Mithat GÜDÜ /Emekli İmam Hatip / Gazeteci -Yazar

Tarih: 04.01.2026 11:38

Kaosun Yeni Adı Venezuela: 87 Dakikalık İhanet ve Küresel Eşkıyalık

Facebook Twitter Linked-in

​ABD Başkanı Donald Trump’ın talimatıyla gerçekleştirilen ve Nicolas Maduro ile eşinin ülke dışına çıkarılmasıyla sonuçlanan operasyon, modern siyasi tarihin en karanlık sayfalarından biri olarak kayda geçti.

Bu olay, sadece bir iktidar değişimi değil; uluslararası hukukun açıkça çiğnendiği, "güçlü olanın haklı sayıldığı" bir korsanlık örneğidir.

​Ancak bu operasyonun bize anlattığı asıl hikâye, askeri bir başarıdan ziyade içeriden gelen çürümenin ibretlik sonucudur.

​Kaynak Kontrolü ve Hedefteki İsimler

​Washington’ın doktrini oldukça nettir: Yeryüzünde bize bağlı olmayan, kaynaklarını kontrol edemediğimiz her iktidar, sorunlu iktidardır ve gitmelidir.

​Bugün hedefte Maduro vardı, dün Hugo Chávez vardı. Yarın ise Washington’ın çıkarlarına "hayır" diyebilen başka bir lider olacak. Mesele şahıslar değil, tam bağımsızlık iradesidir. Chávez’e defalarca yapılan darbe girişimleri ile Maduro’nun bugün yaşadıkları, aynı senaryonun farklı perdeleridir.

​87 Dakika: Kapı Neden Kilit Tutmadı?

​Operasyonun en çarpıcı ve hüzün verici yanı süresidir: Sadece seksen yedi dakika. Bir devletin başkanlık sarayı, hava savunma sistemleri ve ordusu bu kadar kısa sürede nasıl felç olabilir?
​Cevabı Dede Korkut asırlar öncesinden vermiştir: "Kahpe içeride olunca kapı kilit tutmaz."

* ​Radarların çalışmaması bir teknik arıza değildir.
* ​Hava savunma sistemlerinin susması bir ihmal değildir.
* ​Muhafızların direnmemesi bir korku değildir.

​Maduro’yu ABD askerleri "almamış", kendi yakın korumaları ve güvendiği çevreler onu teslim etmiştir. Sol maskesi takanların ihaneti, bir halkın onurunu 87 dakikada yerle bir etmiştir. Bu, sadece Venezuela için değil, tüm dünya liderleri için bir ders niteliğindedir.

​Stratejik Kazanç mı, Yoksa Kaosun Tırmanışı mı?

​ABD’nin bu saldırısı ne meşrudur ne de akıllıca. Irak’ta kaosu, Libya’da devletin çöküşünü, Afganistan’da ise büyük bir yenilgiyi tatmış olan Washington, artık askeri müdahalelerden stratejik bir zafer elde edemiyor; sadece korsanlık yapıyor.

​Bu hamle:
* ​Latin Amerika’da ABD karşıtlığını zirveye taşıyacaktır.
* ​Bölgesel istikrarı yok ederek yeni göç dalgaları ve çatışmalar yaratacaktır.
* ​Uluslararası hukuk zeminini tamamen ortadan kaldırarak "orman kanunlarını" geri getirecektir.

​Türkiye İçin Uyarılar: "İç Cephe" Neden Önemli?

​Venezuela'da yaşananlar, Türkiye'nin son on yılda atlattığı badirelerin birer kopyasıdır. 17/25 Aralık operasyonlarında ve 15 Temmuz darbe girişiminde de aynı yöntemler denendi. Hırsızın içeride olduğu, kapının kilit tutmadığı o karanlık geceler, milletin ferasetiyle aşıldı.

​Trump’ın övgü dolu sözlerine veya diplomatik nezaketine aldanmak, en büyük stratejik hata olur. Irak’ta Saddam Hüseyin’e yapılanlar, bugün Maduro’ya yapılanlar, yarın sıranın kime geleceğinin işaretidir.

​Türkiye için "İç Cephe" demek, tüm vatandaşlarının devletini kendi evi gibi hissetmesi demektir. Eğer vatandaş "Bu devlet benim hakkımı koruyor, güvenliğimi sağlıyor, kendimi bu ülkede huzur ve güven içerisinde hissediyorum diyebilirse, dışarıdan gelen hiçbir güç o kapının kilidini açamaz.

Aksi takdirde Maduro örneğinde gördüğümüz üzere; halkın bir kısmı çeşitli nedenlerle liderine yabancılaştığı an, o liderin etrafındaki koruma kalkanı sadece kağıt üzerinde kalır.

​Sonuç olarak:
Bir ülkeyi ayakta tutan şey sadece tankı, tüfeği veya uçağı değildir. Bir ülkeyi ayakta tutan, ihanete kapalı bir "İç Cephe" ve liderine sadık, milli bir duruştur. Venezuela’da gördüğümüz "87 dakikalık trajedi", ders alınmadığı takdirde her coğrafyada tekrarlanmaya gebedir.

Mithat Güdü


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —