Haftalardır soru cevaplıyorum yazılarda..
Cevapladığım sorulara bakıyorum, evet haklısınız sormakta..
Çünkü gündem bunlar..
Ama içimden "YETER" diye haykırmak geliyor..
Başka işimiz yokmuşcasına, başka gündemimiz yokmuşcasına; saçma sapan, fındık kabuğunu doldurmayacak, gereksiz, aslında hiçbir şeyi çözmeyen sorular çünkü bunlar!
En son geçen hafta, soruların muhatabı "YILBAŞI" idi mesela!
Bundan daha önemli bir gündem mi olur?!
OLMALI AMA!
Yılbaşı kutlamak!
Ya da kutlamamak!
BÜTÜN MESELEMİZ BU MU?
BU KADAR MI ÖNEMLİ BU KONU?
Sanki Memleketin Her Şeyi Tam!
Ve Biz Yılbaşını Konuşuyoruz...
Daha 1 hafta sürer ayrıca...
Haa birde FİLİSTİN meselesi tabii ki!
Yılbaşı bir nevi "DİNSİZLİK" ya.. (!)
Filistine destek vermek için paylaşım yapmak, olduğu mevkiden "kınamak" yürümek, koşmak vs..
Bunların hepsi de "DİNDARLIK"!!
Ama asıl görmemiz gereken; ya da zaten gördüğümüz, bildiğimiz bir sürü şey varken bu bu ülkede!
Bunu nasıl başarıyoruz acaba?
Bu kadar basite nasıl indirgeyebiliyoruz durumu?
Bu ülkede her şey ama "HER ŞEY" var!
Ve karşılığında da hiçbir şey yok!
Meselâ:
Mahkeme var ama güven yok.
Karar var ama adalet yok.
Kanun var ama vicdan yok.
Suç var ama fail yok.
Dosya var ama sonuç yok.
Hüküm var ama eşitlik yok.
Çalışan var ama karşılığı yok.
Emek var ama kıymeti yok.
Çalışan var ama geçinen yok.
Okuyan var ama umut yok.
Diploma var ama işi yok.
(Ya da tersi: diplomasıza iş çok!)
İşi olanın yarını yok.
Maaş var ama ayın sonu yok.
Genç var ama gelecek yok.
Okul var ama eğitim yok.
Üniversite var ama umut yok.
Zengin var ama paylaşma yok.
Güç var ama denetim yok.
Yetki var ama sorumluluk yok.
Hata var ama istifa yok.
Yolsuzluk var ama yüz kızarması dahi yok.
Yalan var, utanma yok.
Her şeyin ve hiçbir şeyin sınırı yok..
Siz de çoğaltırsınız bunları zaten düşününce..
Bilen çok ama susuyor!
Bilmeyen (üç maymunu oynayan) ağzı var diye konuşuyor!
Fakir çok ama karşılığı: Sabır Övgüsü!
Açlık var ama istatistikte tersi!
Tüm bunlar VAR ama ekranlarda YOK.
Gençler var meselâ...
Geleceğimiz dediğimiz gençler!
Hayal dahî kuramayan..
Hayal kuranlarıda; yurt dışı vizesi kovalıyor kaçmak için..
“Buradan bir şey olmaz” cümlesi ile..
Biz; bir değeri, genç bir beyni, bir gücü kaybetmiş sayılmayız ki!
"GİDENE GÜLE GÜLE" demek düşer bize!
Uyuşturucu sokakta, her köşe başında!
Şiddet evde!
Cinayetler sadece haber bültenlerinde "HABER" değerinde!
Fuhşiyat?
Zaten normal, görünmez olmuş!
Yalan, artık ahlâkî bir sorun değil; en doğalından iletişim biçimi!
Edep, ahlak mı, o da ne?
Tok olan habire konuşuyor!
Aç olan her yerde susuyor.
Güçlü hep haklı!
Güçsüz ise haktan bahsetse suçlu!
Doğruyu söylemek mi?
Cesaret istiyor..
Susmak ise tedbir artık..
Tüm bu düzene alışmak mı?
O da “olgunluk” sayılıyor!
Ama çok şükür!
Bir tehlike var ki gözümüzden kaçmaazz!!
Kaçmadıııı...
Yılbaşı!
Bu yapılırsa mazallah!
Ne yaparız?
Sakın haaa!
Traji komik bu halimizde; açlık sınırı tartışılırken, çocuklar okula aç giderken, birileri üç maaşla “geçinemediğini” anlatırken, ahlak bitmiş, din sadece “dilde” pelesenk olmuşken asıl mesele hâlâ aynı:
“Yılbaşı kutlanıyor mu, kutlanmıyor mu?”
Memleket yangın yeri ama biz dumanın rengini tartışıyoruz.
Hani bir atasözü var ya:
"KÖY YANARKEN DELİ TARANIR" diye..
Tam da biz ve konuştuklarımız değil mi bu durum?
Din adına konuşanlar...
Her şeye sessiz, yılbaşına sesli?
Kul hakkı yenir..
Faiz düzeni kurulur...
Adalet terazisi bozulur..
Yalan söylenebilir..
Hak yenebilir..
Sorumluluk alınmayabilir..
Genç nesil bu sebeplerle dîni bırakın, insanlıktan çıkabilir..
SORUN YOK!
RELAXXX!!
Amaa!
Yılbaşı kutlanırsa...
Îman elden gider!
MAZALLAH!
Türklük adına konuşanlar da var...
Türk'ün dili yozlaşır..
Kültürü tüketilir..
Tarihine uygun yaşanmaz ama slogan olarak kullanılabilir..
Sorun yok..
Asimile olunmaz ki "BUKADARCIK" şeyle..
Asıl asimilasyon biri birine“mutlu yıllar” derse olur değil mi?!!
Diğer dindarlık göstergemiz FİLİSTİN!
Filistin adına konuşanlar var.
Zulme karşı duyarlılık elbette kıymetlidir.
Ama bu duyarlılık neden sadece story süresi kadar?
Neden aynı vicdan, yanı başındaki yoksul için çalışmaz?
Neden aynı öfke, ülkedeki adaletsizliğe uğramaz?
Neden "yürüyüşler" ahlak çöküntüntüsü için, yapılmaz?
Sormak lazım:
Gerçekten Filistin için mi üzgünüz, yoksa üzülüyor gibi mi yapıyoruz?
Ya da bu "bahane" ile neleri maskeliyoruz?
Gerçekten yılbaşıyla mı mücadele ediyoruz, yoksa yüzleşemediğimiz gerçeklerden mi kaçıyoruz?
Çünkü yılbaşı kolay..
Karşı çıkması risksizdir değil mi?
Yılbaşı konuşmak cesaret istemez.. Konforlu konudur..
Asıl zor olan;
Haksızın karşısında durmak,
Yanlışa “yanlış” demek,
Güçlünün değil, doğrunun yanında yer almaktır.
Ama o zordur.
Bedeli vardır.
O yüzden biz kolay olanı seçeriz:
Takvimi suçlarız.
Bu ülkede haram, takvimle sınırlı değil!
Zulüm 31 Aralık’ta başlamadı!
Ahlâk 1 Ocak’ta bitmedi!
Bir toplum "mutlu yıllar" denince bozulmaz; adaletsizlikle çürür!
Bir millet yılbaşıyla asimile olmaz; hafızasını, dilini, vicdanını kaybedince çözülür.
Hakikati söyleyenle bağıranı..
Dertlenenle nefret saçanı..
İnancını yaşayanla inancı üzerinden hükmeden aynı kefeye kondukça, daha çook çözülür ve çürürüz..
(Çözülecek ve çürüyecek bir şey kaldıysa tabii!)
Sonra diyoruz ki: “Neden bu haldeyiz?”
Din adına da..
İnsaniyet adına da..
Cevap çok basit:
"Büyük günahlarla, suçlar ve suçlularla yüzleşmek, yapanı sorgulamak yerine, küçük sembollerle kavga etmeyi tercih ediyoruz çünkü..
Çünkü adalet istemek yerine, takvim bekçiliği yapıyoruz!
Çünkü değişmek zor, bağırmak kolay..
Hadi bağırdık, ona da tamam..
Peki neye niye bağırıyoruz?
Ya da neye niye susuyoruz?
Evet ez cümlede:
Bu memleketin "her şeyi" VAR..
Olmayan “hiçbir şeyler” içinde ise bir şey var ki o NET YOK!
Samimiyet..
Samimiyet olmadığında ne doğruluk, ne dürüstlük, ne de ÎMAN kalır!
Ve samimiyet olmadığında gerçeklerin üstü saçmalıklarla örtülmeye çalışılır..
Ve biz de hep birlikte “Köy yanarken, delinin saçını taraması”na takılır dururuz..
Yahu bu deli niye saçını tarıyor? ????
Gerisi mi?
Basit yahu....
YANGIN alt tarafı..
Büyütmeyin!
DİP NOT: Şahşım adına ben de yazdım geçen hafta Yılbaşını..
Ama köyün yandığını bilmediğimden değil..
Soruları cevapsız bırakmamak içindi..
TARANAN DELİYİ GÖRMEZDEN GELİP “YANGIN VAR” DİYE BAĞIRMAK DA BOYNUMUZUN BORCUYDU..
VESSELÂM....