Dünya yeniden şekilleniyor. Bu sadece bir güç değişimi değil, aynı zamanda bir zihniyet dönüşümüdür. Yaklaşık iki yüz yıldır dünyayı ekonomik, siyasi ve askeri olarak domine eden Batı merkezli düzen, artık ciddi bir kırılma yaşıyor. Bu kırılmanın adı ise açık: Kuşak ve Yol Projesi.
Kuşak ve Yol Girişimi yalnızca bir ticaret yolu değildir. Bu proje, küresel güç dengelerini değiştiren, ekonomik bağımlılıkları dönüştüren ve Batı merkezli sistemin tek taraflı üstünlüğünü sona erdiren stratejik bir hamledir. Bugün 143 ülkenin bu projeye dahil olması tesadüf değildir. Bu ülkeler sadece ticaret yapmak istemiyor; aynı zamanda Batı'nın siyasi baskılarından kurtulmak istiyor.
Dikkat edelim; projede yer alan ülkeler sıradan ülkeler değildir.
Çin
Rusya
İran
Hindistan
Türkiye
Bu ülkeler, nüfuslarıyla, doğal kaynaklarıyla, coğrafi konumlarıyla ve askeri güçleriyle dünyanın ağırlık merkezini oluşturmaktadır. Artık Atlantik merkezli bir dünya yerine Avrasya merkezli yeni bir düzen kuruluyor.
Batı'nın asıl korkusu da burada başlıyor.
Yüzyıllardır dünyayı sömürge düzeni ile yöneten Batı, ilk kez ekonomik olarak kendisine alternatif bir sistemle karşı karşıya. Üstelik bu sistem askeri işgallerle değil, ticaret yollarıyla kuruluyor. Tankla değil, trenle ilerleyen bir güçten söz ediyoruz. Bombalarla değil, limanlarla büyüyen bir sistemden bahsediyoruz.
İşte ABD'nin saldırganlığının altında yatan psikoloji tam da budur.
Amerika Birleşik Devletleri, üstünlüğünü kaybetme korkusuyla daha agresif politikalar izliyor. Ticaret savaşları, ekonomik yaptırımlar, bölgesel krizler, vekalet savaşları… Bunların hepsi mevcut düzeni koruma refleksidir. Çünkü Washington yönetimi çok iyi biliyor ki Kuşak ve Yol Projesi tamamlandığında dünya ticaretinin merkezleri değişecek, enerji hatları farklı yönlere akacak ve ekonomik bağımlılık dengeleri yeniden kurulacaktır.
Bugün Ortadoğu'daki gerilimleri, Doğu Avrupa'daki çatışmaları, Asya-Pasifik'teki askeri hareketliliği sadece bölgesel gelişmeler olarak okumak eksik olur. Bunlar aynı zamanda küresel güç mücadelesinin parçalarıdır.
Dünya artık tek kutuplu değil.
Çok kutuplu bir dünya doğuyor.
Bu yeni dünyanın temelinde ise ekonomi var, ulaşım var, enerji var, üretim var. Kuşak ve Yol Projesi tam olarak bu unsurları bir araya getiriyor. Bu yüzden proje sadece ekonomik değil, aynı zamanda jeopolitik bir devrimdir.
Türkiye'nin bu projedeki yeri ise ayrı bir önem taşıyor. Asya ile Avrupa arasında köprü konumunda olan Türkiye, Orta Koridor'un merkezinde yer alıyor. Bu durum Türkiye'yi yalnızca bölgesel değil, küresel bir lojistik merkez haline getirme potansiyeli taşıyor.
Bu fırsat doğru değerlendirilirse Türkiye sadece geçiş ülkesi değil, aynı zamanda güç merkezi haline gelebilir.
Dünya değişiyor.
Atlantik'in yüzyılı kapanıyor.
Avrasya'nın yüzyılı başlıyor.
Ve bu dönüşümün en büyük göstergesi Kuşak ve Yol Projesidir.
Batı'nın agresifleşmesi, yaptırımların artması, bölgesel krizlerin çoğalması… Bunların hepsi bir sonun habercisidir.
Çünkü tarih bize şunu gösterir:
Gücünü kaybeden imparatorluklar, en saldırgan dönemlerini yaşar.
Bugün yaşanan tam olarak budur.
Dünya yeni bir denge arıyor.
Ve bu denge artık Batı'nın değil, Avrasya'nın ellerinde şekilleniyor.