"Sözümüz var: Batıda Viyana'da, Doğuda Çin Seddi'nde buluşacağız!" Bu cümle, fani zamanın ve üç boyutlu coğrafyanın sınırlarını aşan, Mete Han'dan bugüne miras kalan, Türk Tini'nin (Milli Ruhunun) kutsal bir Ebediyet Yemini’dir.
Bize "imkânsız" diyenler, bu idealin bir hedeften ziyade, varoluşsal bir zorunluluk olduğunu idrak edemiyorlar.
I. Kolektif Bilinçte Kodlanmış İki Uç
Bu iki kadim coğrafi nokta, sadece haritada değil; milletlerin kolektif bilinçaltında kodlanmış bir kader rotasını temsil eder:
Çin Seddi: Esaretin Mistik Duvarı. Bu duvar, sadece atalarımızın akınlarını durdurmak için değil, Türk'ün ruhunu hapsetmek, dilini ve töresini unutturmak için örülmüştür.
Seddin ötesindeki kardeşlerimizin esareti, bizim manevi yarımız ve sönmeyen vicdan borcumuzdur.
O ebedî duvarda buluşma, Gök Bayrak'ın sadece toprakta değil, Türk kültürünün, sanatının ve yaşam felsefesinin o kadim topraklarda yeniden dirilişidir. Bozkurt'un ayağa kalkması, zihinsel zincirleri kırma ve Turan ruhunu arındırma çağrısıdır.
Viyana: Avrupa'nın Kehaneti ve Töre'nin İlanı. Viyana, Avrupa'nın zihin haritasında Türk’ün bıraktığı derin psikolojik izin ve kaderi tayin eden bir kehanetin merkezidir.
Hâlâ "Türkler geliyor!" diye uyutulan çocuklar, aslında Türk’ün beklenilen olduğunu itiraf eder.
Türk beklenendir! Çünkü dünya, kaos ve etik çöküş içindeyken; Türk'ün adaletle, bilgelikle ve töreyle yoğrulmuş Nizam-ı Âlem Mefkûresi'ni özlemektedir.
Viyana'da buluşmak, Batı'ya karşı askeri bir meydan okuma değil; Türk medeniyetinin yüksek ahlakı karşısında saygı duyulmasını talep etmektir.
II. Kızılelma: Sonsuz Yürüyüş ve Misyon
Bu iki uç arasında yanan ateş, bizim Kızılelma'mızdır.
O, asla ulaşılamayan, fakat sonsuza dek yürünmesi gereken o idealdir. Bu yemin, bir hedefe ulaşmaktan çok, tarihin üzerimize yüklediği varoluşsal bir zorunluluktur:
Dünyadaki dengeyi kurma ve koruma misyonu.
Ne zaman ki biz, Viyana'daki kardeşimizin kültürel varlığını, Çin Seddi'ndeki yoldaşımızın özgürlük feryadıyla aynı derinlikte hissederiz; ne zaman ki tüm Türk illerinin kırgınlıkları ve ayrılıkları biter, tek bir Gök Bayrak ruhunda kenetleniriz—işte o zaman bu söz gerçekleşecektir.
Bu bir hayal değil, bu, Türk milletinin binlerce yıllık kaderidir. O gün gelecek, Viyana'da adaletle yükselenlerimiz, Çin Seddi'nde esareti yenenlerimizle kucaklaşarak, Türk Tini’nin ebedi ve sarsılmaz birliğini tüm cihana ilan edecektir.