Rafet Ulutürk

Tarih: 26.12.2025 21:19

Kırcaali’den Yükselen Sessiz Çığlık – “HÖH Partililerden Utanıyoruz”

Facebook Twitter Linked-in

Kırcaali sokaklarında bir sessizlik var. Ama bu suskunluk korkudan değil, kırgınlıktan. Bu şehir artık bir şey demiyor çünkü her şey söylendi, ama hiçbiri duyulmadı.
“HÖH partililerden utanıyoruz” cümlesi kulağa ağır geliyor, değil mi? Ama halkın dilinde artık yankı bulan bu cümle, bir karalama değil; bir vicdan feryadıdır. Çünkü biz bu topraklarda sadece yaşamadık, var olduk. Türk’ün onurunu mezar taşlarına, çeşmelere, camilere, tütün yapraklarına kazıdık.

140 yıldır Bulgaristan’dayız. Savaşı da gördük, soykırımı da. Zorla göç ettirildik, adımız değiştirildi, mezarlarımız kazıldı. Ama yine de devlete kin tutmadık. Bulgaristan’ı sırtımızda taşıdık ama bugün görüyoruz ki, bizim sırtımıza basarak yükselenler, bizden utanmıyorlar. Biz onlar adına utanıyoruz.

Sözde “Türk Partisi” dediler, ama ne Türk’ün mezarına baktılar ne medresesine.
Medresemiz hâlâ Bulgar devleti kontrolünde.
Ayşe Molla Çeşmesi Türklerin parasıyla yapıldı, ama içilmez hâlde.
Türbeyi Türkiye restore etti.
Caminin bakımını Türkiye üstlendi.
Yeni camiyi de Türkiye yaptı.

Peki, Kırcaali belediyesinde oturan Türk başkan ne yaptı?
Hiç!
Halk soruyor:
– Mezarlıkları temizlemek için Türkiye mi gelsin?
– Vakıf mallarını geri almak için Ankara mı araya girsin?
– Ayşe Molla Çeşmesi’nin tadını da biz mi düzeltelim?
Sizin göreviniz sadece koltukta oturmak mı?
Yoksa Türk milletinin onurunu, inancını, hafızasını korumak mıydı?

Bugün Kırcaali’de Türk ismini kullananların icraatına baktığınızda, utanmak kelimesi bile kifayetsiz kalıyor.
Çünkü siz sadece sessiz kalmadınız; ihanete ortak oldunuz.
Çünkü siz sadece yetki almadınız; emaneti çaldınız.
Çünkü siz sadece seçim kazandınız; halkı kaybettiniz.
Ama bilin:
Halk sustukça büyür.
Öfkesini yutmaz, zamanı bekler.
O gün geldiğinde sandık, bir hesap defteri olur.
Ve siz o hesapta, en alt satırda yer alırsınız.

Bu bir serzeniş değil.
Bu, tarihe düşülen bir nottur:
Kırcaali halkı artık uyanıyor.
Çünkü “utanmak” bir halkın vicdanıdır.
Ve halkın vicdanı uyandığında, hiçbir siyasi onu kandıramaz!


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —