Rafet Ulutürk

Tarih: 21.01.2026 08:32

Seçimlerin Anahtarı Türk Seçmende: Kim Güven Verirse Kazanacak

Facebook Twitter Linked-in

Bulgaristan bir kez daha sandığa giderken, seçimlerin kaderini belirleyecek asıl aktör yine değişmedi: Türk seçmen. Ancak bu kez tablo geçmişten farklı. Türkler artık sadece sayısal bir güç değil, siyasi dengeleri doğrudan etkileyen bilinçli ve seçici bir aktör konumunda.

Yıllarca Türk oyları, belirli partilerin “garanti hanesi” olarak görüldü. Özellikle kırsalda bu algı uzun süre geçerli oldu. Fakat son yıllarda bu tablo hızla çözülüyor. Geleneksel Türk partileri, köylerde dahi eski hâkimiyetlerini koruyamıyor. Türk seçmen artık otomatik oy vermiyor; kimlikten çok güven, adalet ve gelecek perspektifi arıyor.

Bu değişim, Rumen Radev’in aktif siyasete girme ihtimalini Türk seçmen açısından daha da önemli hâle getiriyor. Radev’in bugüne kadar en güçlü söylemi, etnik ayrım yapmadan tüm vatandaşlara eşit mesafede durması oldu. Bu yaklaşım, temsil edilmediğini düşünen geniş bir Türk seçmen kitlesinde karşılık buldu. Ancak artık söz değil, somut siyaset bekleniyor.

Başkanlıktan çekilmesiyle birlikte Radev için yeni bir dönem başlıyor. Geçici hükümet kurma yetkisinin de ortadan kalkması, onu doğrudan sandığın ve meclisin gerçekleriyle baş başa bırakıyor. Türk seçmen için bu kritik bir eşik. Çünkü bu kez destek verilecek isim, sadece söylemde değil, icraatta da kapsayıcı olmak zorunda.

Türk seçmenin bu seçimdeki rolü net: Kazananı belirlemek. Ama bu, her isteyenin Türk oylarını alabileceği anlamına gelmiyor. Türkler artık pazarlık yapıyor, sorular soruyor ve program talep ediyor. Eğitim, yerel yönetimler, ekonomik eşitsizlikler ve hukukun tarafsızlığı, bu seçmenin temel gündemleri arasında.

Parlamentoda çoğunluk tartışmaları da Türk seçmeni yakından ilgilendiriyor. 121 milletvekiliyle tek başına iktidar mı, yoksa geniş uzlaşmalı bir yapı mı? Anayasal reformlar ve yargı düzenlemeleri için konuşulan 160 milletvekili senaryosu, Türk seçmenin dolaylı desteği olmadan mümkün görünmüyor. Bu da Türkleri, sadece bir seçmen grubu değil, siyasi denklemin merkezine yerleştiriyor.

Toplumun genelinde ideolojik kutuplaşma zayıflarken, geçim sıkıntısı herkesin ortak sorunu hâline gelmiş durumda. Euro’ya geçiş süreci, artan fiyatlar ve hayat pahalılığı, Türk seçmenin de oy tercihinde belirleyici oluyor. Doğu-Batı tartışmaları geri planda kalırken, mutfaktaki yangın ön plana çıkıyor.

Sonuç olarak bu seçimde Türk seçmen kaybeden olmayacak. Kaybeden, Türk seçmenin taleplerini görmezden gelen siyasetçi olacak. Kim kapsayıcı bir dil kurar, somut çözümler sunar ve güven verirse, sandıktan güçlü çıkacak olan da o olacak.

Bulgaristan siyasetinde artık net bir gerçek var: Türk seçmeni kazanmadan seçim kazanmak mümkün değil.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —