Rafet Ulutürk

Tarih: 21.01.2026 08:30

Radev’in Hamlesi: Umut mu, Yüksek Risk mi

Facebook Twitter Linked-in

Bulgaristan siyaseti uzun süredir bir çıkmazın içinde. Tekrarlanan seçimler, geçici hükümetler ve sonuç üretmeyen meclisler, toplumda derin bir yorgunluk yarattı. Tam da bu atmosferde Rumen Radev’in aktif siyasete girme ihtimali, ülkede yeni bir tartışmanın kapısını araladı. Kimileri bunu bir kurtuluş reçetesi olarak görürken, kimileri içinse belirsizliklerle dolu bir siyasi risk söz konusu.

Radev’in bugüne kadar en güçlü yanı, kendisini etnik ve siyasi kamplaşmaların üzerinde konumlandırmasıydı. “Tüm vatandaşlara eşit mesafe” söylemi, Bulgaristan’da özellikle temsil sorunu yaşayan kesimlerde karşılık buldu. Türkler dâhil olmak üzere farklı etnik grupların aynı siyasi çatı altında yer alabileceği fikri, yeni bir toplumsal sözleşme beklentisini güçlendirdi.

Ancak başkanlıktan çekilmek, bu söylemin artık somut sonuçlarla sınanacağı anlamına geliyor. Geçici hükümet kurma yetkisinin de ortadan kalkmasıyla birlikte, Radev doğrudan sandığın ve parlamentonun gerçekleriyle yüzleşmek zorunda kalacak. Artık eleştiren değil, çözüm üretmesi beklenen bir aktör olacak.

Asıl soru şu: Radev bu desteği parlamentoda çoğunluğa dönüştürebilir mi? 121 milletvekiliyle tek başına iktidar hedefi iddialı; anayasal reformlar için konuşulan 160 milletvekili ise bugünkü siyasi dengelerde oldukça zor görünüyor. Bu tablo, geçmişte sert biçimde eleştirilen aktörlerle bile olası iş birliklerini gündeme getirebilir. Bulgar siyasetinde “asla”ların ne kadar kısa ömürlü olduğu daha önce defalarca görüldü.

Bu süreçte kilit rol yine Türk seçmene düşüyor. Ancak bu kez tablo farklı. Geleneksel Türk partileri kırsaldaki oyları eskisi gibi yönlendiremiyor. Türk seçmen artık otomatik değil; sorgulayan, alternatif arayan ve güvene dayalı karar veren bir profil çiziyor. Bu da Türkleri seçimlerin “kazananı” değil, kazananı belirleyen aktör hâline getiriyor.

Toplumun genelinde ise ideolojik eksenler anlamını yitiriyor. Doğu-Batı tartışmaları geri planda kalırken, Euro’ya geçiş süreci, artan fiyatlar ve geçim sıkıntısı seçmenin ana gündemi hâline gelmiş durumda. İnsanlar artık büyük jeopolitik söylemlerden çok, marketteki fiyat etiketlerine bakarak karar veriyor.

Radev’in önündeki en büyük sınav da burada başlıyor. Kadrolar, ekonomi politikaları, dış politika ve yargı reformları… Bugüne kadar sessizlikle büyüyen beklenti, ilk somut adımlarla hızla sınanacak. Tanınmış ve devlet tecrübesi olan isimlerle mi yola çıkacak, yoksa yeni yüzlerle mi risk alacak? Vereceği her cevap, toplumsal desteğin yönünü belirleyecek.

Sonuç olarak Radev’in hamlesi cesur olduğu kadar riskli. Bulgaristan değişim arıyor, ama bu değişimin istikrar üretmesini de istiyor. Eğer sandıktan güçlü bir sonuç çıkmazsa, belirsizlikler daha da derinleşebilir. Ancak bir gerçek net: Bu ülkede artık zamanı doğru okuyan, kapsayıcı bir dil kuran ve güven veren lider kazanacak.

Bulgaristan bir kez daha yol ayrımında. Bu yol yeni bir başlangıca mı çıkar, yoksa eski düzenin yeni bir tekrarına mı, bunu belirleyecek olan yalnızca seçim sonucu değil, seçimden sonraki siyaset olacak.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —