Yazıma başlamadan önce Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın aralarında Ardahan denilince adları anılacak olan ama yarın torununun torunu asker, polis, doktor yada turist olarak gelip, ‘Acaba şu benim dedemin makam , mevki alıp, görev yaptığı bu kentte, köyde, kasabada yaptırdığı bir çeşmesi var mı? diye sorulduğunda yok denecekler arasında olan 3 valinde olduğu valiler toplantısında tik, tokun yani sahte, samimi olmayan adı üzerinde sanal olan dünyanın rüyasını görenlere üstü kapalı attığı fırçaya bakmak ve devrimcinin kim olduğunu ve değil 23 yıl değil, neden 33 yıldır iktidar da olduğunu belirtmek isterim.
Çünkü o bizim dalga geçtiğimiz o çok büyük devrimci, muhafazakar, solcu, sosyalist, ulusalcı, milliyetçi gazeteci ağabey, ablaların olduğu başında olduklarını bildiğimiz tv’lerde ki sabah kadın programları dahil, her konuyu, gelişmeyi yakından izleyen olan bir kişiliği ile bilinen Erdoğan’ın benden, senden sonra uyumak için uzandığı yatağında bile aklında ki, yüreğinde ki devrimi düşünüp, bir iki saatliğine tik tokçuları da takip, edip, beynine not ettikten sonra uyuya geçtiğini ve aklında olan devriminin yoluna devam etmek için uykuyu bile devrime engel olarak sayan biri desem, devrimci abiler yine ortaya çıkıp, ‘Aha bakın zaten ben demiyor muydum.. Fakir Yılmaz gizli Tayipçi’ diyecekler..
Neyse, başta ‘CHP’DE 2. whatsapp KRİZİ’ BİR ÖNCEKİ İL BAŞKANI İLE KAVGALI OLAN TÜRKÜCÜ BAŞKAN BU KEZ YENİ ÖRGÜTLE KAVGAYA GİRDİ!’ başlıklı haberimi alıp, yayınlayan ‘Han Ardahan‘ isimli sanal sayfanın yayınladığı haberimin alıtna, ‘Fakir bey mi yazmış? Keşke fakir beyin yazdığını yazmasaydın..’ yani o yazmışsa yalandır demeye getiren ve habere konu olan türkücüye yavşaklık ve yalakalıkla sözde bir mesajı da okuyordum..
Ve o mesajı yazanın beni gördüğünde, ‘Devrimci arkadaşım, o babanın oğlu Fakir merhaba..’ deyip, karşımda hazırla geçen Nurettin Orak gibi devrimcilere takmadan, takılmadan ve kim ne derse desin diyerek gerçeği yazmaya, anlatmaya gayret eden bir gazeteci olarak devrimciliğin ne olduğunu 33 yıldır başlarına vuran Erdoğan’ın yukarıda ki tik, tok fırçası pardon notu misali bende 36 yıldır yaptığım gibi haber ve yazılarımla tokmağı bunların başına ve buraya düştükten sonra şu bizim devrimci abilere bakmak isterim..
Evet, yeni bir ramazanın ilk gecesinde bir kez daha sabahladığım saatlerde ev halkını uyandırıp, oruç tutacakların sahur saatinin geldiğini duyurduktan sonra uykuya geçmek için uzandığım yatağımda twittir sohbet kanallarını tarayarak, bazılarında da katılarak geçtiğim uykuda uyanıp, yeniden başına geçtiğim bilgisayarımın, cep telefonlarımın ekranlarına art arda düşen ramazan mesajlarına bakıyor ve kimin nerede ne yaptığını artık özeline kadar göründüğü sanal ortamda bu yönde bir çok ‘Mübarek ramazan ayı hayırlara vesile olsun..’ şeklinde al/yapıştırlı hazır onca paylaşım görüp, okuyarak yeniden yazmaya başlıyorum..
Yeni bir günün yazısını yazmaya başlarken, diğer yandan da ‘Hayırlı ramazanlar’ başlıkları ile başlayan onca mesajı okumaya devam ediyordum. Ve ilk dikkatimi çeken ama çokta ilginç olmayan ama okuyanların ‘ilginç’ diyeceği diğer bir ramazan mesajını okuyan okurlarının benim de bildiğim ve düşündüğüm gibi anormal değil, normal gördüğü bir mesaj dikkatimi çekiyordu.
Ve daha dün türkücü başkanın başarısız olduğunu, hatta kendiyle davalık olup, yolsuzluklar yaptığını iddia eden, benden beter haklı haberlerle yazan Özkan Karakaya’nın şu bizim ünlü türkücü başkanla Suriye’de ki YPG/HTŞ misali bir barış sağladığını, bir kez daha kendisiyle yakın temasa geçip, ramazan ilanını duyurduğunu görüp, gülümseyerek geçerken asıl dikkatimi çeken diğer mesajda yine bir gazeteci olan ve aynı zamanda MHP Ardahan Merkez İlçe Başkanı, İl Özel İdare de işçi olan meslektaşım Dinçer Aktemür’ün sanal sayfasındaydı..
Ve partisi MHP’nin AK Partili iktidarın en büyük destekçisi olmasına karşın onunda hem AK Parti İl Başkan Yardımcısı, hem işçi, hem siyasetçi hem de gazeteci olan ve Damal tır parkına birlikte sürgün edildiğini yazdığımı Şenol’un da yakın arkadaşı olan Dinçer Aktemür’ün sayfasında ki haber şeklinde verilen diğer ramazan mesajını da okuyordum.
Ve bu mesajı kimin olduğunu görmek için Dinçer’in sanal sayfasından çıkıp, çokta politikaya dokunmazsa da ‘Politik Ardahan’ adlı sitesine bakarken, MHP’yi bir hayli sarsan olaylar ardından öldürülmesi ile çok tartışılan ama nedense bir anda bir çok konu gibi unutulan yada unutturulan ve ülkücü yada MHP’lilerde çok solcu, ulusalcı diye bilinenlerin adını gündeme getirdiği hatta sahiplendiği ülkücü Sinan Ateş’i bana bir kez daha hatırlatan Ardahan Ülkü Ocakları Ardahan İl Başkanı Mustafa Kay’ın bu mesajı yayınlattığını görüyordum.
Yani onca sorun ve sıkıntının yaşandığı bir kentte onca stk, siyasi, gazeteci, ileri, geri gelenler gibi sorun, sıkıntıları bırakın güzel, iyi gelişmelerle ilgili ne bir demeci, ne bir açıklaması nede bir eylemini görmediğimiz Ardahan’da da, Ülkü Ocaklarının ve bir başkanının olduğunu da bize anımsatan bu mesajı okurken nedense her ramazan ve seçimlerde muhafazakarlardan daha da dini bütün olan ve Kay gibi ortalıkta görünmeyen, başta helvacıların içine sızdığını iddia ettiğim DEM’lliler olmak üzere şu bizim büyük abiler, eski yeni ve devrimciler ve Molla rejinin gelmesine katkı sunan şşu Amerika saldırdı, saldıracak denen İran’da ki devrimciler aklıma geldi..
Ve kendi kendime bir soru sorup, bu kadar devrimcinin olduğu bu ülke de yıllardır niye bir türlü devrim pardon seçim alınamıyor diye bu yönde özlem çeken kendimi kandıracak umuduyla cevabını bildiğim ama nedense saçma bir duygu ile bana ve topluma verilecek bir cevap arıyorum..
Evet ya başta Ardahan’da olmak üzere ülke genelinde ‘Biz solcuyayız, devrimciyiz, sosyalistiz yetmedi din Afyondur..’ deyip, havaalanlarında ‘Babamı hacca gönderdim, kendim Umredeyim, bacımda başını örtüyor, elhamdülillah bizde Müslümanız, hayırlı ramazanlar..’ diyen onca pos bıyıklı devrimci, benden, senden delikanlı anarşist ruhlu ablalar var ama değişen bir şey niye yok?
Olamaz..
Nasıl olamaz?
Çünkü devrimci denilenleri mevcut sistem kendisi bizzat yaratmış..
Yani benim çağdakilerin bizzat yaşadığı 12 Eylül ve öncesinde yapılan tüm darbeler ardından ‘devrimci, solcu, sosyalist, din düşmanı’ diye içeri alınanların büyük bir çoğunluğu, karakola alındıkları saate, ana kadar ‘devrim, devrimci nedir’i bilmiyordu..
Ve bunların yapılan her darbe ardından sokakta gelişi güzel toplanıp, içeri alınan ve değil, devrimci, solcu, sosyalist, din düşmanı birer sahtekar, her dönemin adamı tipler oldukları, kullanılabilir oldukları anlaşıldığında bir iki diş kırığı, dudak patlamasıyla kısa süre kaldıkları ve Deniz Gezmiş, Mahir çayan, Hüseyin İnan, Terzi Fikri, Ape Musa ile birlikte Diyarbakır zindanlarında hapis olan Kürt Fezo, Haluk Ruşen, Cemil Kıbayırlar gibi orda tutulan, yıllarca hapishanelerde kalan hatta bir daha sağ çıkamayan gerçek devrimci, sosyalistlerden ayak üstü aldıkları, ‘Sosyalizm, Kemalist, Devrimci’ laflarıyla nezarethane de, cezaevlerinde, serbest bırakılıp, dışarı çıkarıldıktan sonra ‘Ben nezarethane de, hapishanede geliyorum’ diyerek kendilerini devrimci diye yutturdular..
Çünkü devrimciliğin D’sini bilmezken kazaen, gelişi güzel içeri alındıkları bülbül gibi öttükleri karakollarda, çaycılık yaptıkları hapishanelerde devrimci olanlar ile aynı nezarethanelerde kaldılar ve onlardan kopyaladıkları bir kaç ezbere söz ile yani ‘Sosyalizm, Faşizm, Tek Yol Devrim’ kelimelerini pos bıyıklarını ıslatan rakı masalarından geveleyerek, gerçek devrimcilerin yıllarca hapishanelerde tutulduğu bu ülkede b oş kalan saha da kendilerini devrimci ilan ettiler..
Yani, Terzi Fikri Nurettin Sözen, Sefa Sirmen, Salih Aktürk gibilerini hatırlatan topuğu kırılan efe Özlem Çerçioğlu, Ankara Keçiören, Bolu hatta ‘DEM’liler bize oy versin ama belediyenin kapsında içeri girmesin’ diyen Burcu Köksal, ANAP’tan gelen Erdoğan’la Kur’an okuma yarışı yapan İmamoğlu, milliyetçi, MHP’li olduğunu saklamayan Mahsur Yavaş gibi belediye başkanları misali sözüm ona solcu pardon CHP’li, AK Partili, hatta TİP’ten, EMEP’ten, Yeniden Refah Partisinden başkan, milletvekili, meclis üyesi olan siyasilerden ihaleler, yollar, İSKİ’ler alıp, devrimci olmazsa da, iş adamı, İl, İlçe başkanı, yetmedi Fatih Mehmet Maçoğluların eylemleri ile ortaya koydukları komünistlikle değil, türkü çalarak mevki ve makam sahibi oldular..
Ve bugünde bir yanda tek adam, diktatör, faşist dediklerine olduğu gibi AK Parti’ye AKP dedikleri ama AK Parti’ye yaranmak için AK Parti’ye yakın ikinci, üçüncü kişiler aracılığıyla kapalı kapılar ardından ihaleler alıp, hala rant elde ederek, çel çocuklarını hatta eşlerini işe koyan pala bıyıklarını ıslatan rakıları ile devrimciliğe, devrim yapmaya ve ‘hayırlı ramazanlar’ diyerek hem bizi, hem de gerçek Müslümanları kandırmaya devam ediyorlar..
Ve ‘Attila amca neredesin?’ diye arayıp, sorduğumda camide olmayacağımı bile bile niye soruyorsun, her zamanki yerimdeyim’ diyen rahmetli Attila amca ile ve xtwitta ‘Sol neden iktidar olamıyor?’ başlığı ile sohbet odaları açan Yavuz abi ve katılımcıları ile sabahlara kadar sık sık tartıştığımız Türkiye’de ki bizim büyük devrimci abi, ablaların benden yana, benim bakışımla kısa hikayesi budur.. Ve bu nedenle o beklenen devrimin D’si yani iktidarları hâlâ bu ülkeye uğramış değil..
Neyse, bu arada şu bizim Erdoğan adının üzerinde siyaset yapan muhafazakâr dostlara da bir uyarıda bulunup, devrimci, komünist, ateist, sosyalist, milliyetçi kısacası gavur olmadan yazımıza ramazan mesajları ile süslenmiş olan ve sanırım daha sevaplı ki Perşembe’den gelen cuma mesajlarını okumaya başlayıp, bugünkü yazımızda daha çok günaha girmeden son verelim..
Ve yukarıda yazdıklarımı da ‘ye yiyebilirseniz’ dediğim devrimci abi, ablaların yanında, ‘Bana dokunma bugün oruçluyum yarına Allah kerim’ deyip, uyuyarak oruç tutan dini bütün, muhafazakar kardeşler, ablalar sizde uyanın orucu açma saatiniz yaklaşıyor..
‘Haydi saat: 16.05 , Gün yarılandı, akşam oluyor, bol mesajlar eşliğinde tuttuğunuz orucunuzu Allah kabul etsin..