Televizyon ekranlarında son yıllarda bir "tarih dizisi" furyasıdır gidiyor. Görkemli kostümler, kılıç şakırtıları ve yüksek perdeden tiratlar...
Dışarıdan bakıldığında ecdadımıza sahip çıkıyoruz gibi görünse de, madalyonun öteki yüzü ne yazık ki bambaşka bir tabloyu önümüze koyuyor. Bugün gelinen noktada, tarihsel gerçekliklerin "reyting" uğruna kurban edildiği, devasa şahsiyetlerin sığ senaryolara hapsedildiği bir tarih katliamına şahitlik ediyoruz.
Fatih’i Anlamak mı, Harcamak mı?
Son dönemde Fatih Sultan Mehmet üzerine yapılan yapımlara bakın. Karşımızda sadece yedi dil bilen, mühendislik dehası, şair ve vizyoner bir imparator yok; adeta günümüzün popüler kültür kodlarına sıkıştırılmış, duygusal tepkileri gerçeğin önüne geçen bir karakter var. Fatih’i "küçültmek", sadece o büyük padişaha değil, o dönemin ruhuna da ihanettir. Bir dehanın stratejik derinliğini anlatmak yerine, onu entrikaların ve mantık hatalarının içine hapsettiğinizde, ortaya çıkan şey bir tarih belgesi değil, sadece tarihi dekor olarak kullanan bir "sabun köpüğü" oluyor.
Denetim Mekanizması Nerede?
Peki, bu noktada sormak gerekmiyor mu? İletişim Başkanlığı ve ilgili kurumların görevi sadece resmi açıklamalar yapmak mı? Toplumun hafızasını şekillendiren, gençlerimize tarih bilinci aşılaması beklenen bu yapımlar neden bu kadar başıboş?
İletişim Başkanlığı'nın temel misyonlarından biri, Türkiye’nin markasını ve kültürel değerlerini korumaktır. Tarihimiz, bu markanın en güçlü sütunudur. Eğer bu sütun, reyting kaygısıyla yanlış bilgilerle ve zayıf karakter analizleriyle sarsılıyorsa, orada ciddi bir yönetim ve denetim zafiyeti var demektir. Tarih, senaristlerin hayal gücüne terk edilemeyecek kadar kıymetli bir mirastır.
Sonuç Olarak
Tarih, sadece "dizi malzemesi" değildir. Bizler, Fatih’i bir aksiyon kahramanı olduğu için değil, bir çağı kapatıp yeni bir çağı açtığı için seviyoruz. Reyting uğruna bu büyük mirası harcamak, geleceğin tarih bilincini de karartmaktır.
Artık birilerinin dur demesi, tarihimizin bu "kurgu kıyımından" kurtarılması şarttır.
Tarih bir süs eşyası değil, bir milletin pusulasıdır. Pusulayı bozarsanız, yolu bulamazsınız