Fahri İnal

Tarih: 21.12.2025 14:38

Sevmek Suç Değildir: İlgiyi Rahatsızlık Sanan Toplum

Facebook Twitter Linked-in

 

Modern ilişkilerde sessizce büyüyen bir çekince var:
Sevdiğini aramak, sesini duymak istemek,
“aklımdasın” demek…
Bunlar artık sevginin doğal hâlleri değil,
çoğu zaman yanlış anlaşılma korkusuyla ertelenen davranışlar.

İnsanlar seviyor ama bekliyor.
Özlüyor ama susuyor.
Çünkü içlerinden geçen ortak soru hep aynı:
“Ya rahatsız ediyorsam?”

Oysa bu soru sevgisizliğin değil,
inceliğin ürünüdür.

Seven insan, karşısındakinin dünyasına
nazikçe dokunmak ister.
Alanına saygı duyar, sınırlarını gözetir.
Ama bazen bu özen,
sevginin görünmez olmasına neden olur.
Sessizlik çoğalır, kelimeler içe döner.

Tam da burada bir emel doğar.
Bir hedef değil yalnızca;
içten içe büyüyen, sıcak bir yön duygusu.
Bir gün sesinin gülümseteceğine dair umut.
Özlemin karşılık bulacağına dair sessiz bir inanç.
Kalbin, sevdiği yere kavuşma arzusu.

Bu emel, baskı kurmaz.
Talep etmez.
Sadece bekler.
İncelikle, sabırla, sevgiyle.

Ama tam da bu noktada
unutulmaması gereken bir hakikat vardır:
Söylenmesi gereken söylenmeli,
yapılması gereken yapılmalı,
yaşanması gereken yaşanmalıdır.
Hayat ertelenerek yaşanmaz.
Zamanı beklerken,
anı yaşamaktan vazgeçilemez.
Çünkü beklemek, yaşamanın yerine geçmez;
ancak onu anlamlı kılar.

Çağımız, beklemeyi bile
zayıflık gibi gösterir.
Aramamak olgunluk sanılır,
susmak güç sayılır.
Oysa çoğu zaman suskunluk,
sevilmeye dair duyulan hassas korkunun adıdır.

Kimse sevdiği kadının hayatında
bir rahatsızlık olmak istemez.
Kimse özlemini yük gibi taşımak istemez.
Bu yüzden birçok sevgi
en çok da söylenmediği yerden eksilir.

Unutulan şudur:
Gerçek sevgi rahatsız etmez.
Gerçek sevgi, kalpten gelen bir seste
kendine yer bulur.
Ve sevmenin suç gibi hissedildiği bir dünyada
en masum şey,
özlemle büyütülen o Emeldir...

Fahri İNAL 
Siyaset Danışmanı |Stratejist |Analist | Yazar


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —