Menü Global Bakış
Mithat GÜDÜ /Emekli İmam Hatip / Gazeteci -Yazar

Mithat GÜDÜ /Emekli İmam Hatip / Gazeteci -Yazar

Tarih: 26.03.2026 16:39

Şiddet, Cinnet ve Yozlaşma

Facebook Twitter Linked-in

​Sokakta, Ekranda ve Sosyal Medyada: Şiddet, Cinnet ve Yozlaşma

​Günümüzde sokaklarda şahit olduğumuz olaylar hepimizi derinden sarsıyor. Sabrın tükendiği yerde vahşet başlıyor; saygının sustuğu yerde silahlar ve bıçaklar konuşuyor. Basit bir tartışma, trafikteki bir bakış veya park yeri kavgası; anında bir yaralama vakasına, hatta cinayete dönüşebiliyor.

Gençler arasında "tahrik" bahanesiyle alevlenen kavgalar ve akran zorbalığı, okullardan sosyal medya mecralarına taşınıyor. Bir beğeni uğruna, bir "story" paylaşımı için insanlar birbirine saldırıyor.

Merhamet duygusu öylesine zayıfladı ki, bir başkasının acısına şahit olmak bile artık bir "eğlence" malzemesi hâline gelebiliyor.

Bu şiddet sarmalı toplumun her kesimini kuşatırken; ne yazık ki en büyük zararı çocuklarımız ve gençlerimiz görüyor.

​Ekrandaki ve Sosyal Medyadaki Hayâsızlık

​Televizyon dizilerinde, reklamlarda ve sosyal medya platformlarında sergilenen görüntüler ile üslup, tam bir utanç kaynağına dönüşmüş durumda. Mahremiyet kavramı âdetâ yerle bir edildi. Bedenini teşhir ederek "fenomen" olanlar, daldan dala konmayı "özgürlük" adı altında pazarlıyor. Genç nesiller; edep ve hayâ kavramlarını "gericilik" olarak nitelendirip küçümsüyor. Sosyal medyada her gün yeni bir "akım" (viral challenge) çıkıyor; çıplaklık, küfür ve ahlâk dışı ifadeler milyonlarca beğeni topluyor.

Bu içerikler, çocukların ve gençlerin zihinlerini sinsice zehirliyor. "Özgürlük" maskesiyle sunulan bu tablo, aslında rûhun ve bedenin bir pazar malzemesine dönüştürülmesidir.
Bu durum, toplumsal bir çöküşün açık ilanıdır.

​Sınırlar Yıkılınca Şeref de Sarsılıyor

​Bir toplumun gücü, koyduğu sınırlar ve koruduğu değerlerle ölçülür. Bugün ise kendi ellerimizle bu sınırları yerle bir ediyoruz. Mahremiyetimizi kaybediyor, nezâketi ve hayâyı terk ediyoruz.

Unutmayalım ki; ahlâkî pusulasını şaşıran, insanî değerlerini hiçe sayan bir toplumun dışarıdan bir düşmana ihtiyacı yoktur; o toplum zaten kendi içinde yıkılmaya mahkûmdur.

​Çözüm İçin Topyekûn Seferberlik

​Bu gidişatı durdurmak için her birimizin sorumluluk alması şarttır. Bu noktada yetkililere ve topluma sesleniyoruz:

• İçişleri Bakanlığı, emniyet birimleri ve yerel yönetimler, sokaklardaki şiddeti önlemek adına daha caydırıcı tedbirler almalıdır. Küçük gerginliklerin büyük facialara dönüşmesini engelleyecek yasal düzenlemeler ve hızlı müdahale mekanizmaları hayata geçirilmelidir.

• RTÜK ve Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), televizyon ve sosyal medya mecralarındaki etik dışı içerikleri çok daha sıkı denetlemelidir.

• Milli Eğitim Bakanlığı; müfredatta ahlâk, saygı ve merhamet eğitimini ön plana çıkarmalı; ailelere bu konuda rehberlik edecek destek mekanizmaları kurmalıdır.

• Medya kuruluşları ve içerik üreticileri (influencer’lar) etik sorumluluk üstlenmelidir. Beğeni uğruna toplumu yozlaştıran içerikler yerine, topluma örnek olacak yayınlara odaklanılmalıdır.

• Gençlerimiz dijital onaylar için değil, onurlu bir gelecek için çabalamalı; şiddeti değil nezâketi rehber edinmelidir. Her vatandaş, tanık olduğu haksızlığa karşı duyarsız kalmamalı, hukukî ve insanî müdahalesini sergilemelidir.

​Modernlik Değil, Mânevî Çöküş

​Bedenini metalaştıran, nezâketi "zayıflık" gören ve şiddeti bir iletişim dili hâline getiren bir gelecek ancak karanlık vaat eder. Gerçek ilerleme; teknolojik hızla değil; insanın onuruyla, vicdanıyla ve birbirine duyduğu derin saygıyla ölçülür. Modernlik, ahlâkî erozyonun üzerini örten bir kılıf olamaz.

​Yolun sonu görünüyor: Ya köklü insanî değerlerimize, edebimize ve hayâmıza geri döneceğiz ya da bu dijital yozlaşmanın içinde kendi sonumuzu bir "hikâye" gibi paylaşıp yok olacağız. Seçim bizim, ancak bedeli hepimiz ödeyeceğiz.

Bu ülkede hâlâ vicdan sahibi, sorumlu ve onurlu insanlar var. Yeter ki sesimizi yükseltelim ve değerlerimize sahip çıkalım. Değişim küçük bir adımla başlar; bugün aynaya bakıp "Ben ne yapabilirim?" diye sorma vaktidir.

Mithat Güdü 
Emekli İmam Hatip ve Gazeteci-Yazar


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —