Menü Global Bakış
Mithat GÜDÜ /Emekli İmam Hatip / Gazeteci -Yazar

Mithat GÜDÜ /Emekli İmam Hatip / Gazeteci -Yazar

Tarih: 09.03.2026 09:46

Müslüman’ın Kendi Özünden Sürgün Edildiği Gün: 8 Mart ve Kimlik İhaneti!

Facebook Twitter Linked-in


​Müslüman’ın Yüzüne Çarpılan Sert Gerçekler: Takvimler Değil, Îman Kurtarır...

​8 Mart Dünya Kadınlar Günü… Birileri takvimlere bir çentik atıyor; Müslüman ise kendi kökünden kopardığı baltayla, o ağacın gölgesinde serinlemeye çalışıyor.

Şimdi sormak lazım: Biz Müslümanlar olarak neyi eksik bulduk? Dînimiz kadına hangi hakkı, hangi izzeti, hangi makamı vermedi ki; Batı’nın senede bir gün lütfettiği çiçek ve kutlama kırıntılarına razı hale geldik?
Hangi saplantı, hangi korku bizi inancımızdan uzaklaştırdı da başkalarının ritüellerine sarıldık?

​Bugün geldiğimiz nokta ürkütücü: Kadınlar günü, anneler günü, babalar günü… Bunlar bizim özümüzde zaten her an var olan haklar ve sorumluluklardır. Ancak biz bu değerleri bir takvim yaprağına hapsetmiş, "yılda bir gün hatırlama" sığlığına düşmüşüz. Kendi kültürümüzden ve köklerimizden o kadar uzaklaşmışız ki, yabancı ritüellerle kendimizi kandırıyoruz. Sanki inancımız ve kimliğimiz sadece takvim sayfalarına sığacak kadar ehemmiyetsizmiş gibi... Oysa İslâm, her gün yaşanması gereken bir hukuk ve kuşanılması gereken bir ahlâk sunar. Biz ise geçici heveslerin peşine düşüp kendimizi kaptırmışız. Sahi, biz kimleri memnun etmeye çalışıyoruz? Kimi taklit ediyoruz?

​Eleştirdiğimizde hemen tepki alıyoruz: “Hocam ne var bunda?” Arkadaş, ne mi var? Allah’ın ve Resûlü’nün razı olmayacağı bir yaşam tarzı var! Bizim görevimiz bu hakikatleri apaçık tebliğ etmektir; senin görevin ise dinlemek, fehmetmek ve uygulamaktır. Beşerî kanunlardan çekinirken, Allah’ın yasalarına uymamanın bedelini unutuyoruz. İman, yaşandığı sürece anlam kazanır. Müslümanlık iddia değil, ispattır. Unutmayın; takvimler değil, takva kurtarır.

​Bir Günlük Saygı, 364 Günlük İhmâl

​İslâm’da kadının değeri, bir günlük çiçek merasimiyle sınırlanamayacak kadar yücedir. Sizler, cenneti annelerin ayakları altına seren bir Peygamber’in ümmetisiniz. Kadını "emanet" bilen, ona şeref, hürmet ve adaletle yaklaşan bir medeniyetin mirasçılarıyız. Peki, her günü "Kadınlar Günü" olan bir dînin mensûbu iken, neden Batı’nın senede bir kez hatırladığı lütuf kırıntılarına muhtaçmış gibi davranıyorsunuz?

​İnanmayanlar kutluyor, peki ya inananlara ne oluyor? Kimi taklit, kimi tatmin ediyorsunuz? Bir toplum, inancını ve özgün kültürünü kaybettiğinde aslında her şeyini kaybetmiştir. Yaşadığın hayat, inandığın Kitab’ın sayfalarına değmiyorsa aradaki uçurum çok derindir.

​Bugün her türlü imkân elinin altında. Kur’an’ı, sünneti ve İslâm’ın kadına, aileye, anneye dair hükümlerini öğrenmek bu kadar kolayken hâlâ cahil kalıyorsan; bu tembellik değil, bilinçli bir tercihtir. Bu, derinlerde bir yerde "Müslüman gibi yaşamak istemiyorum" demektir. Belki de açıkça başkalarına benzemek istiyorsun. O halde dürüst olalım: Sen sahiden kimsin?

​“Hani biz Müslümandık?” sorusu artık bir merak değil, bir feryat olmak zorundadır.

​Şimdi karar vaktidir: Siz kimsiniz? İthal edilmiş ritüellerin figüranı mı, yoksa her nefesinde Allah’ın rızasını ve İslâm’ın izzetini taşıyan bir mümin mi?

Müslümanlığı sadece cenazelerde hatırlanan bir ritüel sananlar, Allah’ın gazabını ve Resûlullah’ın mahzuniyetini hesaba katmıyorlar mı?

Eleştirince “Hocam çok acımasızsınız” diyenler bilsin ki; asıl acımasızlık, bir medeniyetin köklerini kurutup onu başkalarının gölgesine mahkûm etmektir.

​Taklit, aslını yaşatamayanların sığındığı zayıf bir limandır. Ve o liman, fırtına koptuğunda sizi kurtarmaya yetmeyecektir.

​Artık uyanın. Eğer dîninizi ve özünüzü kaybettiyseniz, onu geri kazanmanın tek bir yolu vardır: Her günü imanla, şuurla yaşamak. Tekrar ediyoruz: Takvim değil, takvâ sizi kurtaracak.

Mithat Güdü


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —