Türkiye’nin kapısından içeri adım atan her yabancı diplomat şunu bilmek zorundadır:
Burası Washington’un arka bahçesi değil, Brüksel’in vilayeti değil, Tel Aviv’in uydu sahası değildir.
Burası, bin yıllık devlet aklına, on altı büyük imparatorluk geleneğine ve şehit kanıyla çizilmiş sınırlara sahip Türkiye Cumhuriyeti’dir.
Ama gelin görün ki ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve aynı zamanda Ortadoğu sorumlusu sıfatını taşıyan zat, kameralar karşısında utanmadan “Türkiye’de rejim değişmeli” diyebiliyor.
Bu söz, diplomasi değildir.
Bu söz, iyi niyet değildir.
Bu söz, düpedüz siyasi işgal çağrısıdır.
Bir büyükelçi, görev yaptığı ülkenin iç siyasetini dizayn etmeye kalkıyorsa, orada artık diplomasi bitmiş, sömürge zihniyeti devreye girmiştir.
Bu adam büyükelçi gibi değil, 19. yüzyıl İngiliz valileri gibi konuşmaktadır.
Irak’ta, Suriye’de, Libya’da, Afganistan’da “demokrasi” diyerek yıkım getirenlerin dili aynıdır:
Önce “rejim değişmeli” derler, sonra ülke kan gölüne döner.
Türkiye bu filmi çok iyi biliyor.
Çünkü bu millet, 15 Temmuz’da aynı senaryonun silahlı versiyonunu yaşadı.
Tankla, F-16’yla, CIA notlarıyla yapılan bir rejim değişikliği girişimi…
Şimdi aynı niyet, bu kez kravatlı bir ağızdan servis ediliyor.
Şunu açıkça söyleyelim:
Türkiye’de rejimi Türk milleti belirler.
Ne Washington belirler, ne Pentagon, ne Tel Aviv lobileri, ne de büyükelçi ünvanlı ajanlar.
Eğer Türkiye gerçekten bağımsız bir devletse, bu sözler karşılıksız kalmamalıdır.
Böyle konuşan bir diplomatın diplomatik dokunulmazlığı olmaz.
Bu, Viyana Sözleşmesi’nin bile dışına çıkan bir hadsizliktir.
Yapılması gereken nettir:
Persona non grata.
Yani istenmeyen adam.
Ve ardından sınır dışı.
Aksi halde şu soru milletin zihninde kalır:
Türkiye kendi egemenliğini mi koruyor, yoksa büyükelçi talimatı mı bekliyor?
Devlet dediğin şey, sadece bayrak ve marşla olmaz.
Devlet, haysiyetle olur.
Devlet, büyükelçiye haddini bildirebildiğin kadar devlettir.
Bugün susarsan, yarın sana bakan değil vali atarlar.
Bugün rejim tartışmasına göz yumarsan, yarın anayasanı da onlar yazar.
Bu topraklarda bir tek güç vardır:
O da Türk milletinin iradesidir.
Ne büyükelçisi, ne sorumlusu, ne de küresel efendisi…
Bu ülke kimsenin deneme tahtası değildir.
Strateji Uzmanı
Gazeteci Yazar
Gökalp Şentürk