Rafet Ulutürk

Tarih: 14.02.2026 08:54

Nöbetin Adı: Vatan

Facebook Twitter Linked-in

Bilenler bilir; şartların çetin olduğu, nefeslerin buz kestiği yerlerde tutulan nöbetler vardır. Parmakların hissizleştiği, kirpiklerin kırağı tuttuğu, zamanın ağırlaştıkça ağırlaştığı o anlarda insan yalnızca bir mevziyi değil; omuzlarına yüklenen görünmez bir emaneti bekler.

Nöbet, dışarıdan bakıldığında askerî bir görevdir. Oysa hakikatte bir karakter imtihanıdır. Çünkü insan kalabalıkların içinde cesur olabilir; alkışlar arasında güçlü durabilir. Fakat kimsenin görmediği bir gecede, kimsenin duymadığı bir rüzgârın altında, tek başına dimdik kalabilmek… İşte asıl fedakârlık budur.

Birinci Cihan Harbi’nin dondurucu cephelerinden Galiçya Cephesi’nde nöbet tutan Osmanlı askeri, memleketinden binlerce kilometre uzaktaydı. Beklediği toprak kendi köyü değildi; ufukta gördüğü dağlar tanıdık değildi. Ama beklediği şey, toprağın adı değil; vatanın haysiyetiydi.

Çünkü vatan, yalnızca üzerinde yaşanılan yer değildir.
Uğrunda fedakârlık yapılabilen değerin adıdır.

Harp Mecmuası’nın Şubat 1332 (1917) tarihli sayısında yer alan o meşhur fotoğrafın altındaki cümle, bir dönemin ruhunu özetler:

> “Aziz vatanın varlığını hayatıyla bekleyen Osmanlı nöbetçisi…”

Bu ifadede hamaset yoktur; sade bir hakikat vardır. Çünkü nöbet tutan asker, sadece düşmanı gözetmez. O, annesinin duasını, babasının vakur susuşunu, köyündeki çocukların yarınını da bekler. Cebindeki buruşmuş bir mektubu yoklayarak sabaha direnir. Üşüyen ellerini nefesiyle ısıtırken, içindeki hasreti susturmayı öğrenir.

Nöbet biraz da özlemdir.
Bir evin ışığına, sıcak bir çorbaya, tanıdık bir sese duyulan özlem…
Ama o özlem, vazifenin gerisinde sessizce bekler.

Belki de bu yüzden “Nöbet kutsaldır” denir. Çünkü nöbet; uykudan vazgeçmektir. Rahattan vazgeçmektir. Gerekirse hayattan vazgeçmektir. Korkarken yerini terk etmemektir.

Bugün sınırlar değişmiş, üniformalar farklılaşmış, silahlar modernleşmiş olabilir. Fakat nöbetin manası değişmemiştir. Dün Galiçya’da kar altında tutulan nöbet, bugün başka coğrafyalarda başka şartlar altında sürmektedir.

Birileri hâlâ, biz rahat uyuyalım diye uykusuzdur.
Birileri hâlâ, biz güvende olalım diye tehlikenin tam ortasındadır.

Ve biz her sabah gözlerimizi huzurla açabiliyorsak, bilin ki bir yerlerde bir nöbetçi, içindeki bütün özleme rağmen dimdik ayaktadır.

Çünkü bazı insanlar, kendi hayatlarından önce vatanın varlığını bekler.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —