Güneşin batışından korkanlar, sadece karanlıkta yolunu kaybedenlerdir.
Oysa biz biliyoruz ki; ışık çekildiğinde sahteler silinir, asıllar kalır.
Vitrinlerin, yalan parıltıların ve sahte kahramanlıkların devri güneşle beraber kapanır.
Şimdi vakit, dolunayın o soğuk ve keskin ışığında asaleti tartma vaktidir.
Sahte Işıklar Söndüğünde
Dünya, gündüzün gürültüsünde herkesin "aslan" kesildiği bir tiyatro sahnesi. Ama güneş elini eteğini çekip de o mutlak sessizlik başladığında, kimin dizlerinin titrediği, kimin ise göğsünü gererek ileri atıldığı ortaya çıkar. Kurdun asaleti, konforlu yuvalarda değil, ayazın iliğe işlediği o gece yarısında, dolunayın altında tescillenir.
Kurt için gece bir son değil, bir hükümdarlık alanıdır. Türk için de zorluk, bir engel değil; özüne dönmek için bir vesiledir. Bizim tarihimiz, "güneş battı, bittik" diyenlerin değil; "güneş batsın ki yıldızları görelim" diyenlerin tarihidir.
Kimlik Bir Coğrafya Değil, Bir Karakterdir
"Türk her yerde Türk" demek, bir coğrafyaya sıkışıp kalmayı reddetmektir.
Bu ifade; New York’un gökdelenleri arasında da, Altaylar’ın eteğinde de, bir fabrikanın çarkları arasında da aynı çelikten iradeyi sergilemek demektir.
Türk’ü sadece pasaportla, sınırla, isimle tanımlayanlar yanılıyorlar. Türk;
Gittiği yere adalet götüren,
Ezilenin yanında saf tutan,
Ve en önemlisi, kendi kurt kanunundan asla taviz vermeyendir.
Asalet, başkası seni izlerken değil; kimse yokken, karanlığın en derin yerinde bile eğilmemektir.
Meydan Okuyoruz!
Bırakın güneş batsın. Bırakın karanlık en koyu haline bürünsün. Kurdun gözleri karanlıkta daha net görür, Türk’ün yüreği fırtınada daha sert çarpar. Bizim için dolunay, sadece bir ışık kaynağı değil, bir hesaplaşma vaktidir.
Kendi kimliğini unutanlara, rüzgara göre eğilenlere, güneşe tapanlara inat; biz o dolunayın altında, kendi yolumuzda, kendi asaletiyle yürüyenlerdeniz. Şartlar ne kadar sertleşirse, bizim karakterimiz o kadar keskinleşir.
Çünkü biz biliyoruz ki: Güneş herkes için doğar ama gece sadece asil olanlarındır