Necat Kacan

Tarih: 03.02.2026 10:01

Spotify Algoritmalarının Türk Müziğinde Kültürel Kodları Aşındıran Sessiz Etkisi

Facebook Twitter Linked-in

Dijital çağ, müziği cebimize kadar indirdi ama kültürün derin dokusundan bir şeyler eksiltti. Bir zamanlar bir şarkının peşinden kasetçilerde dolaşır, radyolarda beklerdik. Şarkının duygu iklimi, toplumun belleğinde yer eden sözler, makamlar, ritimler; hepsi birer kültürel taşıyıcıydı. Bugün ise müziğin kaderini büyük oranda “algoritmalar” belirliyor. Peki bu algoritmalar neyi seçiyor, neyi görünmez kılıyor?

Spotify gibi platformlar, kullanıcı davranışlarına göre şarkı öneriyor; kulağın, parmağın ve alışkanlığın neyi seçtiğine göre müziğin geleceği şekilleniyor. Fakat görünmeyen bir gerçek var: Bu algoritmalar, hızlı tüketilen, kısa süreli dinlemelere uygun, evrensel pop şablonlarına yakın parçalara öncelik veriyor. Böyle olunca, Türk müziğinin yüzlerce yıllık kültürel kodları –makamlar, uzun hava geleneği, halk ezgilerinin ritmik dokusu, aruzdan gelen söz ölçüleri– algoritmanın radarında giderek silikleşiyor.

■ Kültürel Kodların Sessiz Erozyonu

Bugün genç dinleyicinin listelerinde, kendi kültürel hafızasına ait ağırlık, hüzzam, nihavent ya da hicaz gibi makamların varlığı giderek azalıyor. Çünkü bu makamlar, algoritmik popülerlik ölçütleri açısından dezavantajlı:

• Uzun girişler var, algoritma kısa intro ister.

• Duygu geçişleri zaman alır, algoritma ritim sürekliliğini ödüllendirir.

• Söz yoğunluğu fazladır, algoritma basit tekrarları tercih eder.

Böylece kültürel olarak bizden olan müzik, platform içindeki görünürlüğünü yitiriyor. Sonuçta popüler listeler, Türk toplumunun ses haritasını değil, algoritmik önceliklerin dayattığı yapay bir müzik evrenini yansıtıyor.

■ Trend Müzik = Yüzeyselleşen Müzik

Özellikle genç kuşak, müziği ritim olarak algılıyor; sözün derinliği, bestecinin kimliği, müziğin beslendiği tarihsel damar çoğu zaman görünmez oluyor. TikTok ve Reels gibi platformlar, müziği “15 saniyelik tüketim ürünü”ne dönüştürdükçe, Spotify algoritmaları da aynı yöne kayıyor.

Bugün birçok şarkıcı, eserini platformlara göre şekillendiriyor:

• 8 saniyede başlayan nakarat,

• Kolay ezberlenebilir tekrarlar,

• Kimliksiz bir evrensel sound…

Oysa bir millet, müzikle hafızasını kurar. Hafızasını kaybeden toplum, geleceğine pusulasız gider.

■ Ulusal Müzik Belleğinin Korunması

Burada devreye kültür politikaları, müzik kurumları ve bilinçli sanatçılar girmeli. Türk müziğinin kökleri dijital çağda kaybolacak kadar zayıf değildir. Fakat korunmadığı takdirde görünmez olabilir.

Gerekli adımlar şunlardır:

● Devlet destekli dijital müzik projeleri ile makam müziği ve halk müziği arşivlerinin platformlarda öne çıkması.

● Sanatçıların algoritma baskısına göre değil, kültürel kimliğe göre üretmesi için teşvik mekanizmaları.

● Eğitim sisteminde müzik kültürünün yeniden güçlendirilmesi, genç kuşağın kendi ses dünyasıyla buluşması.

● Spotify ve benzeri platformlarla yerel içerik anlaşmaları yapılarak Türk müziğinin görünürlüğünün artırılması.

■ Kültür Kodları Kaybolursa, Müzik Ruhunu Kaybeder

Bir toplumun sesi, onun kimliğidir. Bu kimlik, global algoritmaların biçimlendirdiği “evrensel” bir kalıba sığacak kadar sıradan değildir. Türk müziği; acısı, neşesi, ağıdı, aşkı, isyanı ve duasıyla bir milletin ruhunu taşır.

Biz bu ruhu korumazsak, algoritmalar bizim yerimize yeni bir kültür inşa eder. Bu kültür ne bize benzer, ne geçmişimize, ne de geleceğimize.

Ve belki de en acı olan şudur: Farkında bile olmadan kendi müziğimizi sessize alırız.

Necat KACAN

Eğitimci Araştırmacı Yazar


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —