Mithat GÜDÜ /Emekli İmam Hatip / Gazeteci -Yazar

Tarih: 03.02.2026 08:17

MİLLİ GÖRÜŞ VE ADİL DÜZEN'İN FARKI

Facebook Twitter Linked-in

İşte "Adil Düzen" teorisinin sadece bir temenni olmadığını, uygulandığında "Faiz Lobisi"nin (Rantiye) hortumlarını nasıl bir bıçak gibi kestiğini kanıtlayan o tarihi vaka analizi.

 

Bu sistem, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük "ekonomik bağımsızlık savaşı"dır.

FAİZ LOBİSİNİN KABUSU: "HAVUZ SİSTEMİ" VE BİR EKONOMİK DEVRİMİN ANATOMİSİ

Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın 54. Hükümet (Refahyol) döneminde hayata geçirdiği "Havuz Sistemi" (Kamu Tek Hesabı), Türkiye ekonomisinde bir "milat", küresel ve yerel sömürücüler için ise bir "felaket" olmuştur. Bu sistem, karmaşık iktisat teorilerine ihtiyaç duymadan, basit bir matematik ve "milli şuur" ile devletin nasıl soyulduğunu gözler önüne sermiştir.

1. ÖNCEKİ DURUM: "AHMAK DEVLET" MODELİ (SÖMÜRÜ ÇARKI)

Erbakan Hoca gelmeden önce sistem tam olarak bankaların ve rantiyecilerin istediği gibi işliyordu. Devlet, kendi parasını kullanmaktan aciz bırakılmıştı.

Mekanizma Şöyle İşliyordu:
Devletin bir kurumu (Örneğin Ziraat Bankası veya bir KİT) elindeki nakit fazlasını yıllık %50 faizle özel bankalara yatırıyordu.
Devletin bir başka kurumu (Örneğin Hazine veya TEDAŞ) nakit paraya sıkıştığında, gidip aynı özel bankadan yıllık %120 faizle borç alıyordu.

Sonuç: Özel bankalar, devletin bir cebinden aldığı parayı, devletin diğer cebine fahiş faizle satıyordu. Bankalar hiçbir risk almadan, hiçbir üretim yapmadan, sadece devletin parasıyla devleti borçlandırarak devasa kârlar elde ediyordu. Bu aradaki %70'lik fark, milletin cebinden çalınan ve "Faiz Lobisine" aktarılan haraçtı.

2. DEVRİM: HAVUZ SİSTEMİ (ADİL PAYLAŞIM)

Erbakan Hoca, Başbakan olur olmaz masaya yumruğunu vurdu ve şu tarihi tespiti yaptı: "Devlet, kendi parasına faiz ödemez!"
Yeni Mekanizma (Havuz):
Tüm kamu kurumlarının nakit paraları tek bir merkezde (Kamu Tek Hesabı) toplandı.

Parası olan kurum, parasını havuza koydu.
Paraya ihtiyacı olan kurum, gidip özel bankadan faizle borç almak yerine, bu havuzdan faizsiz olarak ihtiyacını karşıladı.
Sistem: Devletin parası, devletin içinde döndü. Araya giren "komisyoncu" bankalar ve tefeciler devre dışı bırakıldı. Bankaların musluğu bir gecede kesildi.

3. SONUÇLAR: "BEREKET"İN MATEMATİĞİ

Bu sistemin uygulanmasıyla (Ekim 1996 - Haziran 1997), Türkiye ekonomisinde daha önce görülmemiş, bugün bile "efsane" olarak anlatılan sonuçlar ortaya çıktı:

Faiz Lobisinin Çöküşü: Devlet, iç borçlanma ihtiyacını kendi kaynaklarıyla karşıladığı için, bankalar devlete satacak para bulamadı (veya devlet onlara muhtaç kalmadı). Devlet tahvili faizleri hızla düştü. Rantiye, "tatlı kâr" döneminin bittiğini anladı.

Devasa Tasarruf: İlk 6 ayda devlet bütçesinde o günün parasıyla milyarlarca dolarlık tasarruf sağlandı. Daha önce faize giden para, hazinede kaldı.

İşçiye ve Memura "Efsane" Zamlar: Erbakan Hoca, "Kaynak yok" diyenlere inat, Havuz Sistemi'nden elde edilen bu tasarrufu halka dağıttı.
Memura %50 + %30 + %20 (Eşel Mobil ile) varan kümülatif zamlar yapıldı. (Cumhuriyet tarihinin rekorudur).
Bağ-Kur emeklisine %300'e varan zamlar verildi.
Pancar üreticisine, fındık üreticisine tarihlerinin en yüksek taban fiyatları verildi.

4. BEDEL: 28 ŞUBAT NİYE YAPILDI SANIYORSUNUZ?

İşte meselenin "bam teli" burasıdır. Bize yıllarca 28 Şubat'ın "irtica", "laiklik", "Sincan'da yürüyen tanklar" veya "türban" yüzünden yapıldığı anlatıldı. Bu koca bir yalandır.

28 Şubat; "Beşli Çete" denilen sermaye gruplarının, medya patronlarının ve onların arkasındaki küresel finans baronlarının Havuz Sistemi'ne karşı yaptığı bir darbedir.
Erbakan'ın kurduğu sistem, bankaların yıllık milyarlarca dolarlık haksız kazancını bitirmişti.
Bu paranın halka (köylüye, işçiye) dağıtılması, milletin refah seviyesini artırıyor ve "muhtaç kitleleri" özgürleştiriyordu.
Siyonist sermaye düzeni, kendi sömürü hortumunu kesen bu eli kırmak zorundaydı. Tanklar laiklik için değil, kesilen faiz hortumlarını tekrar bağlamak için yürütüldü.
Nitekim hükümet düşürüldükten sonra gelen "Anasol-M" hükümetinin ilk icraatı ne oldu? Havuz Sistemi'ni kaldırmak. Hortumlar tekrar bankalara bağlandı, faizler fırladı ve ülke 2001 krizine sürüklenerek bankaların içi boşaltıldı.

SON SÖZ: TARİHİN ŞAHİTLİĞİ

Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın Havuz Sistemi, bir teorinin laboratuvar ortamında ispatıdır. Bize gösterdi ki; "Kaynak kıtlığı yoktur, basiretsizlik ve hıyanet vardır."
Faiz lobisi aradan çekildiğinde, Allah'ın verdiği nimetlerin ve devletin öz kaynaklarının bu milleti "krallar gibi" yaşatmaya yeteceği, sadece 11 aylık bir iktidarda bile ispatlanmıştır.
O gün o hortumu kesenler "vatan haini" ilan edildi, hortumcular ise "laiklik bekçisi" madalyası taktı. Tarih, hakikati er ya da geç yazar; bugün olduğu gibi.

Mithat Güdü


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —