Bugün İsrail’in saldırgan politikaları ve “Arz-ı Mev’ud” ideali etrafında şekillenen yayılmacı anlayışı…
Sadece bir güvenlik meselesi değildir.
Bu, açıkça:
coğrafyayı dönüştürme, sınırları yeniden çizme ve bölgeyi kendi ideolojik hedeflerine göre şekillendirme girişimidir.
Ve bu sürecin karşısında duran en önemli aktörlerden biri:
İran’dır.
HADİSLER IŞIĞINDA TARİHSEL BİR OKUMA
Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in haber verdiği rivayetlerde:
• doğudan gelen bir direniş hareketi zulme karşı galip gelecek.
• zulme karşı direniş mücadelesi tahmin edilemeyecek.
• sonunda adaletin hâkim olması sağlanacak.
Şeklinde vurgulanır.
Bu rivayetler sadece bir kehanet değil…
bir istikamet tarifidir.
Bugün yaşananlara bu çerçeveden bakıldığında:
• zulme karşı direniş
• baskıya karşı mukavemet
• teslimiyeti reddeden bir duruş
açıkça görülmektedir.
ARZ-I MEV’UD: BİR İDEAL Mİ, BİR İŞGAL PROJESİ Mİ?
İsrail merkezli bazı çevrelerin savunduğu “Arz-ı Mev’ud” anlayışı:
• sadece dini bir inanç olarak kalmamış
• siyasi ve askeri hedefe dönüşmüştür
Bu anlayış:
• Filistin’de işgali
• bölgede genişlemeyi Lübnan, Suriye…
• sürekli çatışmayı
meşrulaştıran bir zemin üretmiştir.
Bu nedenle bölgede yaşanan savaşların önemli bir kısmı:
bu ideolojik hedefin yansımalarıdır.
ABD’NİN ROLÜ: KÜRESEL GÜCÜN SAHADAKİ YÜZÜ
Amerika Birleşik Devletleri bu denklemde:
• askeri
• ekonomik
• diplomatik
gücüyle İsrail’in en büyük destekçisidir.
Bu destek:
• sadece savunma değil
• bölgesel dizayn projesinin parçasıdır
Ama unutulan bir gerçek vardır:
Her güç, karşısında bir direnç üretir.
İRAN: DİRENİŞİN MERKEZİ
İran:
• doğrudan ve dolaylı saldırılara rağmen
• ekonomik ambargolara rağmen
• siyasi baskılara rağmen
ayakta kalmayı başarmıştır.
Bu sadece askeri bir direnç değildir.
Bu:
ideolojik ve inanç temelli bir duruştur.
SAVAŞIN GERÇEK YÜZÜ
Bugün yaşananlar:
• sadece İran – İsrail savaşı değildir
• sadece bölgesel bir kriz değildir
Bu:
küresel güç ile bölgesel direnişin çatışmasıdır.
Bir tarafta:
• teknoloji
• güç
• küresel destek
Diğer tarafta:
• inanç
• sabır
• direnç
TARİHİN DEĞİŞMEYEN KURALI
Tarih bize şunu öğretir:
• her zulüm bir direniş doğurur
• her baskı bir karşılık üretir
• hiçbir güç sonsuz değildir
Bu yüzden bugün güçlü görünen yapılar…
yarın çözülebilir.
BU SADECE BİR SAVAŞ DEĞİL
Bugün Ortadoğu’da yaşananlar:
• bir toprak mücadelesi değil
• bir güç savaşı değil
Aynı zamanda:
bir inanç ve direniş mücadelesidir.
SON SÖZ
Zulüm ne kadar büyürse büyüsün…
direniş de o kadar büyür.
Ve tarih defalarca göstermiştir ki:
Hiçbir baskı, sonsuza kadar sürmez.
İnançla direnenler…
sabırla mücadele edenler…
er ya da geç karşılığını alır.
Ve bugün bu mücadeleye bakan milyonların duası şudur:
Zulme karşı duranlar kazansın…
adalet galip gelsin.
Necat KACAN
Eğitimci Araştırmacı Yazar