Takvim bir sayfa daha çevrildi ve Mart ayına girdik. Kışın ağır ve uzun günleri yavaş yavaş geride kalırken, doğa da insan da yeni bir mevsimin eşiğinde duruyor. Mart, yılın belki de en kararsız ama en umutlu aylarından biridir. Ne tamamen kışa aittir ne de tam anlamıyla bahara. Tam ortasında duran bir geçiş zamanıdır.
Bu yüzden Mart ayı çoğu zaman değişkenliğiyle hatırlanır. Sabah güneşli başlayan bir gün, akşam yağmurla ya da sert bir rüzgârla bitebilir. Hatta bazen baharı hatırlatan sıcak bir günün ardından beklenmedik bir soğuk dalgası gelir. Halk arasında söylenen “Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır” sözü de bu değişkenliğin en sade anlatımıdır.
Ama Mart ayının asıl özelliği sadece bu kararsız hava değildir. Mart, aynı zamanda uyanışın başladığı zamandır.
Doğanın Yavaş Uyanışı
Kış boyunca sessizleşen doğa, Mart ayında ilk işaretlerini vermeye başlar. Günler uzar, güneş gökyüzünde daha uzun süre kalır. Ağaçların dallarında henüz tam açmamış küçük tomurcuklar belirir. Toprak, kışın donukluğunu yavaş yavaş bırakır.
Baharın gelişi aslında gürültülü bir olay değildir. Büyük değişimler çoğu zaman küçük işaretlerle başlar. Bir kuşun daha erken ötmesi, güneşin biraz daha sıcak hissettirmesi ya da yağmurun farklı bir kokuyla toprağa düşmesi… Bunların hepsi doğanın yeniden hareketlenmeye başladığının işaretidir.
Mart ayı, işte bu küçük değişimlerin ayıdır.
Cemrelerin Zamanı
Mart ayının doğayla ilgili en eski anlatımlarından biri de cemrelerdir. Halk takvimine göre cemreler üç aşamada düşer: önce havaya, sonra suya, en sonunda toprağa.
Bu süreç doğadaki ısınmanın yavaş yavaş gerçekleştiğini anlatır.
Önce hava yumuşar, ardından sular çözülür ve sonunda toprak ısınarak yaşamı yeniden harekete geçirir.
Bu yüzden cemreler sadece bir inanış değil, aynı zamanda yüzyılların gözleminden doğmuş bir doğa bilgisidir.
Mart ayına geldiğimizde bu değişim artık daha belirgin hâle gelir. Baharın ilk adımları hissedilmeye başlanır.
İnsan Ruhunun Martı
Doğadaki bu değişim, farkında olsak da olmasak da insanın ruhuna da yansır. Kış ayları çoğu zaman daha sakin ve içe dönük geçer. Soğuk hava ve kısa günler insanı daha kapalı bir yaşam ritmine iter.
Mart ayı ise bu durağanlığı kırmaya başlar. İnsan daha fazla dışarı çıkmak ister, yürümek ister, yeni planlar yapma isteği duyar.
Çünkü doğadaki hareket, insanın iç dünyasını da harekete geçirir.
Bu yüzden Mart ayı çoğu zaman yenilenme hissi taşır.
Bir Başlangıcın Habercisi
Mart ayı bize önemli bir gerçeği hatırlatır: Değişim bir anda gerçekleşmez. Bahar bir sabah ansızın gelmez. Önce küçük işaretler belirir, sonra doğa yavaş yavaş dönüşür.
Kışın ardından gelen bu geçiş ayı, sabrı öğretir.
Çünkü en güzel mevsimler bile adım adım gelir.
Takvim Mart’ı gösterdiğinde aslında şunu anlarız:
Kış hâlâ tam bitmemiş olabilir.
Ama bahar artık yoldadır.
Ve bazen bir mevsimin değişmesi için
gökyüzünde küçük bir ışık,
havada hafif bir yumuşama
ve insanın içinde büyüyen bir umut yeter.