Bazen en derin felsefe kitaplarında bulamadığımız hakikati, bir sokak başında, bir taş duvarın gölgesinde oturan o bilge ihtiyarın iki cümlesinde buluruz. Videodaki o yaşlı amcanın sözleri, aslında modern insanın içine düştüğü "anlam krizine" tutulmuş sarsıcı bir ayna gibi: "İlim insanı koz eder, zaman yoz eder."
Papağanlaşan İnsan ve Kopyacılık Tuzağı
Amca, söze "Düşünen insan bir düşünce..." diyerek başlıyor ve bizi en büyük zaafımızla yüzleştiriyor: Kopyacılık. Müslüman’ın veya kendini inşa eden bir bireyin başkasını taklit etmemesi gerektiğini, kopyacılığın ancak "papağanlara" mahsus olduğunu hatırlatıyor. Bugünün dünyasında kendi fikrimiz sandığımız çoğu şey, aslında başkalarından ödünç aldığımız sloganlardan ibaret. Oysa amcanın dediği gibi; düşünmek sancılıdır, "Düşünenin düşmanı çoktur." Şeytan bile insanın düşünmesini, ticaretinde dürüst, bedeninde sağlıklı ve zihninde aydın olmasını istemez.
İlimle Amel Etmek: Koz Olmak mı, Paslanmak mı?
Yazının kalbi aslında şu sarsıcı benzetmede atıyor: "Demiri şuraya koy, paslana paslana paslana..." gider. Eğer sahip olduğumuz bilgiyi eyleme dönüştürmezsek, yani "ilmiyle amel etmezsek", kenara atılmış bir hurda yığını gibi zamanın içinde çürümeye mahkûmuz demektir. İlim, insanı bir "koz" (koza) gibi sarıp olgunlaştıran koruyucu bir güçtür; onu hayatımıza tatbik etmediğimizde ise zaman bizi törpüler, sıradanlaştırır ve yozlaştırır.
"Dünya Sana Uysun"
Genelde bize öğretilen "zamana ayak uydurmak" gerektiğidir. Ancak bu bilge ses, tam tersini haykırıyor: "Zaman sana uymazsa sakın uyma zamana, sen ilminle amel et dünya uysun sana." Bu, rüzgârın önünde sürüklenen bir yaprak olmayı reddetmektir. Eğer karakterini ilimle, doğrulukla ve öz değerlerinle inşa edersen; dünya senin etrafında hizalanmak zorunda kalır.
Sonuç olarak; her birimiz kendi özümüzde o büyük iradeyi (Atatürk'ün azmini, Müslümanlığın ahlakını) taşıyoruz.
Asıl mesele, ilmi batmayan bir güneş gibi kalbimize yerleştirip, "bilmediğimizi öğrenerek" o paslanmaya direnç göstermektir. Unutmayalım; hareket etmeyen her şey paslanır. İnsan ise ancak ilmiyle yaşadıkça parlar.