Menü Global Bakış
Hadi Önal

Hadi Önal

Tarih: 09.03.2026 14:02

HER ZULÜM, İLAHİ ADALETİN ATEŞİNDE KAVRULMAYA MAHKÛMDUR.

Facebook Twitter Linked-in

Dünyanın en güçlü siyasi merkezlerinden biri olan Beyaz Saray’da ibretlik bir sahne yaşandı. Sözde din adamları, ellerini bir insanın omuzlarına koyarak dua ettiler. Dua ettikleri kişi Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump idi. Ancak sözde din adamlarının dudaklarından dökülen sözler göğe değil insanlığın utanç defterine yazıldı. Çükü dua mazlumun gözyaşını görmezden gelerek yapılmaz. Dua, yetimin ahını duymazdan gelerek yapılmaz. Dua, çocukların kanı üzerinden kabul olunmaz.

Din adamı olmak; gücün ve güçlünün yanında durmak değil, mazlumun ve zulmün karşısında omurgalı olabilmektir. Dua, peygamberlerin gösterdiği yolda yürümektir. Oysa Beyaz Saray’da yapılan bu dua, Yaratan’a değil doğrudan güce yapılan bir secdedir.

Bugün dünyanın birçok yerinde çocuklar ölüyor. Bir okulun bahçesinde koşması gereken ayaklar, toprağın altında sessizliğe gömülüyor. Kalem tutması gereken eller, savaşın demir parçaları arasında kırılıyor. Henüz hayatın ne olduğunu anlamaya başlayan çocuklar… Henüz annelerinin dizinden ayrılmamış yavrular… Ve gökyüzünü oyun alanı sanan küçük kalpler; zalimlerin üzerlerine yağdırdıkları ateşle öldürülüyor.

Dün Gazze’de yükselen çığlıklar sadece bir coğrafyanın değil, insanlığın feryadıydı. Bugün; savaş en acımasız ve gaddar yüzünü İran’ın Hürmüzgan eyaletine bağlı Minab kentindeki Şecere-i Tayyibe İlkokuluda eğitim devam eden yaşları 7 ila 12 arası 165 kız çocuklara gösterdi. Sakın bana bu saldırı hedefinden sapmış füzelerin marifeti demeyin. Savaş teknolojisi o kadar ilerledi ki füze ile istenmeyen bir yerin vurulması mümkün değil. Kaldı ki artarda atılan bu iki füze ile ABD ve İsrail; sınır tanımazlığını ortaya koydu. “Bakın bizi ne Cenevre sözleşmesi bağlar ne de ilahi adalet. Biz, her kötülüğü yapabiliriz “ dediler. Füzelerle vurulan çocukların acısı, sadece bir milletin değil, dünyada nefes alan her vicdan sahibinin acısıdır. Çünkü çocukların öldüğü yerde yalnız insanlar değil, insanlık da ölür.

Kutsal kitaplar biz insanlara değişmeyen bir hakikati öğretir: “Zulüm ebedî değildir.” Güç saraylarda oturabilir… Ordular, tanklar ve füzeler bir süreliğine korku salabilir… Ama adalet, er ya da geç mahşer meydanında ayağa kalkar. Bugün kendini güçlü sananlar olabilir. Sarayların kalın duvarları ardında dokunulmaz olduklarını zannedenler bulunabilir. Ama unutulan bir gerçek vardır ki o da her gücün üstünde bir Kudretin var oluşudur. Ve her zalimin karşısında bir gün mutlaka adalet terazisi konulacaktır. O gün ne sarayların ihtişamı kalacaktır ne de o gücü kutsayan sözde din adamlarının duaları… O gün konuşacak olan şey makamlar değil, mazlumların gözyaşı olacaktır ve o gün en ağır şahitliği çocuklar yapacaktır. Henüz yedi yaşında toprağa düşen bir çocuk… Sekiz, dokuz yaşında annesinin elini bırakan bir kız… Henüz on, on bir yaşında hayalleri yarım kalan bir yavru… Onlar mahşer gününde susmayacaktır. O mahşer gününde dünyada alkışlanan nice güç sahipleri, o çocukların sessiz bakışları karşısında hesap vereceklerdir. O gün konuşacak olan şey makamlar değil, mazlumların gözyaşı olacaktır. O günün şahitliğini bugün canlarına kıyılan çocuklar yapacaktır. Çünkü ilahi adalet gecikebilir… Ama asla kaybolmaz.

Din, zalimin yanında durmak için değil; mazlumun elinden tutmak içindir. Dua; savaşın değil, merhametin dili olmak zorundadır. 

İnsanlık şunu unutmamalıdır ki mazlumların gözyaşıyla yükselen hiçbir güç, ebedî olamaz. Çocukların ahı, göğe en hızlı ulaşan duadır ve o dua, er ya da geç adalet kapısını çalacaktır. İşte o gün, saraylarda edilen duaların mı yoksa mazlumların gözyaşının mı kabul edildiği ortaya çıkacaktır. İnananlar bilir ki zulümle yükselen her saltanatın sonunda, ilahi adaletin ateşi vardır ve zulümle yükselen her saltanat ilahi adaletin ateşinde kavrulmaya mahkûmdur.

 

Hadi Önal/ 9 Mart 2026/ Elazığ


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —