ZEHİRLE BESLENEN İHANET
Uyuşturucu…
Sokak başında masum bir genç gibi duran ama evlatlarımızın canına kasteden sinsi bir düşman.
Bugün küresel uyuşturucu ekonomisi yüz milyarlarca dolarlık bir hacme ulaşmış durumda. Bu para sadece kartelleri değil, terör örgütlerini de besliyor.
Bu para sadece karanlık limanlarda değil, kirli siyaset masalarında da dolaşıyor.
Bu para, insanlığın damarına enjekte edilen zehirin finans kaynağıdır.
Ve Türkiye…
Üç kıtanın kavşağında duran aziz vatan.
Afganistan’dan çıkan eroin Avrupa’ya giderken, Orta Doğu’da üretilen sentetik zehirler Batı pazarına taşınırken bu coğrafya bir geçiş hattı haline getiriliyor. Balkan rotası dedikleri şey, aslında Anadolu’nun sırtına yüklenmiş kirli bir yüktür.
Bu bir tesadüf mü?
Hayır.
Coğrafya kaderdir derler ama millet iradesi kaderi değiştirir.
PKK VE ZEHİR TİCARETİ
Terör örgütü PKK’nın uyuşturucu trafiğindeki rolü artık bir iddia değil, raporlara geçmiş bir gerçektir. Avrupa sokaklarında satılan zehrin önemli bir bölümünde bu örgütün izi olduğu uluslararası raporlarda yer alıyor.
Sözde “hak mücadelesi” diyenler, gençleri mezara sürükleyen bir finans kaynağıyla nasıl aynı cümlede durabilir?
Bir yanda insan hakları nutukları…
Diğer yanda gençliğin damarına giren eroin, metamfetamin, sentetik haplar…
Hak mücadelesi diyen bir yapı, bir milletin evlatlarını uyuşturucu bataklığına sürüklüyorsa orada hak değil, ihanet vardır.
Bu mesele bir etnik tartışma değil.
Bu mesele, insanlık düşmanlığıdır.
DOĞALDAN SENTETİĞE: ZEHİRİN SANAYİLEŞMESİ
Eskiden uyuşturucu tarlalarda yetişirdi.
Şimdi laboratuvarlarda üretiliyor.
Sentetik uyuşturucular; ucuz, hızlı ve ölümcül.
Karteller için maliyet düşük, kâr yüksek.
Bir kimyasal depo, bir sınır hattı, birkaç aracı… Ve binlerce gencin hayatı karartılıyor.
Bu artık klasik kaçakçılık değil.
Bu, organize küresel bir savaş modelidir.
TÜRKİYE NEDEN HEDEF?
Çünkü Türkiye güçlüdür.
Çünkü Türkiye kilit ülkedir.
Çünkü Türkiye ayakta kalırsa bölge diz çökmeyecektir.
Suriye’de terör koridoru açmak isteyen akıl ile uyuşturucu koridoru açmak isteyen akıl aynı merkezden beslenir. Irak söylemleri, sınır güvenliği tartışmaları, terör operasyonları… Bunların içinde narko-terör başlığı da vardır.
Terör sadece silahla yapılmaz.
Terör bazen hapla yapılır.
Bir mermi bir can alır.
Bir uyuşturucu ağı bir nesli alır.
TOPLUMSAL BARIŞ MASALI
Toplumsal barış diyorlar.
Elbette barış isteriz.
Ama barışın içinde zehir tacirleri olacaksa o barış değil teslimiyettir.
Gençliğini koruyamayan bir millet, geleceğini koruyamaz.
Aileyi yıkan, ocağı söndüren bir ticaretle mücadele etmeyen hiçbir yapı, insan haklarından söz edemez.
MÜCADELE NASIL OLUR?
Türkiye son yıllarda narko-terörle mücadelede çok boyutlu bir yapılanmaya gitti. Emniyet, jandarma, istihbarat birimleri, uluslararası işbirlikleri… Operasyonlar artıyor, yakalamalar büyüyor.
Ama mesele sadece operasyon değil.
Bu bir milli bilinç meselesidir.
Anne-baba farkındalığı, okul eğitimi, sokak denetimi, sınır güvenliği, finans takibi…
Hepsi bir bütün.
Uyuşturucu sadece bir madde değildir.
Uyuşturucu, milletleri çökertmek için kullanılan bir silahtır.
PKK gibi terör yapılarının bu ticarette rol alması, meselenin sadece güvenlik değil, beka meselesi olduğunu gösterir.
Bizim meselemiz bir etnik kimlik meselesi değil.
Bizim meselemiz, Türk gençliğinin istikbalidir.
Zehirle beslenen hiçbir yapı masum değildir.
Hak söylemiyle gençleri öldüren hiçbir örgüt meşru değildir.
Bu topraklarda barış olacaksa,
Önce zehir şebekeleri temizlenecek.
Bu millet diz çökmez.
Bu millet evladını zehire teslim etmez.
Ve herkes şunu bilsin:
Türkiye, narko-teröre de, onu besleyen karanlık akla da boyun eğmeyecektir.
Gökalp Şentürk
Strateji Uzmanı Gazeteci Yazar