Mithat GÜDÜ /Emekli İmam Hatip / Gazeteci -Yazar

Tarih: 12.01.2026 21:44

Müslümanlar için kutlama ölçüleri neler olmalı?

Facebook Twitter Linked-in

* Kültürümüzün Kalandar'ı, İnancımızın Ölçüsü
* Kültürel Mîras ile İnanç Çizgisinde Bir Gece: Kalandar
* İslâm inancında geleneklerin yeri ve Müslümanlar için kutlama ölçüleri neler olmalı?

​Anadolu toprakları, binlerce yıllık medeniyetlerin izlerini taşıyan devasa bir kültürel mozaiktir. Bu mozaiğin en renkli ama bir o kadar da tartışılan parçalarından biri, özellikle Doğu Karadeniz’de yaşatılan Kalandar geleneğidir. Kapıların çalındığı, torbaların atıldığı, mânîlerin söylendiği bu gece; bir yanıyla neşeli bir çocukluk hatırası, diğer yanıyla ise fıkhî bir tartışma konusudur.

​Kalandar’ın Kökeni ve İslâm’daki Yeri

​İslâm dîninin ana kaynakları olan Kur’an ve Sünnet’te 'Kalandar' adıyla bir kutlama yer almaz. Bu tarz etkinlikler, dînî bir zorunluluktan ziyade zamanla halkın benimseyip gelenek haline getirdiği 'örf ve adetler' kapsamında değerlendirilir.

​İslâm hukukunda bir geleneğin "caiz" (yapılabilir) sayılabilmesi için temel şart, o geleneğin İslâm’ın tevhid (Allah’ın birliği) inancına aykırı bir unsur içermemesi ve başka dinlerin ibadet ritüellerine benzememesidir.

Kalandar, kökeni itibarıyla Rûmî takvime dayanan bir "yılbaşı" geleneği olsa da, bugün halk nezdinde dînî bir içerikten ziyade, bir sosyalleşme ve eğlence biçimine dönüşmüştür.

​Müslümanlar İçin "Ölçü" Ne Olmalı?

​Bir Müslüman, Kalandar gibi gelenekleri değerlendirirken şu üç hassas dengeyi gözetmelidir:
* ​İnanç (Akîde) Boyutu: Eğer bu geceye, "gelecekten haber alma", "rızkı Allah’tan değil de o geceden bekleme" veya "uğur-tılsım" gibi batıl inançlar yükleniyorsa, bu durum İslâm’ın özüyle çelişir.
* ​Benzeme (Teşebbüh) Meselesi: İslâm âlimleri, Müslümanların gayrimüslimlerin "dînî âyinlerine" benzeyen kutlamalardan kaçınmasını tavsiye ederler. Kalandar, eğer hristiyan dünyasının dini bir ritüeli gibi yaşanıyorsa sakıncalı görülür; ancak komşuluk hukukunu pekiştiren, çocukları sevindiren bir halk kültürü olarak icra ediliyorsa müsamaha ile karşılanabilir.
* ​İçerik ve Ahlâk: Kutlamalar sırasında alkol kullanımı, haram eğlenceler veya komşuları rahatsız edecek boyutta aşırılıklar varsa, bu durum "gelenek" adı altında meşrulaştırılamaz.

​Geleneği Yaşatırken Değerleri Korumak

​Kalandar gecesi söylenen o saf ve samimi mânîler, komşunun kapısına bırakılan o küçük hediyeler, aslında toplumsal dayanışmanın birer yansımasıdır. İslâm, toplumu bir arada tutan, sevgi ve hürmeti artıran örfleri reddetmez; aksine onları "marûf" (iyilik) süzgecinden geçirerek kabullenir.
​Önemli olan; bu geceleri birer tapınma veya inanç esası haline getirmeden, kültürel bir zenginlik olarak, İslâmî vakar ve edep sınırları içerisinde tutabilmektir. Çocukların yüzündeki tebessümü artırırken, kalpteki îmanı sarsacak "bâtıl" yaklaşımlardan uzak durmak en sağlıklı ölçüdür.

Mithat Güdü


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —