Güç Sandıklarınız, Bir Nefeslik İmtihandır
Kendini güçlü zannedenlere, koltuğu devletle karıştıranlara, yetkiyi emanet değil mülk görenlere küçük ama hakikatle yüklü bir hatırlatma yapmak gerekir:
Güç; makamdan, mevkiden, sandıktan ya da geçici ittifaklardan ibaret değildir. Güç yalnızca Yüce Yaratıcı Allah’ın elindedir. O dilerse bir anda verir, dilerse bir anda alır. Bugün imza atanların yarın imzası hatırlanmayabilir; bugün talimat verenler yarın hesap veren olabilir. Tarih bunun sayısız örneğiyle doludur.
Siyaseti kişisel hırsların alanına çevirenler, hukuku güçlünün kalkanı hâline getirenler, adaleti dost–düşman terazisinde tartanlar şunu akıllarından çıkarmasın:
Rusların adalet üzerine söylediği çarpıcı ve sarsıcı bir söz vardır:
“Справедливость может запоздать, но она обязательно придёт.”
Yani: “Adalet gecikebilir ama mutlaka gelir.”
İşte tam da bu yüzden bugün adaleti yok sayanlar, yarını hiç hesaba katmayanlar büyük bir yanılgı içindedir. Geçici gücün kalıcı olduğunu sananlar, devlet hafızasının uzun, adaletin ise sabırlı olduğunu unutmaktadır.
Dün aynı safta mücadele verdiklerini bugün tanımaz hâle gelenlere de bir sözümüz var:
Sular yükseldiğinde balıklar karıncaları yer; sular çekildiğinde ise karıncalar balıkları.
Siyasetin ve hayatın dengesi böyledir. Devran döner. Bugün zirvede olan yarın dipte olabilir. Bugün sesi çok çıkanın, yarın adı anılmayabilir.
Unutulmasın; bu günler elbette bitecek.
Hiç beklenmeyen anda, hiç umulmadık gelişmeler yaşanabilir. Tarih; kibirle yürüyenlerin nasıl tökezlediğini, sabırla bekleyenlerin nasıl ayağa kalktığını defalarca kayda geçirmiştir.
Bir noktayı da özellikle belirtelim:
Bizi; üç beş kuruşa kalemini satan, her dönemin rengine bürünen, dilenci kılıklı kendini gazeteci sanan müsveddelerle karıştırmasınlar. Bizim defterimiz ayrıdır, hesabımız başkadır. Biz bugünü kurtarmanın değil, yarına not düşmenin peşindeyiz.
Ve şunu da herkes çok iyi bilsin:
Arşiv hiçbir şeyi unutmaz.
Bugün üstü örtülenler yarın dosya dosya açılır. İsimler, tarihler, cümleler tek tek yerini bulur. İşte biz asıl o gün kalem oynatırız; asıl sözümüzü o zaman söyleriz.
HAKİKATİN ER YADA GEÇ ORTAYA ÇIKMAK GİBİ BİR ÖZELLİĞİ VARDIR.