Hakan DİKMEN

Tarih: 27.01.2026 11:37

Mahalle yanarken saçını örenler var.

Facebook Twitter Linked-in

Ve insanın edebi, bazen cümleyi tamamlamaya değil; susarak yüz kızartmaya mecbur bırakıyor.

Aybüke öğretmen katledildiğinde neredeydiniz?
Neşe öğretmen toprağa düştüğünde hangi “duyarlılık” pozundaydınız?
Nesrin öğretmen hayattan koparıldığında hangi süslü cümleleri örüyordunuz?

Üçü de öğretmendi.
Üçü de bu ülkenin çocuklarına bir harf öğretmek, bir yürek kurtarmak için yola çıkmıştı.
Üçü de kalemle çıktı, kurşunla vuruldu.

Bugün ekranlarda, kürsülerde, sosyal medyada saçını örenler var.
Süslenen cümleler, filtrelenmiş vicdanlar, seçmeli acılar var.
Terörü kınarken bile “ama” diye başlayan cümleler kuranlar var.
Şehidin adını anarken sesini kısan, failden bahsederken dili dolaşanlar var.

Şunu bilin:
Topunuz, şehit Aybüke’nin saçının bir teli etmezsiniz.
Neşe öğretmenin yarım kalan ders defterinin bir sayfası kadar bile ağırlığınız yok.
Nesrin öğretmenin kara tahtaya yazamadığı son cümlenin yanına bile yaklaşamazsınız.

Bu ülke öğretmenini toprağa verirken, siz aynaya bakıp saçınızı düzelttiniz.
Biz yas tutarken, siz poz verdiniz.
Biz “bir daha olmasın” diye boğazımız düğümlenirken, siz “aman ortam gerilmesin” dediniz.

O yüzden boşuna saç örmeyin.
O saç, vicdanla örülmedikçe sadece kirli bir süstür.
Bu millet öğretmenini şehit veren bir millettir;
siz o acının yanına bile yaklaşamayacak kadar küçüksünüz.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —