Fahri İnal

Tarih: 26.01.2026 23:10

Sürüden Ayrılan Penguen: Dünyanın Sessiz Yürüyüşü ve Türkiye’nin Aynası

Facebook Twitter Linked-in

Dünya, uzun zamandır gürültülü bir kalabalık gibi davranıyor. Savaşlar, krizler, kimlik çatışmaları, ideolojik kamplaşmalar… Herkes konuşuyor ama kimse gerçekten dinlemiyor. Tam da bu yüzden, birkaç saniyelik bir görüntü küresel bir yankı uyandırdı:
Sürüsünden ayrılıp bilinmeyen bir yöne doğru yürüyen bir penguen.

Bu görüntü, bir hayvanın davranışından çok daha fazlası olarak okundu. Çünkü modern insan, kendini artık büyük anlatıların içinde değil; yalnız kararların eşiğinde buluyor. Küresel çağda birey, kalabalığın sunduğu güvenle, vicdanın dayattığı sorumluluk arasında sıkışmış durumda.

“Hiçbir şey kalıcı değil, ama belirsizlik kalıcı.”

Penguenin yürüyüşü bu belirsizliğin sembolü oldu. Ne bir devrim çağrısı, ne bir teslimiyet. Sadece yönünü kaybetmiş bir dünyada, kendi yönünü arama cesareti.

Küresel Sürü Ahlakı

Bugün dünyada çoğunluk, hakikatin değil konforun yanında duruyor. Sosyal medyada linç kültürü, siyasette popülizm, medyada yankı odaları… Farklı düşünen hızla “tehlikeli”, “marjinal” ya da “dışlanması gereken” ilan ediliyor.

“Düşünmeyen insan, kötülüğe en uygun zemindir.”

Penguen düşünüyordu. Sürü ise refleksle hareket ediyordu. Küresel düzeyde bu hikâye, insanlığın kolektif düşünme tembelliğine tutulmuş hâlini yansıtıyor.

Ama mesele burada bitmiyor. Çünkü bazı ülkelerde bu tembellik, sadece ahlaki değil; politik bir sorun hâline geliyor.

Türkiye: Yürümeyi Bile Sorgulayan Ülke

Türkiye’de sürüden ayrılmak, dünyanın pek çok yerinden daha ağır bir bedel taşır. Çünkü burada aidiyet, sadece sosyal değil; varoluşsal bir zorunluluk gibi sunulur. Nerede durduğun değil, kiminle durduğun sorulur.

Bu yüzden penguenin hikâyesi Türkiye’de daha derin bir yere dokunuyor. Çünkü bu ülkede insanlar çoğu zaman yanlış olduğunu bildikleri şeylere değil; yalnız kalmaya itiraz edemiyor.

Nietzsche’nin “sürü ahlakı” dediği şey, Türkiye’de gündelik hayatın parçasıdır:

“Sürü, kendisine uymayanı ahlaksız ilan eder.”

Farklı düşünen hemen etiketlenir. Konuşan hedef olur. Susan ise zamanla kendine yabancılaşır. Böyle bir iklimde penguenin yürüyüşü bir kaçış değil; bir iç muhasebe olarak okunur.

Sessizlik Bir Tercih mi, Mecburiyet mi?

Türkiye’de sessizlik çoğu zaman erdem gibi sunulur. Oysa bu sessizlik, çoğu zaman yorgunluğun sonucudur. İnsanlar artık itiraz etmekten değil, anlatamamaktan vazgeçmiştir.


Penguen bağırmıyor. Çünkü bağırmanın işe yaramadığı bir çağdayız. O sadece yürüyor. Türkiye’de de pek çok insanın yaptığı gibi: İçine kapanarak, mesafe koyarak, hayattan bir adım geri çekilerek.

Sonuç: Penguen Gitmiyor, Biz Bakıyoruz

Bu bir penguen hikâyesi değil.
Bu, dünyada ve özellikle Türkiye’de birey olmanın giderek zorlaşmasının hikâyesi.

Sürüden ayrılan herkes haklı değildir.
Ama sürüden hiç kimse ayrılmıyorsa, orada artık hakikat değil, alışkanlık hüküm sürüyordur.

Penguen yürüyüp gidiyor.
Biz ise hâlâ şu soruyu sormakta zorlanıyoruz:

Kalabalıkla birlikte yanlışta ısrar etmek mi daha güvenli,
yoksa yalnız kalarak doğruyu aramak mı?

Fahri İNAL 
Siyaset Danışmanı |Stratejist |Analist |Yazar


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —