Evren, görünenin ötesinde bir ahenkle işler. Bir yanda bilim, atomun ve enerjinin gizemini çözmeye çalışırken; diğer yanda inanç, insanın ruhsal derinliklerinde varlığın anlamını arar. Günümüzün en gelişmiş bilim dalı olan kuantum fiziği, evrenin görünmeyen bir düzlemde, enerji ve frekanslarla örülü olduğunu söyler. Bu yaklaşım, kadim dinî öğretilerde anlatılan manevi boyut kavramıyla şaşırtıcı derecede örtüşmektedir.
Bu yazıda, İslam’ın kutsal yolculuğu Miraç mucizesi ve kutsal mekânları, kuantum fiziğinin ışığında yeniden düşünelim.
🌌 Kuantum Evren: Görünenin Ötesinde Bir Düzen
Kuantum fiziği, atom altı dünyada maddenin hem dalga hem parçacık gibi davranabildiğini ortaya koymuştur. Bu durum, evrenin sadece “katı madde”den ibaret olmadığını; aksine enerji dalgaları, titreşimler ve olasılıklar bütününden oluştuğunu gösterir.
İlginçtir ki, İslam düşüncesinde de yaratılışın özü “emir âlemi” ve “enerji boyutu” olarak tanımlanır. “Ol” emriyle var olan kâinat, Allah’ın kudretinden yayılan bir titreşim, bir varlık dalgasıdır. Kuantum fiziği bu ilahi düzene, bilim diliyle dokunma çabası gibidir.
🕋 Miraç: Maddeyi Aşan Ruhun Yolculuğu
Hz. Muhammed’in (s.a.v) Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksa’ya, oradan da semalara yükseldiği Miraç mucizesi, klasik anlamda fizik kurallarıyla açıklanamaz. Ancak kuantum fiziği, zamanın ve mekânın esneyebildiği, parçacıkların “anında” bir noktadan diğerine geçebildiği kuantum sıçrama kavramını sunar.
Bu açıdan Miraç, sadece bir mucize değil; madde ötesi bir enerji yolculuğu olarak da düşünülebilir. Peygamber Efendimizin bu yükselişi, ruhun saf enerji boyutuna eriştiği, ilahi hakikatle bütünleştiği bir süreçtir. Bu, insanın potansiyel olarak taşıdığı manevi yükselişin sembolüdür.
🕌 Mescid-i Haram ve Mescid-i Aksa: Manevi Frekans Merkezleri
İslam’ın iki mukaddes mekânı olan Mescid-i Haram ve Mescid-i Aksa, sadece tarihî birer ibadet yeri değil; aynı zamanda kozmik enerji merkezleri olarak da düşünülebilir.
Kuantum anlayışına göre, mekânlar da enerji taşır. Her taşın, her toprağın, her sesin bir frekansı vardır. Bu kutsal mekânların yüksek manevî titreşimleri, ibadet eden insanın kalp ritmiyle, ruhsal enerjisiyle rezonansa girer. Bu yüzden bu yerlerde dua eden bir insanın kalbi, evrenle uyumlu bir dalga hâline gelir.
🌠 Evrenin Sırrı: Allah’ın Kudret Düzlemi
Kuantum fiziği, evrendeki düzenin görünmez bir “bilinç” tarafından yönetildiği izlenimini verir. Parçacıklar, gözlemlenmediklerinde farklı davranır; sanki bir “irade” onları yönlendirir.
İslam inancında bu bilinç, bu irade açıktır: “Kün fe yekûn” — Ol der, ve olur.
Bilim, neden-sonuç ilişkisini sorgularken; din, bu ilişkinin ardındaki mutlak kudreti gösterir. Kuantumun çözmeye çalıştığı gizem, iman sahipleri için Allah’ın “El-Alîm” (her şeyi bilen) ve “El-Kâdir” (her şeye gücü yeten) isimlerinin tecellisidir.
🧠 Bilim ve İnanç Arasındaki İnce Hat
Bilim ve inanç birbirine rakip değil, aynı hakikatin iki yüzüdür. Bilim, “nasıl” sorusuna yanıt arar; din ise “niçin” sorusuna. Miraç mucizesi, bu iki sorunun kesiştiği en yüce noktadır: Ruh, ışık hızını aşar; kalp, zamanın ötesine geçer.
Kuantum fiziğiyle İslam’ın derin öğretileri arasında köprü kurmak, hem aklın hem ruhun huzur bulduğu bir denge noktasıdır. Çünkü insan, sadece madde değil; şuurla titreşen bir enerji varlığıdır.
🌙 Sonsöz : Kainatın Her Zerresinde İlahi Düzen
Evrenin sırları çözüldükçe, ilahi düzenin büyüklüğü daha da belirginleşir. Kuantum fiziği bize maddenin aslında bir “görünüş” olduğunu gösterir; İslam ise bu görünüşün ardındaki hakikati hatırlatır.
Miraç, bu hakikate açılan bir kapıdır. İnsana “sen de yükselebilirsin” diyen bir çağrıdır. Çünkü Allah’ın kudreti, hem atomun çekirdeğinde hem kalbin derinliğindedir.
Necat KACAN
Eğitimci Araştırmacı Yazar