
AKP ve Cumhur İttifakı’nın Tahribat Analizi
Cumhuriyetimizin kurucu değerleri ve Kemalist devrimlerin aydınlık vizyonuyla inşa edilen Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde, AKP ve onu var eden çağ dışı zihniyet, siyasi meşruiyetini tamamen yitirmiştir. Gelinen noktada bu yapı, bir siyasi parti kimliğinden uzaklaşarak, menfaate dayalı bir çıkar şebekesine ve organize bir statüko muhafızlığına dönüşmüştür.
Kuşatılan Cumhuriyet ve "Köleleştirilen" Halk
Bu zihniyetin devleti ele geçirme süreci, yıllara yayılan sistemli bir stratejinin ürünüdür. Cemaat ve tarikat yapılanmalarıyla kol kola girerek; din, iman, bayrak ve ezan gibi kutsal değerleri siyasi birer meta gibi pazarlayan bu yapı, Cumhuriyet’in kalelerini birer birer kuşatmıştır. "Artık devlet biziz" kibriyle hareket eden bu anlayış, egemenliğin kayıtsız şartsız sahibi olan Türk milletini, kendi dar ideolojik kalıplarının kölesi yapma gafletine düşmüştür.
Eğitimde Yozlaşma ve Bilimden Kopuş
Özellikle son 15 yılda AKP ve MHP ortaklığıyla kurulan kirli çıkar ağları, saldırılarını doğrudan Türk milletinin geleceğine, yani eğitime yöneltmiştir. Bilimden, akıldan ve sorgulayan düşünceden koparılmış bir toplum yaratma çabası, 25 yıllık iktidarın bekasını sağlama stratejisidir. Düşünmeyen bir toplum, karşı devrimin en büyük dayanağıdır.
Muhalefetin Sorumluluğu ve Seyirci Kalma Hali
Peki, bu tarihsel yıkım yaşanırken TBMM çatısı altındaki sözde muhalefet ne yapmıştır?
Küçük siyasi hesaplar ve ikbal kaygıları uğruna, Cumhuriyet’in temel direkleri sarsılırken süreci sadece seyretmişlerdir. "Atı alanın Üsküdar’ı geçtiği" masallarına sığınanlar, aslında kapalı kapılar ardında bu karşı devrim sürecine cansuyu vermişlerdir. Bin yıllık manevi değerlerimizin ve milli itibarımızın yerle bir edilmesine engel olamayan bu çürümüş siyaset anlayışı, halkın umutlarını da tüketmiştir.
Meşruiyetini Yitiren İktidara Karşı Direnme Hakkı
Meşruiyetini yitiren bir iktidar; yönetilenlerin rızasını kaybetmiş, varlığını sadece baskı, hukuksuzluk ve zulümle sürdüren bir rejimdir. Siyasi meşruiyetin bittiği yerde, toplumun bu baskıcı yönetime karşı direnme ve itiraz etme hakkı, sadece demokratik bir refleks değil, aynı zamanda anayasal bir ödevdir.
Meşruiyet Kaybının Temel Göstergeleri:
Demokratik ilkelerin sistemli olarak çiğnenmesi.
Yolsuzluğun bir yönetim biçimi haline gelmesi.
Ekonomik çöküş ve derinleşen adaletsizlik.
Güvenlik güçlerinin, halkın değil, iktidarın muhafızlığına soyundurulması.
Sonuç: Milli Mücadele Ruhuyla Yeniden Doğuş
Bugün Türkiye, 1919 öncesinin karanlık koşullarına benzer bir kuşatılmışlık altındadır.
AKP ve bileşenlerinin yarattığı hukuksuzluk düzeni, ülkeyi iç savaşa ve dış müdahalelere açık hale getirmektedir. Türk milletinin yaşamsal bekası ve toplumsal huzuru için bu otoriter yapıya demokratik zeminlerde direnmek, Cumhuriyet’i yeniden ayağa kaldırmak için asli görevimizdir.
Ali Berham ŞAHBUDAK Cumhuriyetçi Aydınlanma Partisi Kurucu Genel Başkanı