Vedat Kan

Tarih: 21.02.2026 11:34

Şeytan azapta gerek!

Facebook Twitter Linked-in

Şeytan azapta gerek!

Üzülmemek elde mi ki?

Dün inancından dolayı asılanların torunları, bugün kendi öz kültürlerinin ve kendi yarınlarının öğretildiği okullarında; yine kendi kültürleri doğrultusunda adım atmayı öğrenirken, ortaya çıkan curcunaya bir bakın?

Kimlerden ama kimlerden ses gelmedi ki!

Oysa ki o birilerinin laiklik elden gidiyor diye ortalığı ayağa kaldırmaya uğraştığı esnada, çağdaş ve medeniyet göstergesi diye yamamaya kalktıkları şey ise direk dansı…

Üç beş kişi bunlar; azınlık ve üstelik proje elemanı görevli olarak işlerini gayet iyi yapıyorlar.

Nasıl yapmasınlar ki aramızda onlardan daha çok destekçileri var.

Kimi onlardan daha direkçi, kimi ise sırf bugün iktidarda olanlara garezci...

Yani bir zamanların Yunan’ını, İngiliz’ini, Fransız’ını ve hatta siyonistini yeğleyenlerin torunları da, dedelerinin yarım kalan işlerini devraldıkları şekilde; gayet güzel olarak yürütmektedirler…

Şeytan işini yapıyor yapmasına da, asıl sıkıntı içimizdekiler… 

Sıkıntı pirincin içerisindeki beyaz taşlar da.

 Bizden görünüp ama özde bizden bu halktan olmayanlarda…

Yanı başımızdalar; camide, okulda, işyerinde ve hatta kapı komşusu olarak duvarımızın hemen ötesinde…

Esnaf bunlar, her daim alış-veriş yaptığımız.

İş insanı, yerelde veya ulusalda desteklediğimiz.

Sanatçı diye alkış tuttuğumuz.

Bizim alın terimizle, bizi sırtımızdan hançerleyenlerimiz… 

Ve hatta eş diye koynumuza aldığımız.

Sözde dostumuz, arkadaşımız bunlar.

Ki

O derece sıkıntıya düştü bu iş.

Yusuf Öğretmen olması gerekeni hem de iyisini, doğrusunu yapıyor; beğenmeyenleri de elbette olacaktır. 

Ama beklerdik ki o beğenmeyenlerin en azından bazıları, bir zamanlar o okullarda yılbaşı etkinlikleri yapılırken, cadılar bayramı denilen bu toprakların özüne tam olarak zıt olan, sözde bayram kutlanırken ve hatta hatta bu ülkenin gerçek halklarının dini inançlarıyla uğraşılırken; seslerini göstermelik te olsa çıkarmaları olacaktı, ama suskunluklarını ve olaylara kasıtlı olarak, yine görevleri icabı sözde Fransız kalmalarını dahi görmezden geldik biz.

Yusuf Öğretmen geç bile kaldı aslında ama yanı başında olanlardan mıdır nedir bir şekilde geciktirildi işte. 

Hataları da var evet!  

Mesela daha geçenlerde yanı başında reklamını yaptığı aile kavramında, tanıtım yapılırken ön plana çıkan sözde sanatçı müsveddesi hatası gibi…

Asıl konumuza geldiğimizde ortaya çıkan gerçek şunu göstermektedir ki;

Ramazan etkinlikleri Cumhuriyet tarihinin en büyük inkılâbıdır!

Devrimidir!

Bu toprağın halklarının menfaatleri açısından 

Özlerine dönüşün en büyük adımıdır...

Hem de bu hengamede sessiz, sedasız olması nasıl beklenebilirdi ki?

Atılan taşın hedefini bulduğu; sesin nereden ve kimlerden geldiğini doğrular derece her şey ortada işte…

Daha önceden bu güruha ve isteklerine istinaden birçok Yusuf ’umuzu şeytanın ve destekçilerinin kör kuyularına atarak kurban etmiştik doğru. 

Bizler de o kurban olaylarında bazen mecburen, bazen de tehditlerle sessiz kalmıştık, o da doğru.

Ama inanın hani ilk göreve başladığında ifade ettiğimiz bir şey vardı ya?

İnanın, dönmedik; 

Sözümüzdeyiz.

Bu saatten sonra elimizdeki son Yusuf ’u değil size kurban olarak vermek, hayalini dahi kurdurtmayız… 

Onu aklınızdan çıkarın!

Kaldı ki yapılan etkinliklerde Yusuf Öğretmenin yaptığı şey bu ülkenin yarınlarını, şeytanın ve bizlerle birlikte yaşamakta olan çocuklarının elinden kurtarmak. 

O yüzdendir ki bu atılan adımla içimizdeki şeytanlarda dâhil olmak üzere onları destekleyen ve sırf siyasi amaçları yüzünden sessizliklerini (!) koruyan birileri de azap çeker olmuş, 

Güya; yazık(mış), günah (mış). 

Olsun varsın, ne güzel işte hem de gittiği yere kadar; ne gerek?

Şeytan azapta gerek…    

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —