Rafet Ulutürk

Tarih: 02.03.2026 11:53

En Doğru Yol: Köklerinden Güç Alarak Yürümek

Facebook Twitter Linked-in

En doğru yol hangisi?
Bu soru, her dönemin insanının zihnini meşgul etti. Kimi “ilerlemek” dedi, kimi “değişmek”, kimi de “geçmişi geride bırakmak”…

Oysa belki de mesele, ne sadece ilerlemek ne de sadece hatırlamaktır. 
Asıl mesele, yürürken ayağının bastığı zemini bilmektir.

Tarihi zemininden koparılmış bir toplum, pusulası bozulmuş bir gemi gibidir. Yola çıkar, hızlanır, hatta ilerlediğini zanneder. Ama yön duygusunu kaybettiğinde, rüzgârın önünde savrulmaktan başka çaresi kalmaz. 
Çünkü tarih sadece geçmişte yaşanmış olayların toplamı değildir; bir milletin hafızasıdır, karakteridir, refleksidir.

Hafızasını kaybeden insan nasıl kim olduğunu hatırlayamazsa, tarihini unutan toplum da kimliğini yitirir.

Ancak burada önemli bir ayrım var: Geçmişe tutunmak ile geçmişten güç almak aynı şey değildir. Tarihi sırtında yük gibi taşımak insanı yorar. Ama onu sağlam bir zemine dönüştürmek insanı yükseltir. Geçmiş, omuzda taşınacak bir ağırlık değil; üzerine basılacak bir temeldir.

Bir ağaç düşünün…
Dalları göğe uzanmış, yaprakları güneşi selamlıyor. Yaprak köke dönüp “Ben oldum, sen toprağın altındasın” diye alay edebilir. 
Çünkü görünür olan odur. Alkışı alan odur. Ama rüzgâr çıktığında ağacı ayakta tutan yapraklar değil, köklerdir. Fırtına geldiğinde gösterişli olan değil, derin olan dayanır.

Bugün kimi anlayışlar geçmişi küçümsemeyi ilericilik zannediyor. Oysa köklerini inkâr etmek cesaret değil, yüzeysellik göstergesidir. Kökünü inkâr eden ağaç, ilk sert rüzgârda devrilir. Ama köklerine saplanıp büyümeyi reddeden ağaç da kurur. Çünkü kök hareketi engellemez; hareketi mümkün kılar.

Demek ki en doğru yol, ne geçmişe saplanıp kalmaktır ne de geçmişi silip atmaktır.

En doğru yol; köklerinden beslenerek göğe uzanabilmektir.

Bir insan atasını, ninesini, dedesini unutursa sadece isimleri kaybetmez; tecrübeyi, iradeyi, direnci kaybeder. Bir millet tarihini unutursa sadece kronolojiyi kaybetmez; karakterini, ortak hafızasını, dayanma gücünü kaybeder.

Biz sadece bugünden ibaret değiliz. Dünümüzün birikimi, bugünün sorumluluğu ve yarının umuduyuz. Gücümüz, görünmeyen derinliktedir. 
Yüksek olmak istiyorsak önce sağlam olmayı öğrenmeliyiz.

Rüzgâr her çağda eser.
Değişim her dönemde olur.

Ama ayakta kalanlar, köklerini inkâr etmeden yürüyebilenlerdir.
İşte en doğru yol budur:
Köklerinden güç alarak geleceğe yürümek.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —