Necat Kacan

Tarih: 08.02.2026 11:52

ENGELLEME BUTONUYLA DEVLET YÖNETİLMEZ

Facebook Twitter Linked-in

Şehirler yönetilmiyor, sergileniyor. Kamu makamlarının çözüm üretme sorumluluğunu terk edip sosyal medya vitrini gibi çalıştığını; sorunların çözülmediğini, sadece kadraj dışına itildiğini yazmıştım. Valiliklerin, belediye başkanlıklarının ve milletvekilliğinin akıl, plan ve hesap makamı olmaktan çıkarılıp görünürlük yarışına sokulduğunu; devlet aklının algoritmaya, temsil sorumluluğunun etkileşim istatistiğine teslim edildiğini açıkça söylemiştim. Şehirler story ile kalkınmaz, reels ile ayağa kalkmaz, like ile nefes almaz demiştim.

Bu yazının ardından bazı valiler, bazı belediye başkanları ve bazı milletvekilleri beni sosyal medyada engelledi.

Bu bir tesadüf değildir.
Bu bir refleks değildir.
Bu, yakalanmış olmanın paniğidir.

Engellemek cevap vermemektir. Engellemek yüzleşmemektir. Engellemek, eleştirinin muhatabı olamayanların başvurduğu dijital kaçış tünelidir. Devleti temsil eden makamların bir yurttaşı “engelle” tuşuyla susturabileceğini sanması, yönetememenin ilanıdır. Bu, gücün değil; zayıflığın aleni beyanıdır.

Çünkü güçlü olan konuşur.
Güçlü olan hesap verir.
Güçlü olan eleştiriyi ciddiye alır.

Zayıf olan engeller.

Bugün bazı makam sahipleri, şehirlerin gerçek sorunlarıyla yüzleşmek yerine eleştiriyi yok saymayı tercih ediyor. Altyapı çökerken engelleme çalışıyor. Gençler şehri terk ederken sessize alma devrede. Esnaf batarken yorumlar kapatılıyor. Üretim düşerken paylaşımlar artıyor. Sorunlar çözülmüyor; sorunları dile getirenler hedef alınıyor.

Bu artık bireysel bir alınganlık değil, kurumsal bir çürümedir. Çünkü devlet geleneği eleştiriden kaçarak değil, eleştiriyi yöneterek ayakta kalır. Valilik, belediye başkanlığı ve milletvekilliği; konfor alanı değildir. Bu makamlar, alkışla değil; sorumlulukla taşınır.

Bir vali eleştiriyi engelliyorsa, şehri de dinlemiyordur.
Bir belediye başkanı eleştiriden kaçıyorsa, çözüm üretmiyordur.
Bir milletvekili sorgulamaya tahammül edemiyorsa, temsil etmiyordur.

Bu kadar net.

Devlet ciddiyeti; filtreyle, montajla, drone çekimiyle olmaz. Devlet aklı; beğeni sayısıyla ölçülmez. Kamu görevi, kişisel vitrin değildir. Makam, egoyu koruma alanı hiç değildir. O koltuklar; pohpohlanmak için değil, hesap vermek için vardır.

Bugün beni engelleyenler şunu sanıyor olabilir:
“Görmezsek yok olur.”
“Duymazsak biter.”
“Engellersek mesele kapanır.”

Yanılıyorlar.

Algoritmayı susturabilirsiniz ama gerçeği susturamazsınız.
Bir hesabı engellersiniz ama bir şehrin çöküşünü engelleyemezsiniz.
Eleştiriyi gizlersiniz ama sonuçları gizleyemezsiniz.

Çünkü paylaşımlar uçar.
Filtreler silinir.
Videolar unutulur.

Ama ihmal edilen şehirler kalır.
Görmezden gelinen sorunlar büyür.
Ve bedel, er ya da geç ödenir.

Devlet yönetimi influencer’lık değildir. Belediyecilik içerik üretimi değildir. Milletvekilliği magazinel görünürlük işi hiç değildir. Bu makamlar; risk alma, sorumluluk üstlenme ve gerektiğinde bedel ödeme makamlarıdır. Eleştiriyi engelleyenler, yarın hesap vermekten de kaçamayacaktır.

Tarih şunu çok iyi bilir:
Kimin kimi engellediğini değil,

kimin hangi şehirleri ihmal ettiğini yazar.

Ve o tarih, filtre kabul etmez.

Necat KACAN

Eğitimci Araştırmacı Yazar


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —