Rafet Ulutürk

Tarih: 18.02.2026 09:11

Gafletin Kalbinde Uyuyan Dev: Fark Etmediğimiz Saltanat

Facebook Twitter Linked-in

Bugün aynaya baktığınızda ne gördünüz? Sadece yorgun bir yüz mü, yoksa trilyonlarca hücrenin kusursuz bir koroda şarkı söylediği canlı bir mucize mi? Şehir hayatının gürültüsü, egzoz dumanı ve bitmek bilmeyen "yetişme" telaşı arasında, aslında her saniye bir lütuf denizinde boğulduğumuzun farkında mıyız?

Görünmez Mühendislik: Tesadüfün İmkansızlığı
Bilim dünyası buna "Hassas Ayar" diyor, biz ise "Kudret." Dünya, uzay boşluğunda saatte binlerce kilometre hızla savrulurken, üzerindeki su bardağının dökülmemesi bir alışkanlık değil, her an yenilenen bir iradedir. Atmosferin kalınlığından oksijenin oranına, yerçekiminin şiddetinden hücremizdeki DNA sarmalına kadar her şey, matematiksel bir şiir gibi işliyor.

> Düşünün: Eğer nefes almayı biz yönetmek zorunda kalsaydık, odaklandığımız ilk işte hayatımızı kaybederdik. Kalbimiz biz uyurken yorulmadan çarpıyorsa, bu bizim başarımız değil; üzerimizdeki kesintisiz bir merhametin sonucudur.

Modern Körlük ve Hissizleşen Kalpler
En büyük trajedimiz, her şeyi "açıklayabildiğimiz" için "basitleştirdiğimizi" sanmamızdır. Yağmurun oluşumunu bilmek, onun bir "rahmet" olduğu gerçeğini değiştirmez.
Güneşin her sabah doğması, onun sıradan bir gök olayı olduğu anlamına gelmez; o, her sabah ümidin yeniden filizlenmesi için verilmiş ilahi bir mühlettir.

Gözleri açık ama kalpleri kapalı olanlar için dünya; sadece bir mülk, zaman ise sadece bir rakiptir. Oysa zaman, hükmedemediğimiz tek sermayemizdir. Ne zaman geleceğimizi ne de ne zaman gideceğimizi seçemediğimiz bu durakta, her şeyin sahibiymiş gibi davranmak en büyük yanılgımızdır.

Misafirhanedeki Emanetçi
Denizlerin birbirine karışmayan sularında, ormanların derin sessizliğinde ve bir dostun sesindeki huzurda Allah’ın imzasını görmemek için ancak "bakmak ama görmemek" gerekir. Biz bu dünyada mal sahibi değil, emanetçiyiz. Bir gün gözlerimiz ebediyen kapandığında, yanımızda götüreceğimiz tek şey; biriktirdiğimiz şükürler ve geride bıraktığımız güzel ahlak olacaktır.

Son Çağrı: Şükür Bir Uyanıştır
Bu yazı bir teselli değil, bir uyarıdır. Hayatın geçiciliği karşısında tek sığınağımız, bu muazzam sanatın Sanatkarı’na teslim olmaktır. Şükür; sadece dilin "Elhamdülillah" demesi değil, kalbin bu harika düzen karşısında hayretle titremesidir.

Vakit varken, henüz nefes alabiliyorken ve gözlerindeki ışık sönmemişken dur ve düşün: Bu muazzam saltanatın içinde sen, sadece bir seyirci mi kalacaksın yoksa bu güzelliğin hakkını vererek mi yaşayacaksın?


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —