Kadir Uğur Yılmaz

Tarih: 27.02.2026 12:11

Hatay: Türk’ün Toprağına Dil Uzatmak Kimsenin Haddi Değil

Facebook Twitter Linked-in

Son günlerde bazı ABD’li diplomatlar, uluslararası platformlarda ağızlarına yakışmayacak cümleler kurarak “Hatay’ın statüsü” hakkında hadlerini aşan ifadeler kullandı. Bu açıklamalar ne diplomatik teamüllerle ne de tarihî gerçeklerle bağdaşır. Üstelik Türkiye’nin toprak bütünlüğüne yönelik böylesi imalı sözler, sadece cahilce değil, kasıtlı bir provokasyondur.
Hatay, ne işgal edilmiştir, ne ilhak edilmiştir, ne de birilerinin masasında pazarlık konusu yapılmıştır. Hatay Türk’tür, Türk kalacaktır. Çünkü Hatay, tarih boyunca Türk milletinin kanıyla, emeğiyle, iradesiyle yoğrulmuş bir yurt köşesidir.
Biraz hafızaları tazeleyelim: 1938’de kurulan Hatay Devleti, sadece bir yıl sonra, kendi halkının kararıyla Türkiye Cumhuriyeti’ne katılma iradesini beyan etti. 29 Haziran 1939’da Hatay Meclisi bu kararı aldı, 7 Temmuz’da Türkiye Büyük Millet Meclisi onayladı, 23 Temmuz’da da Fransız birlikleri çekilerek bu birlik resmen tamamlandı.
Yani Hatay önce bağımsız oldu, sonra kendi isteğiyle Türkiye’ye bağlandı. Bu, tarihin önünde tescilli bir hakikat, millet iradesinin apaçık bir tezahürüdür.
Peki bugün kalkıp “Hatay Suriye’ye verilmelidir” diyenler kim?
Orta Doğu’yu kan gölüne çeviren, Irak’ı haritadan silen, Suriye’yi paramparça eden, milyonlarca insanı mülteci haline getiren emperyalist aklın temsilcileri!
Bu akıl, Hatay’a dil uzatırken aslında Türk milletine gözdağı vermeye çalışmaktadır.
Ama unuttukları bir şey var: Hatay Türk’ün namusudur. Namusa el uzatılmaz.
ABD’nin sözde “insan hakları” ve “demokrasi” söylemleriyle süslediği bu hadsiz açıklamalar, Türkiye’nin bağımsız iradesine gölge düşüremez. Bizim tarihimizde mandacılığa, sömürgeciliğe, vesayete yer yoktur.
Hatay halkı, dün olduğu gibi bugün de Türk bayrağının gölgesinde yaşamaktan onur duymaktadır. Bu topraklarda yaşayan Türkmen, Arap, Kürt, Ermeni ve her kim varsa, hepsi barış içinde bu toprağın evladı olmuştur. Bu kardeşliği bozmaya çalışan her dış ses, aslında Anadolu’nun birliğini hedef almaktadır.
Türkiye Cumhuriyeti, ne Lozan’da ne de Hatay’da toprak çalmamıştır. Aksine, gasp edilen hakkını diplomasiyle, akılla, sabırla geri almıştır.
Fransa’nın da, Suriye’nin de, dönemin Milletler Cemiyeti’nin de onayıyla gerçekleşen bu süreç, uluslararası hukuka uygun bir birleşmedir.
Bugün hâlâ “Hatay Suriye’nindir” diyenler, tarihle değil, kendi emperyal çıkarlarıyla konuşmaktadır.
Bu millet, emperyalizmin kanlı postallarını Çanakkale’de, Sakarya’da, Dumlupınar’da nasıl denize döktüyse; bugün de Hatay üzerinden yapılacak her türlü kirli oyunu boşa çıkaracak kudrete sahiptir.
Hatay, Türk’ün kalbidir, bayrağın gölgesidir, Mustafa Kemal’in vasiyetidir.
Ve biz diyoruz ki:
Ey ABD’li diplomatlar! Hatay Türk’tür. Türk kalacaktır.
Had bilmek, en büyük diplomasidir.
— Kadir Uğur Yılmaz
Gazeteci – Yazar


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —