Dernekçiliğin yerlerde süründüğü bir süreçte 8 yıl önce beklenmedik bir anda nur topu misali kucağımda bulduğum Ardahan Dernekler Federasyonu Başkanlığım sırasında paçama yapışan onca bataklık canavarlarını aşmaya çalıştığım bir sırada bazı dostlarımda bana zarar gelir düşüncesiyle yeni başkanlığım olan Serhat Ardahan Dernekler Federasyonu, SARDAFED Başkanlığımın yanından Ardahan Gazeteciler Cemiyeti, AGC ve Ardahanlı İş İnsanları ve Sanayiciler Derneği, ARSİAD Başkanlıklarımı unutmamamı ve 36 yıl boyunca eğmemeye gayret ettiğim kalemim, klavyem ile kesintisiz olarak yazmaya, yapmaya devam ettiğim gazetecilikte kullandığım kalemi azda olsa eğmemi tavsiye ediyorlar..
Neymiş efendim, ben artık başkanmışım, düşüncelerimi, yazılarımı ele alırken biraz frene basmam gerekiyormuş..
Evet yani açıkça söylenmese de başta insanların öldürüldüğü, ev ve iş yerlerinin basılıp, gözaltına alındığı, tutuklanıp, yerlerine kayyumlar atandığı, meslektaşlarımın da içinde olduğu siyasilere, idarecilere yönelik olarak yapılan baskıların yanında yazlar saz, kışları kaz etkinlikleri ile stk’çılığı yani lobiciliği nenelerinin lobiyesi sanan bölge ve ülke derneklerine yönelik ele aldığım yazılarımı frenleyip, yerelden ulusala yansıyan manşetleri ile okunan haberlerimi yontmam gerekiyormuş..
Yani başkanım ya..
Fakir Yılmaz’ın da ‘Biz gömleğimiz çıkardık’ diyenler gibi gömleğini çıkarıp, mevcut sisteme ayak uyduran başkanlardan olmam gerekiyormuş..
Başkansan, hatta birileri gibi gazeteciysen gözlerine pembe gözlükleri takıp, her şeyi güllük, gülistanlık görmem, gerekiyormuş..
Bu dostça tavsiyeleri verenlerin art niyetli olmadığını bilsem de benim de Fakir Yılmaz olduğumu ve SARDAFED Başkanlığını aldıktan sonra 8 yıl önce başına geldiğim ve o günden bugüne ortalıkta görünmeyen federasyonun yapamadığı yeni bir tanıtım günleri için harekete geçtiğimi duyan, milletin olduğu söyleyen bahçeyi pazarlayan korsan komisyonca engelleyen, küçülten, çetenin, komisyoncularla birlikte bölüp, iç eden diasporanın, kazcı, sazcı stk’ların aynı olduğunu ve değişmediğini ve birilerinin de bunlara karşı direnmesi gerektiğini herkesin unutmamasını istemekte benim hakkım değil mi?..
Siz önce yukarıda ki bu sorularıma ve sorunlara cevap verin, bende kalemini eğmeden bükmeden ama gerektiğinde bir vicdan hakimliği edasıyla kırarcasına gazeteciliğimi yapmaya, aşağıda ki yazım gibi yeni yazımı, yorum ve haberlerimi yazmaya, bahsi geçen stk başkanlıklarımı da, ‘Bana başkan desinler..’ diye değil, gazetecilikte olduğu gibi stk’çılıkta da nasıl olunacağını yeniden ortaya koyacağımız çalışmalarla, ‘Aynayı alın hele bir bakın..’ diyerek birilerine göstermeye, anlatmaya devam edeyim..
Evet, ‘Aynalar nerede?..’ başlıklı aşağıda ki yazımı okurken bir bakın sağınızda, solunuzda kırıkta olsa bir ayna var mı?
Aynalar nerede?..
Zaman zaman kendinizle baş başa kalmak ve kendinizi dinlemek istediğiniz anların ağır bastığı duygulara karşılaştınız mı diye sormayacağım..
Çünkü insanım diyen herkesin benim de yaşadığım bu duyguları sıkça yaşadığını en iyi bilenlerdeyim..
Ve o duyguların nedense her cumartesi beni esir aldığını da..
Beyaz karların her yanı serdiği bu kentte duygusallığın paylaşıldığı kaç yer var, kaç kişi sizi anlar acaba bilmem ama hepimizin o ağır basan duygulara esir olduğumuz anlarda yalanız kaldığımız bir gerçektir..
Çıkmak istersiniz dışarıya, içinizi karartan, sizi oksijensiz bırakan içeriden..
İlk çıktığınızda sizi soğuk bir hava sarar, üşürsünüz, şöyle bir dolaşmak isteğinizden vazgeçip, kala kalırsınız yerinizde..
Gitmek istediğiniz o yollara engel olan dağlar gibi karların o güzel görüntüsüne karşın bir beyaz kefen gibi etrafınızı sardığını görür, gitmek istediğiniz yere gitmenize engel olur..
Şevkinizi kırar, o gerilen vücudunuzun sıktığı avuçlar arasına kızgınlıkla aldığınız karlara bir tekme atarsınız tüm hırsınızla, istemezseniz de geriye içeri girdiğinizde..
Ve yine kendinizle baş başa kalır, kendinizi görmek için bir ayna ararsınız..
Ama bilmezsiniz ki belki de unutmuşsunuzdur o eskiden her duvarda olan aynalarında artık çekip, gidenler gibi ortalıkta olmadığını..