Menü Global Bakış
Rafet Ulutürk

Rafet Ulutürk

Tarih: 04.01.2026 11:31

Türk Dünyasının Ortak Hafızası: "31 Mayıs"tan Hocalı’ya Bir Ahval

Facebook Twitter Linked-in

Bir sergi salonunda sadece tabloları değil, bir milletin paramparça edilmiş ama asla teslim olmamış ruhunu seyrediyoruz. 
Bir yanda Bulgaristan’dan trenlerle gelenlerin hüznü, diğer yanda Kazak bozkırlarından yükselen "Açlık" çığlığı ve Azerbaycan’ın dinmeyen Hocalı sancısı...

31 Mayıs:
Takvimlerin Almadığı Bir Acı
Kazak gençlerin durduğu o tablo, insanlık tarihinin en karanlık sayfalarından birini, "Aşarşılık" dönemini anlatıyor.
1920’lerden 30’lara uzanan o kara kışta, kolektifleştirme politikalarıyla 5 milyon canın yitip gitmesi sadece bir istatistik değildir. O tablo, toprağına ve hürriyetine sahip çıkmak için çıkarılan 372 isyanın, kanla bastırılan umutların resmidir. "31 Mayıs" sembolü, bitmeyen bir yasın ve teslim olmayan bir iradenin adıdır.

Kızıl Terör ve Aydınların Kırımı
1937 yılı, Türk dünyasının beynine sıkılan kurşunların yılıdır. Alaş aydınlarına karşı yürütülen "Kızıl Terör", sadece 100 bin insanın sürgün edilmesi değil; bir milletin dilini, tarihini ve geleceğini inşa edecek aklın yok edilme girişimidir. Azerbaycanlı gencin gözyaşlarında ise hem 31 Mart katliamlarının sızısı hem de Hocalı’nın hala taze olan kanı vardır.

Ortak Kaderin Ressamı: Serginin Mesajı
Bu sergi bize şunu gösteriyor: Kırcaali'de ismi değiştirilen dede ile Kazakistan bozkırında açlığa mahkum edilen ana ve Hocalı’da gecenin karanlığında katledilen kardeş aslında aynı hikayenin parçalarıdır.
- Bulgaristan: Kimliksizleştirme ve sürgün.
- Kazakistan: Açlık, isyan ve aydın kımı.
- Azerbaycan: Soykırım ve vatan mücadelesi.

Vasiyetin Evrenselliği
Yazının başında bir babanın evlatlarına yaptığı o vasiyet, şimdi Kazak ve Azerbaycanlı gençlerin omuzlarına da yükleniyor. "Unutmayın" diyor baba, "Unutursanız yine gelecektir."
Eski gelenlerin birbirini unutması, Kazak’ın Azerbaycan’dan, Türkmen’in Türkiye’den habersiz yaşaması, cellatların en büyük silahıdır. Ancak bu sergi gösteriyor ki; artık gençlerimiz sadece kendi acılarını değil, kardeşlerinin acılarını da tanıyor.

Sonuç: Türkiye, Herkes İçin Güçlü Olmalı
Bu köşe yazısının en can alıcı noktası şudur: Türkiye Cumhuriyeti’nin güçlü olması sadece 85 milyonun meselesi değildir. Türkiye’nin dik duruşu, Balkanlar’daki Türk'ün nefesi, Orta Asya’daki kardeşin umudu, Azerbaycan’ın zaferinin teminatıdır.

Ey bu sergiyi gezen genç! Gördüğün resimler senin sadece geçmişin değil, unuttuğun takdirde kaderindir. Hafızanı diri tut, vasiyeti unutma: Birlik olursak tarih tekerrür etmez, ders olur.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —