Menü Global Bakış
Gökalp Şentürk

Gökalp Şentürk

Tarih: 11.03.2026 11:54

Ortadoğu’nun kaderini haritalar değil, milletlerin hafızası belirler

Facebook Twitter Linked-in

Bugün medyada pek konuşulmayan ama önümüzdeki yıllarda bölgenin kaderini belirleyecek çok önemli bir gerçek var: Ortadoğu’da dengeleri yalnızca devletler değil, mezheplerin tarihsel hafızası da belirler.
Özellikle Irak söz konusu olduğunda Şiiliğin rolünü görmezden gelmek mümkün değildir. Ancak mesele sadece mezhepsel bir nüfus oranı meselesi değildir. Iraklı Şiilerin ağırlığı yalnızca sayısal çoğunluklarından kaynaklanmaz. Bu ağırlığın arkasında tarih, inanç ve hafıza vardır.
Kerbela ve Kûfe…
Bu iki şehir sadece coğrafi noktalar değildir. Şii dünyasının hafızasında derin izler bırakan merkezlerdir. Bu nedenle Irak’taki Şii toplumu, sıradan bir siyasi aktör olarak değil, tarihsel bir bilinç taşıyan bir topluluk olarak değerlendirilmelidir.
Tarih bize bunu açıkça göstermiştir.
Birinci Dünya Savaşı sırasında İngilizler Irak’ı işgal ettiğinde karşılarında yalnızca askeri bir direnç bulmadılar. Aynı zamanda güçlü bir toplumsal ve dini muhalefetle karşılaştılar. Iraklı Şii ulema İngiliz işgaline karşı tavır aldı. O yıllarda kurulan teşkilatlar ve direniş hareketleri, bugün bile Irak siyasetinin temel taşlarından biri olmayı sürdürüyor.
Bu durum bize Ortadoğu’nun temel gerçeğini hatırlatır:
Bu coğrafyada tarih hiçbir zaman tamamen geçmişte kalmaz.
Şiilerin tarihsel hafızasında direniş önemli bir yer tutar. Bu nedenle bugün Irak’taki Şii toplumunun Amerika Birleşik Devletleri’ne karşı mesafeli ve soğuk bir tutum sergilemesi şaşırtıcı değildir.
Amerika Ortadoğu’ya girdiğinde büyük planlar yaptı. Yeni haritalar çizildi, yeni dengeler kuruldu. Ancak bu planları yapanlar çoğu zaman bölgenin sosyolojik ve tarihsel gerçeklerini yeterince hesaba katmadı.
Oysa Ortadoğu’da harita çizmek kolaydır.
Asıl zor olan o haritaları hayata geçirmektir.
Bu topraklarda sınırlar sadece cetvelle belirlenmez. İnançlar, gelenekler, tarih ve toplumsal hafıza da siyasetin yönünü belirler.
İşte bu nedenle Ortadoğu’da dış güçlerin kurmaya çalıştığı düzenler çoğu zaman uzun ömürlü olmaz.
Çünkü bu coğrafyada gerçek güç, tanklardan veya askeri üslerden değil, toplumların hafızasından doğar.
Bugün Amerika’nın Ortadoğu’daki varlığı da tam olarak bu gerçeğin sınavından geçmektedir.
Ve tarih bize defalarca aynı hakikati göstermiştir:
Ortadoğu’da haritalar çizilebilir.
Masalarda planlar yapılabilir.
Yeni sınırlar dayatılabilir.
Ama milletlerin hafızasını değiştirmek mümkün değildir.
Kerbela’yı unutmayan bir toplumun direncini,
Kûfe’nin tarihini taşıyan bir hafızayı,
ve yüzyıllardır süregelen inanç bilincini hiçbir emperyal plan silemez.
Bu yüzden Ortadoğu’da oyun kurduğunu zanneden her güç, er ya da geç aynı gerçekle yüzleşir:
Bu coğrafyada haritalar değil, hafızalar hükmeder.

Strateji Uzmanı  Gazeteci Yazar
Gökalp Şentürk


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —