Gökalp Şentürk

Tarih: 09.02.2026 09:45

Kılık Kıyafet Üzerinden Nefret Suçu

Facebook Twitter Linked-in

Eskişehir Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş’e yönelik kılık kıyafet üzerinden yapılan saldırı, siyasi eleştiri sınırlarının çok ötesinde; ceza hukuku kapsamına giren açık bir nefret söylemidir. 
Hangi siyasî partı ve ideoloji olursa olsun
Sosyal medya üzerinden yapılan ve kamuoyuna açık şekilde yayılan bu ifadeler, yalnızca bir kişiyi değil; toplumsal bir kesimi hedef almıştır.
Türk Ceza Kanunu açıktır.
TCK 216. madde; halkın bir kesimini sosyal sınıf, din, mezhep veya yaşam biçimi üzerinden aşağılayan, kin ve düşmanlığa sevk eden söylemleri suç olarak tanımlar. Kıyafet üzerinden yapılan bu saldırı; Anadolu kültürünü, geleneksel yaşam biçimini ve kadın kimliğini aşağılayarak toplumsal barışı hedef almıştır.
Bu noktada yürütülen soruşturma, ifade özgürlüğüne müdahale değil; Anayasa’nın emrettiği kamu düzeni korumasıdır.
Anayasa’ya Aykırı Üstencilik
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 10. maddesi; herkesin kanun önünde eşit olduğunu hüküm altına alır. Seçilmiş bir belediye başkanını, halkın oyuyla geldiği makamdan bağımsız olarak kıyafeti üzerinden hedef almak; eşitlik ilkesinin açık ihlalidir.
Ayrıca Anayasa’nın 17. maddesi, kişilik haklarını ve insan onurunu güvence altına alır. Bir kadını “ahır”, “inek”, “cahil” benzetmeleriyle aşağılamak; doğrudan insan onuruna saldırıdır.
Bu söylemler, siyasal eleştiri kılıfına sokulamaz. Hukukta bunun adı hakarettir. Toplumsal karşılığı ise ayrımcılıktır.
Seçilmiş İradeye Müdahale
Üç dönemdir halkın oylarıyla seçilmiş bir belediye başkanına yönelik bu saldırı, yalnızca kişisel bir hakaret değil; seçmen iradesini itibarsızlaştırma girişimidir. Sandıkla hesaplaşamayanların, sosyal medya üzerinden aşağılamaya yönelmesi tesadüf değildir.
Demokratik sistemlerde eleştiri; icraat üzerinden yapılır. Kıyafet, inanç ve yaşam biçimi üzerinden yürütülen saldırılar; demokrasinin değil, vesayet zihniyetinin ürünüdür.
Anadolu Kadınına Yönelik Sistematik Aşağılama
Şalvar; bu topraklarda bir cehalet simgesi değil, emek ve hafıza simgesidir. Kurtuluş Savaşı’nda cepheye mermi taşıyan kadın da, tarlada üretim yapan kadın da aynı kıyafeti giymiştir. Bugün bu kıyafet üzerinden yapılan hakaret; Anadolu kadınına yöneltilmiş kolektif bir aşağılamadır.
Kadınları yaşam biçimi üzerinden hedef alan bu dil; kadına karşı ayrımcılığın modern görünümlü bir versiyonudur. Hukuk, bu zihniyete tolerans göstermez.
Devletin Refleksi Yerindedir
Savcılığın resen soruşturma başlatması ve gözaltı işlemi, hukukun gereğidir. Devlet, toplumsal fay hatlarını kaşıyan bu dili görmezden gelemez. Aksi hâlde benzer saldırıların önü açılır; kamusal barış zedelenir.
İfade özgürlüğü; başkasının onurunu çiğneme serbestisi değildir.
Eleştiri hakkı; hakaret hakkı değildir.
Siyaset; nefret üretme alanı değildir.
Bu ülkenin hukuk sistemi; kibri değil, insan onurunu esas alır.
Anadolu’nun kıyafetiyle kavga edenler, Anadolu’nun iradesiyle de kavgalıdır.

Gökalp Şentürk
Strateji Uzmanı  Gazeteci Yazar


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —