Hakan DİKMEN

Tarih: 13.01.2026 08:10

Önce duygu ve hissetmek!

Facebook Twitter Linked-in

Malumunuz çağımız bilgisayar eşliğinde, uzay çağıdır.
21. Yüzyılın ilk çeyreğini bitirdiğimiz ve ikinci çeyreğine başladığımız bu yıllarda, halen daha bunu görememekte ısrar edenlere de ön duyurumuz olur, fenamı?
Düşünsenize; yatakta yatıyorsunuz ve bir makine sizin evinizdeki, büronuzdaki ve hatta hayatınızdaki tüm önem arz eden işlerinizi takip ederek yapıyor.
Siz sadece seyrediyorsunuz ve sözüm ona işiniz halledildi diye de çocuklar gibi şen/şakrak seviniyorsunuz.
Ama tükendiğinizin, öldüğünüzün ve hatta bu boş vermişliğin içerisinde kendi kafanıza sıktığınızın farkına varamıyorsunuz. 
Ne zaman farkına varacaksınız onu da söyleyelim efendim.
Parmağınızı hareket ettirecek gücü kendinizde bulamadığınız zaman.
Her hangi bir düşünceyi ifade edecek beyni, kendinizde bulamadığınız zaman.
Daha da ileri gidelim ve iktidar yanı sıra idrak gücünüzü tamamen kaybettiğiniz zaman.
Çünkü beynin tembelleşmesiyle vücut sadece bir et torbası olacağı için sonunun pek te iç açıcı olacağını zannetmediğimizi de rahatlıkla ifade edebiliriz.
Yani ölmeden cesetleşme durumu…
Acaba içinizde Alzheimer hastalığını bileniniz var mı?
Ya da ailesinde bu hastalığa yakalanmış ve kurtulmuş (!) olanınız?
Ya da yatalak hastası olanınız?
Ya da bedenen onlarca yaş büyümüş ama akıl olarak birkaç aylık olarak yaşayanınız?
Yapay zekânın aklına teslim olanların ne yazıktır ki sonu böyle olacak ve bunu hepimiz çok ama çok iyi biliyoruz. 
Köşe yazısını, haberi, duygu ve düşüncelerini, ödevi, sevgiliye özlemi hatta ve hatta eşinize sarf ettiğiniz birkaç güzel kelimeyi dahi bu zekâdan (!) kopyalayarak, kendi eseriymiş gibi insanlara yutturduğunu zanneden zavallılara söylenecek tek bir şey kalıyor;
O da, 
Koskocaman bir geçmiş olsun! 
Desenize elektriklerin olmadığı bir ortamda, internetin olmadığı bir ortamda ve hatta teknolojinin olmadığı bir ortamda siz bir hiçsiniz…
Bir şekilde doğada yapayalnız kaldığınızda; tabiatın güzelliklerinin içerisinde hiçliğinizin size neler kazandıracağını (!) hiç mi merak etmiyorsunuz?
Kendinize gerçek anlamda yazık etmeden, beyninizi sadece ve sadece sağlığınız için çalıştırmayı denemeniz en iyisidir. Elbette ki bu kendi ellerimiz ile üretmiş olduğumuz beyincikten de faydalanmamız gerekmektedir ama her işimizi ona yaptırarak değil…
Özellikle de duygu katamadığımız hiçbir şeyden sıcaklık beklemeyelim lütfen…
Sizin, sevdiğiniz birisine; seni seviyorum demekle, yapay zekânın aynı ifadeyi ve aynı duyguyu takınmasını nasıl bekleyebilirsiniz, halen daha aklım almıyor.
Aslolan önce duygu, hissetmek ve arzulamak! 
Yani istemek! 
Lütfen kendimize gelelim ve isterseniz abartmayalım, olmaz mı?


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —