
Son günlerde okullarımızda Ramazan ayının mânevî iklimini yaşatmak adına yapılan süslemeler ve cami ziyaretleri üzerinden koparılan fırtınaları ibretle izliyoruz.
Bazı kesimlerin, kökü bu toprakların derinliklerine uzanan dînî sembolleri "laikliğe aykırı" ilan ederek dışlama çabası, aslında bu milletin ruh köküne yabancılaşmanın en somut göstergesidir.
Maneviyat Bir "İhlâl" Değil, Bir İhtiyaçtır
Eğitim sadece dört duvar arasında formül ezberletmek değildir; eğitim, bir nesle kimlik kazandırma sürecidir. Bu kimliğin en güçlü harcı ise inancımız ve bin yıllık geleneklerimizdir. Çocuklarımızın okullarında Ramazan’ın neşesini görmesi, caminin huzur veren atmosferini teneffüs etmesi neden birilerini bu kadar rahatsız ediyor? Dinî değerlerin yaşatılmasını bir "tehdit" olarak gören zihniyet, aslında bu toplumun mayasına karşı savaş açmaktadır.
Laiklik mi, İnanç Ambargosu mu?
Yıllardır bu ülkede laiklik kavramı, inançlı insanların hayat alanını daraltmak, dînî değerleri kapalı kapılar ardına hapsetmek için bir sopa gibi kullanıldı. Oysa gerçek laiklik, devletin inanca düşman olması değil; inancın özgürce yaşanmasına zemin hazırlamasıdır. Allah’ın hükmünün her şeyin üzerinde olduğu gerçeğini kalbinde taşıyan bir millet için, hiçbir beşeri düzenleme mânevî değerlerin önüne set çekemez. Bizler biliyoruz ki; yarın huzur-u ilâhîde bize ideolojiler değil, dînimize ve değerlerimize ne kadar sahip çıktığımız sorulacaktır.
Değerlerimizle Barışma Vakti
Okullarda Ramazan konseptli bir köşe hazırlamak veya topluca bir ibadethaneyi ziyaret etmek, kimsenin özgürlüğünü elinden almaz. Aksine, bu tür etkinlikler; saygıyı, bereketi ve paylaşmayı öğretir. Bu uygulamalara karşı çıkanlar, "farklı inanç grupları" maskesi altında aslında maneviyata dair her izi silmek istemektedirler.
Millî Eğitim'in gayesi, sadece teknik bilgiyle donatılmış değil, aynı zamanda ahlâklı ve inançlı nesiller yetiştirmek olmalıdır. Ramazan berekettir, cami birleştiricidir. Bu değerleri laiklik bahanesiyle okul kapısının dışında bırakmaya çalışmak, bu topraklara yapılacak en büyük kötülüktür. Milletimiz, kendi değerleriyle kavgalı olan bu köhne zihniyete geçit vermeyecek; evlatlarını hem ilimle hem de îmanla büyütmeye devam edecektir.
Kalbi maneviyatla dolmayan bir nesil, en modern eğitimle donatılsa bile köksüz bir ağaç gibi ilk fırtınada yıkılmaya mahkumdur.