Hadi Önal

Tarih: 01.03.2026 12:05

MERHAMET

Facebook Twitter Linked-in

Türkçeye Arapçadan geçen merhamet; sözlükte “bir kimsenin ya da bir canlının maruz kaldığı acıdan dolayı duyulan derin üzüntü ve acıma” diye tarif edilir. Fakat merhamet, bir sözlük maddesine sığmayacak kadar yüce bir hakikattir. O, yalnızca bir his değil; insanı iyiliğe sevk eden, kalbi harekete geçiren, elini uzattıran, gözünü yaşartan, dizini çöktüren bir kudrettir. Merhametli insan, başkasının yarasını kendi yüreğinde hisseder; o sızı dinmeden o insan huzur bulamaz.

Merhamet çok boyutlu bir erdemdir. İslâmî literatürde rahmet kavramıyla anılır; Allah’ın “Rahman” ve “Rahim” isimleriyle iç içedir. İlahi rahmet, bütün mahlûkata yönelmiş sınırsız bir lütuftur. İnsanlar arasındaki merhamet ise o sonsuz rahmetin yeryüzündeki akisleridir. Hz. Muhammed’in(s.a.s) hadislerinde, Allah’ın rahmetinin bir parçasını yeryüzüne indirdiği ve canlıların birbirine merhamet etmesinin bu ilahi pay sayesinde olduğu bildirilir. Demek ki merhamet, insanın icadı değil; insanın emanetidir.

Toplumsal hayatta merhamet; şefkat, empati, yufka yüreklilik, ilgi ve duyarlılıkla kendini gösterir. Bir annenin evlâdına sarılışı, bir evladın ana-babasına hürmeti, bir gencin yaşlıya kol vermesi, bir varlıklının yoksula uzattığı el… Bunların her biri merhametin tezahürüdür. “Sana nasıl davranılmasını istiyorsan, sen de öyle davran” ilkesi merhametin ahlâkî omurgasıdır. Merhamet, kalbi yumuşatır; dili inceltir; yüzü aydınlatır.

Edebiyatımızda, menkıbelerimizde, atasözlerimizde, türkülerimizde merhametin izleri vardır. Onun dili, ırkı, coğrafyası yoktur. Merhamet, insanı insan yapan cevherdir. Nurettin Topçu’nun dediği gibi: “İnsan merhamettir. Merhametin olmadığı yerde insan yoktur.” Mark Twain merhameti “insanlık madeninin en kıymetli cevheri” olarak niteler. Friedrich Nietzsche, onu “insanın insan olma hâli” diye tarif eder. Ahmet Yesevi, “Nerede görsen gönlü kırık, merhem ol.” çağrısıyla merhameti eyleme dönüştürür. Mevlana: “Şefkat ve merhamette güneş gibi ol!” sözü ile insanı merhametli olmaya davet eder. Hz. Ali merhameti ibadetlerin en hayırlısı sayar. Ve yine Hz. Muhammed: “Yerdekilere merhamet edin ki, göktekiler size merhamet etsin.” buyurarak kurtuluşun kapısını aralar.

Merhametsiz insan için “taş kalpli” denir; çünkü merhametin olmadığı kalp taşlaşır. Oysa merhamet, insanın en güzel ziynetidir. Yüreğinde merhamet taşıyanın dili kırıcı olmaz, bakışı yakıcı olmaz. Merhamet, kin ve düşmanlığı eriten en güçlü iksirdir. Asırlar boyunca farklı din ve ırklardan toplulukların aynı topraklarda barış içinde yaşayabilmesinde merhametin payı büyüktür. İlahi dinlerin ortak çağrısı da budur: İnsana merhamet et!

Bilim, dinden ve ahlâktan koparıldığında soğur; mekanikleşir; materyalist bir zemine hapsolur. Bu, bilimin kusuru değildir. Bilimin lügatinde sevgi yazmaz; o, nasıl yapılacağını öğretir. Nükleer enerjiyi üretmeyi öğretir; onu hastanın şifasına da sunabilirsiniz, bombaya da dönüştürebilirsiniz. İlmi; insanı yaşatmak için de kullanabilirsiniz, yok etmek için de… İlme yön veren kalpte merhamet yoksa bilgi felakete dönüşür.

Bugün dünyanın dört bir yanında acı kol geziyorsa, bunun temelinde insanın ilahi olandan kopuşu vardır. Ruh unutulup yalnızca bedenin arzuları yüceltildiğinde felaket kaçınılmaz olur. Cebimizde akıllı telefon, altımızda uçak olabilir; fakat kalbimizden adalet, sevgi ve merhamet sökülmüşse bütün bu ilerleme neye yarar? Modern dünya teknolojiyi büyüttü; ama insanın iç âlemini küçülttü. Sonuç mu? Ruhsuz bir güç, vicdansız bir akıl, merhametsiz bir kudret…

Birkaç dakika içinde yüz binlerce insanı yok edebilecek silahlar üreten bir çağdayız. İlim var; ama hikmet yok. Güç var; ama şefkat yok. İşte asıl yoksulluk budur. İnsan merhameti kaybettiği gün, insanlığını da kaybeder.

Merhamet, insanın en büyük imtihanıdır. Ya kalbimizi rahmetle dolduracak, insan kalacağız; ya da merhametsizliğin karanlığında kendi ellerimizle kendi kıyametimizi hazırlayacağız.

 

Hadi Önal/ 01 Mart 2026/ Elazığ


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —