Yanılan Kim Oldu!
Ortadoğu bir kez daha ateş çemberine dönerken, sahada kurulan planların masa başındaki hayallerle ne kadar örtüşmediği açık şekilde ortaya çıktı. ABD basınına yansıyan son bilgiler, İsrail istihbaratının İran’a yönelik kurguladığı büyük planın ciddi bir stratejik yanılgı içerdiğini gözler önüne seriyor.
İsrail’in en kritik aklı olarak görülen Mossad, İran’ın yalnızca askeri olarak değil, içeriden de çökertilebileceği varsayımıyla hareket etti. Hesap basitti: Bombardıman başlayacak, halk sokağa dökülecek, rejim içeriden çökecekti. Ancak bu hesap, bölgenin sosyolojik gerçeklerini okumaktan uzak bir yaklaşımın ürünüydü.
Çünkü İran, dış baskı altında parçalanacak bir toplum değil; aksine, tehdit algısı yükseldiğinde kenetlenen bir yapı sergiliyor. Tarih bunu defalarca yazdı. Görmek istemeyenler için değil, anlamak isteyenler için…
Mossad’ın bu planı, İsrail Başbakanı Netanyahu’ya büyük bir umut olarak sunuldu. Hatta bu senaryo Washington’a kadar taşındı. Ancak Amerikan istihbaratının bir kısmı daha baştan bu planın gerçeklikten kopuk olduğunu dile getirdi. Sahayı bilenler ile masa başında hesap yapanlar arasındaki fark burada net biçimde ortaya çıktı.
Savaş ilerledikçe gerçek tablo da netleşti. Beklenen halk ayaklanması olmadı. Rejim zayıflasa da çözülmedi. Dış müdahalenin, içeride bir isyanı tetikleyeceği yönündeki beklenti, stratejik bir hayalden öteye geçemedi.
İsrail cephesinde ise hayal kırıklığı büyüyor. Netanyahu’nun güvenlik toplantılarında sonuçsuzluktan duyduğu rahatsızlık artık gizlenemiyor. Çünkü sahada akan kan, masadaki yanlış hesapların bedelidir.
Öte yandan ABD cephesinde de dikkat çekici bir değişim yaşanıyor. Washington artık bölgesel aktörler üzerinden yürütülen bu tür planlara daha temkinli yaklaşıyor. Bu da ABD ile İsrail arasında yeni bir görüş ayrılığının işareti olarak okunmalı.
Türkiye’nin duruşu ise burada ayrı bir parantez açmayı hak ediyor. Ankara, bölgedeki hassas dengeleri gözeten bir akılla hareket ederek, olası senaryoların yaratacağı büyük kırılmalara karşı uyarısını yaptı. Bu, sadece diplomatik bir refleks değil; aynı zamanda bölgeyi doğru okumanın sonucudur.
Bugün gelinen noktada şu gerçek bir kez daha ortaya çıkmıştır:
Ortadoğu’da masa başında çizilen her plan, sahada karşılık bulmaz.
Ve bu coğrafyada halklar, dış müdahalelerle değil, kendi dinamikleriyle şekillenir.
Yanılan planlar değil…
Yanlış okunan gerçeklerdir.
Strateji Uzmanı
Gazeteci Yazar
Gökalp Şentürk