ÜSTEL, YÜKSEK YARGININ TALEP ETTİĞİ ANAYASA DEĞİŞİKLİKLERİ İÇİN, SEÇİM ÖNCESİ REFERANDUMU GÜNDEME GETİREREK KENDİSİNE MEŞRUİYET KAZANDIRMAYI, RÜŞVET, YOLSUZLUK, PEŞKEŞ, YAĞMA VE SAHTE DİPLOMA GÜNDEMİNİ DEĞİŞTİRMEYİ, REFERANDUMDAN EVET ÇIKINCA SONUCU KENDİ ZAFERİ OLARAK İLAN EDİP, TOPARLANMAYI VE O RÜZGARLA ERKEN SEÇİME GİTMEYİ PLANLIYOR
MUHALEFET ÜSTEL'İN BU OYUNUNA GELİRSE, BU HALKA YAZIK EDER!
SABAHATTİN İSMAİL
Yüksek Mahkeme'nin yargıyı rahatlatmak ve hızlandırmak için Meclis'ten bir talebi var.
Yüksek Mahkeme Başkanı Bertan Özerdağ, bu çerçevede, anayasanın 4 maddesinde yargıya yönelik kapsamlı bir değişiklik istiyor.
Özerdağ, çok haklı olarak bu düzenlemenin herhangi bir seçimle ilişkilendirilmeden, yalnızca yargıya odaklı bir referandumla halka sunulmasını istediklerini açıkladı.
Özerdağ, bir süre önce yaptığı açıklamada, 2014’te çok sayıda konuyu içeren anayasa paketinin reddedildiğini, 2020’de ise cumhurbaşkanlığı seçimiyle birlikte yapılan referandumun çok az farkla kabul edildiğini, o nedenle, bu kez yalnızca 4 maddeyle sınırlı, bir düzenleme hazırlandığını duyurdu.
Başkan Özerdağ, yargının karşı karşıya olduğu en ciddi sorunun, adaletin yavaş işlemesi olduğunu, bu nedenle amaçlarının daha hızlı, etkin ve uzmanlaşmış bir yargı sistemi oluşturmak olduğunu da vurguladı.
Özerdağ, dokunulmazlıklar, ya da belediye başkanlarının görev süresi gibi siyasi konuların bu referanduma dahil edilmesine kesinlikle karşı olduklarının altını da çizdi
DEĞİŞİKLİKLER NELER?
Talep edilen değişikler şöyle:
1- Anayasanın 143. maddesinin değiştirilmesi
Yüksek Mahkeme yapısının değiştirilerek sayının başkan ve 7 üye yerine, başkan ve 10 üye olması (Artan nüfus, dava sayısı ve görev alanları dikkate alındığında bu artış yargılamaya hız kazandıracak).
2- Anayasanın 151’inci maddesinin değiştirilerek yargıç sayısının artırılması.
51 olan yargıç sayısının 80’e çıkarılması hedefleniyor.
Böylece aynı heyetin çok farklı dava türlerine bakmasının yarattığı sorunlar giderilecek. ( Güney Kıbrıs’ta üç dereceli yargı sistemi var. AB’nin önerdiği dijitalleşme ve usul reformları doğrultusunda, üst mahkemelerin iş yükü azalacak.)
3- Anayasanın 152’nci maddesinin değiştirilmesi
Bu değişiklikle kaza idare mahkemeleri kurulacak ve Yüksek İdare Mahkemesi ile daha güçlü bir koordinasyon sağlanacak
( Vatandaşlar bugün idarenin hatalı işlemleri nedeniyle iptal ve tazminat için ayrı davalar açmak zorunda kalıyor. Bu çağdaş hukukla bağdaşmıyor)
4- 155’inci maddenin değiştirilmesiyle istinaf mahkemelerinin kurulması.
( Bu değişiklik, diğer üç düzenlemeyi tamamlayıcı nitelikte olacak)
*
Kanımca hazır değişiklik yapılacağına göre, yargıç alımları konusunda devam edegelen şikayetleri de giderecek, bu çerçevede, Yüksek Adliye Kurulu yapısını yeniden düzenleyecek değişiklikler de yapılmalıdır
BAŞSAVCILIK DA DÜZENLENMELİ
Yüksek Mahkeme Başkanının talep ettiği değişiklikleri yürekten destekliyorum.
Mutlaka yapılmalıdır.
Ne ki, hazır yapılmışken Başsavcılıkla ilgili bir değişikliğin de yapılmasını ve Başsavcının seçimi, görev süresi ve denetlenmesi sorununun çözülmesini de savunuyorum
Sosyal medya mesaj kanallarından aldığım her 10 mesajın en az 5'i Başsavcılıkla ilgili şikayetlerden ve ihbarlardan oluşuyor.
Bazı davaların nedensiz geri çekilmesi, önemli davalara takipsizlik dosyalanması, polis dosyalarının sözde eksik soruşturma nedeniyle defalarca geri gönderilerek davaların geciktirilmesi, siyasi torpilli veya yakın dostlarla ilgili davaların 8-10 yıl uzatılması, bazı davalarda güçlü savunma yapılmaması, sabıkalı bazı kişilerle kabul edilemez sosyal ilişkiler kurulması, kumar borçları vb....birçok konuda yoğun şikayetler ve ihbarlar geliyor...
Gelen bazı bilgiler gerçekten kanımı donduruyor, inanmak istemiyorum, kahroluyorum...
Başsavcılık kurumunu yıpratmamak için gelen şikayet ve ihbarların binde birini yazıyorum.
Şikayet edecek yetkili bir kurum olsaydı hiç birini yazmazdım.
Ama yok...
Başsavcıyı SAVCILAR YÜKSEK KURULU seçer. Seçilen Başsavcı bu kurulun başkanı olur.
Başsavcıya hesap soracak kurul bu.
Başsavcının başkanı olduğu ve emrindeki genç savcılardan oluşan bir kurul, onu denetleyebilir mi?
O nedenle kimse şikayet yapmıyor, basına gidiyor...Bu nedenle, yargının bir kolu sürekli basında tartışma ve şikayet konusu oluyor..
Kanımca ya Başsavcılıkla ilgili Anayasa maddelerinde de değişiklik yapılarak bu sorun çözülmeli, ya da Yüksek Mahkeme'ye veya Yüksek Adliye Kurulu'na Başsavcılıkla ilgili şikayetleri kabul etme, takip etme, soruşturma, Denetleme ve Başsavcıyı/savcıları görevden azletme yetkisi verilmeli.
Mahkeme kararları istinaf edilir.
Yargıçlarla ilgili şikayetler Yüksek Mahkeme'ye veya Adliye Kurulu'na yapılır.
Başsavcıyla/Başsavcılıkla ilgili şikayetler de niye Yüksek Adliye Kurulu'na veya Yüksek Mahkeme'ye yapılmasın?
ÜÇTE İKİ ÇOĞUNLUK YOK
Başbakan Ünal Üstel, özelde Muhalefetin, genelde halkın en az yüzde 85-90'ının istediği erken genel seçim baskısından kurtulmak için Mayıs ayında Yargı reformu için REFERANDUM yapacağını ilan etmiştir.
Yapmak istediği şey, kendini kurtarmak için Yüksek Mahkeme'nin talep ettiği yargı reformunu yokuşa sürmekten, hatta tıkamaktan başka birşey değildir
Şu nedenlerle:
1- Referandum kararı için Meclisin 2/3'ünün, yani 34 milletvekilinin oyu gerekiyor. Bir başka deyişle muhalefet oy vermezse bu olmaz. Hal böyleyken muhalefete emrivaki yaparak " mayıs ayında Referandum yapacağız" demek, provokasyondur, art niyettir.
Ünal Üstel, erken seçim baskısından ve ana gündem olan rüşvet, yolsuzluk konularının tartışılmasından kurtulmak için, muhalefeti tahrik edip kavga çıkarmaya ve yargı reformuna karşı çıkmaya zorlamaktadır.
2- Bu halk, her gün rüşvet ve yolsuzluklarla anılan ve hiçbir itibarı/inandırıcılığı kalmayan bu hükümetin getireceği bir yargı paketine, referandumda destek vermez. Bunu bile bile ve sayısı da yetersiz olmasına karşın "mayısta referandum yapacağız" demek, yargı reformunu engellemek demekt¹1¹¹ir
3- Ünal Üstel sanırım ilerleyen günlerde hem yargı reformunun yapılması, hem de karma oyun ve tercihin kaldırılması için muhalefetle pazarlığa girecek ve Muhalefetin bunları kabul etmesi halinde haziran/Temmuz aylarında erken seçimi kabul edecektir.
Bu pazarlıkta, muhalefetin ağzına bir parmak mal verip, mayıs ayında muhalefet desteğiyle yargı için referandum yapmak isteyecektir.
Referandumda değişikliklere EVET sonucu çıkarsa, bu rüzgarı, haziran/temmuzda yapılacak ve karma oy ile tercihin de olmayacağı bir erken seçimde, kendisi lehinde kullanmak isteyecektir .
Çünkü Ünal Üstel'in derdi ne yargı reformudur, ne UBP'dir, ne de daha güçlü KKTC’dir.
Onun derdi karma oyu, hatta mümkünse tercihi kaldırıp yeniden seçilmesini garanti altına almak ve yargılanmaktan kurtulmaktır.
Karma oy kalkarsa, kendisini birinci sıraya koyacak ve İrsen Küçük gibi sandıkta kalma riskini yok edecektir.
Fatma Ünal Juju'yu ikinci sıraya, Cahitoğlu, Berhan Ongan, Durali Güçlüsoy ve diğerlerini seçilecek yerlere koyup seçilmelerini ve yargıdan kurtulmalarını da sağlamak istemektedir.
Muhalefet bu tuzağa düşmemelidir.
Yargı reformu da, karma oy ve tercihin kaldırılması da boğazına kadar rüşvete ,batağa batmış olan bu hükümetin yapacağı ve onunla konuşulacak şeyler değildir
Toplumsal muhalefet NİSAN/MAYIS'ta, erken seçim için bastırmalıdır.
Partiler, bu rüşvetçi, yağmacı batakçılarla hiçbir konuda işbirliği ve pazarlık yapmamalıdır
Bu rüşvetçiler sandığa gömüldükten, dokunulmazlıkları kaldırıldıktan, tümüyle yargıya sevk edildikten sonra, yeni hükümet çok kapsamlı bir yargı reformunu da, çok detaylı yeni bir seçim yasası ile siyasi partiler yasasını da ve dokunulmazlıkların kaldırılmasını da halk desteğiyle süratle yapabilir...
Rüşvet, yolsuzluk, peşkeş, yağma çetesinin ömrünü uzatacak ve gerçek gündemi değiştirecek hiçbir tuzağa düşülmemelidir.