Ben Korkut Ata der ki…
Bu sözler masallardan ibaret değildir.
Bu sözler, bir milletin hafızasıdır.
Oğuz ilinin sözü yüzyıllar öncesinden gelir; ama yankısı hâlâ bugünün insanının yüreğine çarpar. Çünkü bazı hakikatler zaman aşımına uğramaz. Unutuldukça kaybolmaz; aksine, unutuldukça daha çok acıtır.
Bugün bize düşen, bu sözleri yalnızca okumak değil, hissetmektir. Zira Türk’ün gücü hiçbir zaman malda, mülkte, sayılarda olmadı. Gerçek kudret, zor zamanlarda bile omuz omuza durabilme iradesindeydi. Birlik bozulduğunda sadece düzen değil, güven de dağılır. İnsan yalnızlaşır, il sessizleşir.
Töre işte bu yüzden sadece bir kural bütünü değildir. Töre; bir annenin evladına bakışında, bir babanın suskunluğunda, bir çocuğa verilen isimde yaşar. Töre bozulursa il çözülür; ama töre yaşarsa, en karanlık zamanda bile bir ışık yanar.
Bugün adını unutanların çoğaldığı bir çağdayız. Dilini hafife alan, kökünü yük sayan, geçmişi “eskimiş” diye kenara bırakan bir anlayış hızla yayılıyor. Oysa adını kaybeden, yalnızca bir kelimeyi değil; arkasında duran yurdu, hatırayı, atayı da kaybeder.
Korkut Ata’nın sözü bu yüzden emanettir. Saklansın diye değil, yaşatılsın diyedir. Çünkü söz yaşatılmazsa, hatıra toprağa dönüşür. Ve bir millet için en ağır yıkım, toprağını değil; hatırasını kaybetmektir.
Unutma sakın.
Çünkü rüzgâr unutur, zaman siler…
Ama bir millet, kendini unutursa
Onu hatırlatacak bir Korkut Ata
Her zaman bulunmaz.