Elif Lale Kırcaoğlu
İran’ın Minab kentindeki Şajareh Tayyebeh Kız İlkokuluna düşen füze haberini işittiğinde adeta çöktüm. Çünkü bu olay l; insanlığın vicdanına yönelmiş ağır bir darbedir. Aman ya Rabbi, bu nasıl bir imtihandır? İstiklal ve Kur'an şairi Akif'in dizeleri döküldü dilimden o an:
Yâ Râb, bu uğursuz gecenin yok mu sabâhı?
Mahşerde mi bîçârelerin, yoksa felâhı!
Nûr istiyoruz... Sen bize yangın veriyorsun!
Yandık diyoruz... Boğmaya kan gönderiyorsun!
Sonra, "İçimizdeki beyinsizlerin işledikleri yüzünden, bizi helâk eder misin, Allah’ım?" (A’râf Suresi 155) ayetini düşündüm.
Savaş, deprem, sel felaketleri ve orman yangınları dahil, ne kadar afata şahit olduk şu birkaç yılda..Allah, daha büyük felaketlerden muhafa buyursun.
Bir okul düşünün.
Tahtada yarım kalmış bir ders…
Sıralarda açık bırakılmış defterler…
Kalemini henüz bırakmış bir çocuk…
Ve ardından gökyüzünü yaran bir füze.
O an artık savaş cephede değildir. Savaş, sınıfa girmiştir.
Çocukların Üzerinden Geçen Savaş
Modern dünyanın en büyük çelişkilerinden biri şudur: İnsanlık uzaya araç gönderirken, hâlâ çocukların okullarına füze düşmesini engelleyemiyor.
Minab’da yaşanan saldırı bize bir gerçeği bir kez daha hatırlattı: Savaşların en kirli yüzü sivillerin öldüğü anlardır. Hele ki hedef bir okulsa, bir mabedse, bu artık sadece askeri bir operasyon değil; insanlığın en temel değerlerinin çiğnenmesidir.
Bir füze yalnızca bir binayı yıkmaz.
Bir öğretmenin yıllarca verdiği emeği yıkar.
Bir annenin umutlarını yıkar.
Bir çocuğun geleceğini yıkar.
Ve aslında bir toplumun yarınını yıkar.
Dünya Neden Sessiz?
Bugün dünyanın dört bir yanında insan haklarından, uluslararası hukuktan, barıştan söz ediliyor. Ama bir okul vurulduğunda, o sözlerin ne kadarının gerçekten anlam taşıdığı ortaya çıkıyor.
Çünkü gerçek şu:
Eğer dünyanın vicdanı çocukların ölümü karşısında susuyorsa, o vicdan çoktan yaralanmıştır.
Bir okul bombalanıyorsa ve dünya bunu yalnızca bir “haber” olarak izliyorsa, ortada büyük bir ahlaki çöküş vardır.
Bir Sınıfın Sessizliği
Minab’daki o sınıfta artık ders zilinin sesi duyulmayacak. O sıralarda oturan çocukların hayalleri yarım kaldı. Belki birinin hayali doktor olmaktı, birinin öğretmen… Belki biri ailesine yardım etmek, biri dünyayı görmek istiyordu.
Ama şimdi o hayallerin üzerinde sessizlik var.
Savaşların en acı gerçeği de budur:
İstatistiklerde yazan sayılar aslında hayallerdir.
İnsanlık Bu Sınavı Geçebilecek mi?
Bugün mesele yalnızca bir ülke meselesi değildir. Mesele, insanlığın çocukları koruyup koruyamayacağıdır.
Eğer dünya gerçekten adalet ve insan haklarından söz ediyorsa, çocukların öldüğü her saldırı karşısında aynı kararlılığı göstermek zorundadır.
Çünkü adalet seçici olursa, adalet olmaktan çıkar.
Ve unutmayalım:
Bir okulun enkazı yalnızca taşlardan oluşmaz.
O enkazın altında insanlığın vicdanı da kalır.
Minab’daki o sınıf şimdi sessiz.
Ama o sessizlik, aslında bütün dünyaya sorulan bir sorudur:
Çocukların öldüğü bir dünyada gerçekten medeniyetten söz edebilir miyiz?