Gökalp Şentürk

Tarih: 16.01.2026 08:15

Türk Tıbbının Sessiz Kahramanı: Ahmet Hilmi Paşa

Facebook Twitter Linked-in

Bugün tıp fakültelerinde dersler Türkçe anlatılıyor. Anatomi, patoloji, dahiliye, cerrahi… Hepsi kendi dilimizle öğretiliyor. Peki bu bir lütuf mu, yoksa bir mücadelenin eseri mi?
Bu, Kayseri’nin Darsiyak’ından (bugünkü Kayabağ) çıkmış bir Türk evladının, Ahmet Hilmi Paşa’nın mücadelesidir.
Osmanlı’nın son döneminde tıp eğitimi Fransızca idi. Yani Müslüman Türk çocukları, kendi ülkesinde hekim olmak için yabancı bir dilin önünde diz çökmek zorundaydı. İşte Ahmet Hilmi Paşa ve arkadaşları bu zihinsel esareti yıkan kadrodur. Cemiyet-i Tıbbiye-i Osmaniye’yi kurarak Türkçeyi tıp dili haline getirdiler. Sadece tercüme yapmadılar; Türkçe tıp terminolojisini inşa ettiler.
İlk Türkçe Tıp Sözlüğü Lugat-ı Tıbbiye bu mücadelenin ürünüdür. Bugün elimizde tuttuğumuz her Türkçe tıp kitabının arkasında Ahmet Hilmi Paşa’nın emeği vardır.
Ama daha da ötesi var.
Ahmet Hilmi Paşa, Türkiye’de patoloji biliminin kurucusudur. İlk patoloji dersini o verdi. İlk patoloji kitabını o yazdı: İlmi Ensac-ı Maraziye. Yani hastalıkların bilimsel olarak anlaşılması, mikroskobun tıbba girmesi, modern teşhis mantığı bu topraklara onun eliyle yerleşti.
Sadece bir bilim insanı değil, bir kurum mimarıydı. 1893–1895 yılları arasında hem sivil hem askeri tıp fakültelerinin aynı anda dekanlığını yürütmek, onun nasıl bir güven ve liyakatle yükseldiğinin kanıtıdır.
Peki böyle bir isim neden unutuldu?
Çünkü arkasından adını taşıyan bir aile kalmadı. Çocuğu olmadı. Onu tanıtacak torunları çıkmadı. Ve biz, tarihine sahip çıkmayan bir millet olduğumuz için sessizce gömdük.
Ta ki Erciyes Üniversitesi’nden Halil Tekiner bu ismi Osmanlı arşivlerinden, nadir eserlerden, Abdülhamit albümlerinden çekip çıkarana kadar.
Bugün Nobel alan Aziz Sancar’la övünüyoruz. Elbette haklıyız. Ama Aziz Sancar’a giden yol, Ahmet Hilmi Paşa’nın açtığı yoldur. Kendi dilinde bilim yapamayan bir millet Nobel de üretemez.
Kayseri’de, Kayabağ’da bir caddeye onun adı verilmelidir. Sadece bir tabela değil, bir hafıza dikilmelidir. Çocuklarımız Newton’u, Einstein’ı bildiği kadar Ahmet Hilmi Paşa’yı da bilmelidir.
Çünkü bu topraklar sadece asker değil, bilim ordusu da yetiştirmiştir.
Ve biz, kendi bilim şehitlerimizi tanımadıkça başkalarının kahramanlarına mahkûm kalırız.

Strateji Uzmanı
Gazeteci Yazar
Gökalp Şentürk


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —