teşhisle doğru tedavi olmaz.
Eğer meseleye “Kürt Sorunu” derseniz; çözümü etnik tavizlerde ararsınız.
Ama mesele uluslararası terör sorunuysa; çözümü güvenlikte, milli birlikte ve güçlü devlette ararsınız.
Bu ülkenin Kürt’ü de Türk’tür.
Bu ülkenin Türk’ü de Kürt’le kardeştir.
Araya giren tek şey terördür.
Unutmayalım:
Bu coğrafyada etnik çatışma çıkmadıysa bu milletin feraseti sayesinde çıkmadı.
Ve çıkmayacaksa da yine bu milletin dirayeti sayesinde çıkmayacaktır.
Bizim meselemiz etnik değil, emperyal bir kuşatmadır.
Bizim meselemiz kimlik değil, istiklal meselesidir.
Bizim meselemiz ayrılık değil, birlik meselesidir.
Türkiye Cumhuriyeti bir etnik federasyon değil, bir millet devletidir.
Bu milletin adı Türk milletidir.
Bu milletin çatısı Türkiye’dir.
Bu milletin bayrağı al bayraktır.
Kavramlara dikkat etmezsek, kavramlar bizi teslim alır.
Bir kez daha hatırlatalım:
Yanlış teşhisle doğru tedavi olmaz.
Gökalp Şentürk
Strateji Uzmanı Gazeteci Yazar